KUR’AN’I YIYEN KECI, RECM, ALLAH

KUR AN I YİYEN KEÇİ ve RECM

Keçi ve kız resmi. Aman Ayşe’nin başına gelen ondan uzak olsun!

Kur’an’ın tamlığı, eksikliği, ayetlerinin değiştirilip değiştirilmediği, Allah’ın İslâm öncesi putlardan olup olmadığı konularında yapılan tartışmaların hiç birisi yeni değildir. Bu tartışmalar Peygamberin ölümünü takip eden yıllarda da bu gündekinden çok daha ateşli bir şekilde yapılmıştır.

Peygamberin sağlığında, günümüz Türkiye’sinin üç katı büyüklüğündeki Arap yarımadası tek bir İslâm devleti haline gelmişti.

image004Bu sayede din de sadece Mekke, Taif, Medine (Yesrib) bölgelerini içeren Kızıldeniz kıyısında bir vaha olan Hicaz’da yaşayan Arap kabilelerinin dini olmaktan çıkmış bir devlet dini haline gelmişti.

Peygamberin ölümünü takiben arkadaşı ve kayınpederi olan Ebubekir’in iki yıllık hilafetinin ardından halife seçilen Ömer zamanında Ebu Süfyan ve yandaşları devlet içine sızmaya başlamışlardı. Osman döneminde bu biraz daha hızlandı. Osman ve Ali’nin öldürülmelerini takiben peygamberin vahiy kâtipliğini de yapmış olan Ebu Süfyan Bin Harb’in oğlu Muaviye’nin döneminde Emevi idaresine giren İslâm devleti peygamberin bıraktığı ahlak mirasının dışında bir yaşam sergiledi.

Hatta peygamberin soyunun tüketilmesi için yürütülen savaşlara peygamberin, Nur Suresinde de geçen “zina” olayıyla kalbi kırık olan eşi Ayşe’nin Cebel savaşında Ali’ye düşmanlığını ortaya koyması Müslümanları oldukça düşündürecek bir olaydır.

Gene Ayşe’nin şahitliğinde de görülen özellikle “Recim (Taşlayarak öldürme) ayetlerinin keçi tarafından yenilmesi de ayrı bir komplo teorisidir.

Recim Yahudilerin uyguladığı bir dini gelenekti. Kadınların örtünmeleri, eşleriyle ilişkilerini düzenleyen ayetlerin hiçbirisi peygamberin kendisinden on beş yaş büyük eşi Hatice zamanında inmemiştir.

Kadınların hayatlarını kısıtlayan ayetlerin Hatice’nin ölümünden sonra inmeleri, Recim olayından “ayet yardımıyla” yırtmış Ayşe’nin halini bir düşünün!

On beş, on altı yaşlarında bir kadın, gelenek gereği, eşi-peygamber tarafından kurayla seçilerek savaş meydanına götürülmüş, Hevdec denilen deve üzerinde kurulu, çevresi örtülü bir koltukta otururken çişi gelmiş ve yakında bulunan kum tepelerinin arasında kuytu bir yerde işerken hayallere dalmış. Sonra devesinin yanına gelirken bir de bakmış ki Zaferan kolyesinin bir halkasını koparmış Peygamber kızar diye geri dönüp boncukları toplamış ve gelmiş. Geldiğinde ne deve ne ordu var. Herkes gitmiş.

Hevdec-kadın taşımaSavaş meydanındaki ganimetleri, yaralı askerleri toplamakla görevli askerlerin komutanı Safvan b. Muttal onu bulmuş, yüzüne bile bakmadan bir Hevdec’li deveye bindirmiş ve getirip kocasına teslim etmiş.

Ancak, onlar gelinceye kadar herkes;

- “Allah’ın resulü karısını nasıl kaybeder?”

-Düşmanın eline geçtiyse, ne kadar hazine isterler?

-Savaşı kazandık ama peygamberin karısını kaybettik!

-Peygamberin de namusu elden gitti?

Gibi sorularla ortalık çoktan karışmış haldeymiş.

Safvan Bin Muttal onu getirip teslim ettiğinde gene söylenilenlerle de kafası karışmış peygamber dahil kimse tatmin olmamış.

Çünkü gelenek gereği savaş meydanında bulunan kadınların ırzına geçmek adetmiş ve Safvan’ın ya da bulan askerinin onun ırzına geçtiği konusunda dedikodular yayılmaya başlamış.

Peygamber bir buçuk ay yanına girmemiş. Sonra Ayşe annesinin evine gitmek zorunda kalmış. Aradan bir buçuk ay daha geçmiş.

Peygamber, Ayşe’nin masum olduğunu bildiren ayetin indiğini söyleyerek Ayşe’ye rahat olmasını söylediğinde Ayşe’nin verdiği cevaba dikkat ediniz. On altı yaşında “recim” korkusuyla üç ay yaşamış genç-masum bir kızın yaşadığı ölüm korkusunu hayalinizde canlandırın.

İşte Ayşe bu habere bile sevinip ayağa kalkıp kocası peygambere saygı göstermeyeceğiniz ve sadece masumiyetini bildiren Allah’a hamt edeceğini söyler.

Kocası Talip tarafından “Tecavüze uğradığı için” burnu kesilen 19 yaşındaki Afgan kadını Bibi Ayşe ABD’de tedavi altına alınmış! Ağustos 2010 Zina iftirası atarlar, taşlarlar, tecavüze uğrarsın, burnunu keserler, tecavüzcünle evlendiriler veya gene bir şekilde öldürürler. Ne şeriat kanunuymuş bu böyle?

Burada Ayşe-Muhammed arasında ipler kopmuştur. Bu ifade bunu apaçık sergilemektedir;

“…Ne zaman ki Resülullah açıldı, gülüyordu, ilk söylediği kelime şu oldu:

-“Müjde ey Aişe! Rahat ol, vallahi Allah, seni kat’î olarak akladı” dedi. “

-“Hamd, Allah’a; ne sana, ne de ashabına” dedim.

Annem, dedi “Kalk ona!” Ben;

-“Vallahi ne ona kalkarım, ne de beratımı indiren Allah’tan başkasına hamt ederim” dedim…” (E.H.Yazır Nur Suresi  24:11. ve 24:20. Ayetlerin tefsirinden)

Diğer yandan, Arapların bazıları Ayşe’nin babası Ebubekir’den Cebrail olabileceği zannıyla korkuyorlardı. Yezidilerin kutsal kitapları Mushafı Reş’te Cebrail adı Ebubekir ile eştir ve Yezidilerin tanrılarındandır. Muhammed zamanı araplarında Yezidilik-Sabilik gelenekleri hala canlıydı.

Zengin ve güçlü bir aşireti de vardı. Peygamberin en yakın arkadaşıydı. Bu özellikleri yüzünden Ayşe’yi aklayan ayetlerin siyasi olduğu inancı da yayıldı. Çünkü ayet inerken peygamber “sara krizine” benzer bir sayıklama krizine giriyordu.

Peygamberin sağlığında da böyle “vahiy aldığı iddiasında bulunan çok sayıda sahte peygamberi halk görüp biliyordu.

Bunlardan birisi de İbni İshak’ın yazdığına göre Yemenli,  Ezd  (Yezidi) kabilesinden Yemame Müslim Rahmani’dir. Hatice’nin kervanında çalışırken ve sonra evliliği dönemlerinde peygamberlik öncesinden Muhammed bu kişiyle tanışırdı. O da “Er Rahman” adlı bir tanrıdan vahiy aldığını söylüyordu. Er Rahman, Suriye Sabilerinin bereket, bolluk ve Ay Tanrısıydı. Daha çok “Er Ramman, Hadad, Adad…” adlarıyla da bilinir.

Allah (El Lah) zaten Hicaz Araplarının en büyük tanrısı, Menat, El Lat, El Uzza’nın (Necm 19-24) babasıydı. Peygamberden yaklaşık 3000 yıl önceleri Ürdün Petra Krallığında tapınılan bir tanrıydı.

Kur’an’da “Allah” adlı bir sure yoktur ve “55’nci” sure olan “Er Rahman” Suresi vardır. Bu yüzden, Allah putuna tapınmayı bırakmak istemediklerini söyleyen Hicaz Arapları peygamber Muhammed’i şöyle tehdit etmişlerdi;

“…Bize ulaşan bilgiye göre, Yemame’deki şu adam, Rahman denen kişi öğretiyor sana Müslümanlığı. Kuşkun olmasın ve yemin ederiz ki, biz hiçbir zaman Rahman’a inanmayız.” demişlerdir. (Kynk-Siret-ül İbn İshak, Muhammed Hamidullah 180/254)

Koç Başlı Suriye Sabi, Asur tanrısı Er Ramman veya ileri dönemlerde dönüşen adıyla Er Rahman. Baltası savaşı, yıldırımları yağmuru, ilahi cezayı, bereketi, başında dört boynuzu çift koç başlı oluşunu simgeler. Asurluların tahtırevanında taşınırken.

Peygamberin ölümünden sonra İslâm kültürünü derleyenler bu adamın hakkında bilgilerini kaybettiler ve ona “Müslüm”(Boyun eğen, temiz insan) olan adını değiştirerek “Müseylime” yani “Çok Yalancı” dediler ve işitildiğinde nefret uyandırabilmek için “kezzap”  adını da eklediler. Ayrıca Esved ül-Ansi, Tuleyha Bin Huveylid, Secah  gibileri de vardır. (Kynk- (Kaynak: Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi 1/61)

İsra Suresi 110’ncu ayette geçen “İster Allah deyin ister Rahman deyin en güzel adları onundur…” ifadesine de konu olan bu karmaşa, zamanla dönüşerek şu şekilde yorumlanmaya başlanılmıştır;

İsra Suresi 110- “De ki: İster “Allah” diye dua edin, ister “Rahmân” diye dua edin Hangi isimle çağırırsanız, güzeldir.

Çünkü en güzel isimler hep O’nundur, O eşsiz zatındır. Resulullah (s.a.v) bir gün Mekke’de “Ey Allah, ey Rahman ” diye dua ederken müşrikler işitmişler. Ve “Muhammed bir ilâha davet ediyordu, halbuki kendisi iki ilâha dua ediyor” demişler. Onlara cevap olarak Allah’ın bu emri inmiştir. Yani yüce Allah’ın birçok isimleri vardır ki onlar, en güzel isimlerdir. En yüksek güzellik, ululuk ve saygı ifade eden en güzel isimler hep O’nundur. Bunların herhangisiyle olursa olsun dua caizdir…” (E.Hamdi Yazır İsra S. 110. Ayet Tefsirinden)

Bu tespit sizlere inandırıcı gelmediyse, Hicret öncesinde Mekke’de indiği bilinen ve iniş sırasına göre “18’nci” sırada olan Kafirun Suresi(109)’nde peygamberin Mekke’nin putlarına tapmayacağı açıkça yazılıdır. Başlangıçta yaydığı dini bırakması ya da orta yol bulunması konusunda Muhammed ile Kureyşliler arasında birçok pazarlıklar yapılır. Bunlardan birisini okuyalım;

“İbnü Hişam el Kalbi “Siyer”inde der ki: “Bana gelende: Resulullah (s.a.v.) Kâbe’yi tavaf ediyorken Esved b. Muttalib b. Esed b. Abdi’l-Uzza ve Velid b. Muğire ve Ümeyye b. Halef ve As b. Vâil es-Sehmî önüne gerildiler, bunlar kavimleri içinde yaşlı kimselerdi. “Ey Muhammed! Gel, biz senin taptığına tapalım, sen de bizim taptığımıza tap, biz ve sen (bu) işde müşterek olalım. Eğer senin taptığın bizimkinden hayırlı ise biz ondan nasibimizi almış oluruz ve eğer bizim taptıklarımız seninkinden hayırlı ise sen de nasibini almış olursun.”

İşte bu pazarlıktan sonra “6” ayetlik Kâfirun Suresi iner ve ipler kopar;

109-KAFİRUN:

1 – “De ki: Ey kâfirler”

2 – “Sizin taptıklarınıza ben tapmam.”

3 – “Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.”

4 –“ Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.”

5 –“ Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.”

6 – “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”

“Tek Tanrı” öneren peygamber nasıl oluyor da iki tanrıya dua edebilirdi? Allah zaten Kureyşlilerin de Suriye ve Irak Sabilerinin de taptığı bir tanrı olmasının yanında Süryani Hıristiyanlar İsa peygamber onların Allah’ı olduğundan “İbn el Allah el Mesihiye” (Allah’ın oğlu Mesih) ve Mısır’lı Kıpti Hıristiyanlar  da “İbn el Allah Rabb el alemin” (Alemlerin Rabi Allah) diye İsa peygamberi yüceltiyorlardı.  Oysa Kur’an’da “Er Rahman Suresi(55.)”  kapı gibi durmaktadır.

İslâm’ın devlet dini yapılması ve eski Yezidi geleneklerin tekrar sokulması için müdahaleler yapıldığı gün gibi görünmektedir.

Buradan gerisi sizin takdirinizedir!

Bu gerçekler ışığında eski dinlerin etkileri henüz kalplerinde olan ve yeni bildirilen dinle eskilerini birleştirip orta yol oluşturarak yeni dine uymaya gayret eden yetişkin insanların çelişkili dini yorumlarını bir yana bırakalım, peygamberin en yakın arkadaşının kızı ve peygamberin karısı olmasına rağmen, ispat edilememiş bir zina iddiası yüzünden üç ay ölüm korkuları ile ömrünü tüketmiş, yaşama kahretmiş, “16” yaşında taşlanarak öldürülmekten son anda yırtmış Ayşe’nin yerine bir başkası olsa o Kur’an’ı kesinlikle yakardı!

Neyse ki yakmamış.

Yaksaydı bunlar olmazdı!

Yaksaydı bu güne kadar öldürülmüş olan halen de öldürülen kendini savunmaktan aciz milyonlarca çocuk ve yetişkin yaşta kadının hayatını kurtarırdı. Diğer yandan on üç kadar haçlı seferinde ölecek ve halen 2001’’den beri ABD-AB ikilisinin koalisyonlarıyla yürütülen Haçlı Seferlerinde öldürülen bir milyon Iraklı milyonlarca Afgan, Sudan, Libya, Mısır Müslümanlarının da hayatlarını kurtarırdı.

Recm ve kurban 21’nci yüzyılda Müslümanlar çağdışı gösteren en önemli olayların başındadır ve Müslüman olmayan ülkelerde milyonlarca internet sitesinde Müslümanların “yeryüzünden kazınmaları gereken türler” oldukları yazılmakta ve lanetler edilmektedir.

Şimdi şu Kur’an’ın yetmiş sayfasını keçi nasıl yedi? Konusunu okuyalım;

(Alıntı’dır)

Nafî İbn-i Ömer’den nakleder ki: “Hiçbiriniz ben “Kur’an’ın tümünü öğrendim” demesin. Çünkü ne biliyor Kur’an’ın bir çoğu kaybolup gitmiştir. Sadece desin ki ben Kur’an’dan ortada olan kısmını öğrendim”

El-İtkan (Suyûtî), c.2, s.25

Allah’ın koruduğu Kur’an bu mu? Keçi yedikten sonra kaçıncı baskı acaba? Topkapı Sarayında en eski Kur’an 10.yüzyıla ait!

“…Fakat Allah Kuran’ı koruyacağını açıkça belirtmiştir;

Hicr 9. “Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”

Taa ki o Mübarek keçi Kur’an’ın bazı ayetlerini yiyinceye kadar;

Aişe (r.anh) nakleder: “Recm ve büyüklerin on defa süt emzirmesi hususundaki ayetler benim yatağımın altında bulunan bir sayfa üzerinde yazılı idi. Peygamber vefat edince Peygamber’in vefatıyla meşgul olduk da keçi gelip onları yedi.” (Kynk-Dar-e Kutni, c.4, s.105, İbn-i Mâce “Sahih Muslim”, Hadis 2634, c.1, s.625)

Mübarek keçinin yediği ayetler recm ile ilgili idi. Ayşe, Müslim ve Tırmızi’nin bize aktardığı hadislerde bu ayetlerin varlığından söz etmiştir;

Aişe(r.ah) derki Peygamber(s) vefat edinceye kadar Recm ayeti okunurdu… (Kynk-Muslim c. 4. s. 167, Tirmizî, c.2, s.309)

Ömer duruma müdahale etmek istemiş, fakat “Allah’ın sözünü değiştirdi” ya da “Allah’ın sözü üstüne söz ekledi” diyeceklerinden korkup çaresiz kalmıştır.

“…Keçinin yemesi sonucu Kuran’dan çıkan taşlama ayetini Ömer Kuran’a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi…” (Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Muslim, Hudud 8/1431; Ebu Davut 41/1; Itkan 2/34).

Kenz-ül Ummal’da Ömer b. Hattab’ın Müsned’inden naklen, Ömer’in Hüzeyfe’ye şöyle dediği nakledilmiştir: Ömer b. Hattab bana dedi ki: “Ahzap suresinin (ayetlerini) kaç olarak sayıyorsunuz?” Ben de “72 veya 73 olarak” dedim. O da şöyle dedi: “Oysa (büyüklükte) Bakara suresine yakındı! Recm ayeti de onun içindeydi.”

Meksika’da bir belediye başkanının recm olayı!

(Bu durumda keçi sadece Ahzab Suresinin Recm ayetini değil, iddia edildiği gibi en az yetmiş sayfayı yemiştir. Çünkü Bakara Suresi tam “286” ayettir. Demek ki en azından keçi, 210’dan fazla ayeti yürürlükten kaldırmıştır.)

“…Kenz-ül Ummâl, c.2, s.480.Aynı rivayet şu Müsned-i Ahmed’de Ubeyy b. Ka’b’dan nakledilmiştir.; c. 5, s.132. Yine Beyhaki de nakletmiştir Sünen’inde: c. 8, s.211. Müstedrek-üs Sahihayn, c.2, s.415, c.4, s.359.
Übeyy b. Kab bana şöyle dedi: “Ey Zerr, Ahzap suresini kaç (ayet) olarak okuyorsun?” Ben de;

- “Yetmiş üç” dedim. O zaman şöyle dedi:

-“Oysa Bakara suresine benziyordu; yada ondan da uzundu!! Biz onda recm ayetini de okuyorduk.”

Bir nakilde ise şöyle geçer: “O (Ahzap suresinin) sonunda şöyle diyordu: “Evli erkek ve evli kadın zina ettiklerinde, onları elbette recm edin!! Allah’tan bir ceza olarak; ve Allah Aziz ve Hekim’dir!”

(Bu hesaba göre Ahzap suresinden 200′ü aşkın ayet eksilmiştir.)…” (Kynk-Kenz-ül Ummâl, c.2, s.567, Ed-Dürr-ül Mensûr (Suyûtî), c. 5, s180.)

“…Hz. Ömer (ra)’i hutbe verirken dinledim. Şöyle demişti:

Kuzey Irak’ta Yezidi Kürtlerin “9” yaşındaki kızı, “Saço göründü” diye recm etmeleri! Ayşe zamanında recm kuralları böyleydi.

-Allah Tealâ hazretleri Muhammed (sav)’a hak (din ile) gönderdi ve O’na Kitabı indirdi. Bu indirilenler arasında recm ayeti de vardı! Biz bu ayeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Resulullah (sav) zina yapana recm cezasını tatbik etti, ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum: Aradan uzun zaman geçince, bazıları çıkıp: “Biz Kitabullah’da recm cezasını görmüyoruz (deyip inkâra sapabilecek ve) Allah’ın kitabında indirdiği bir farzı terk ederek dalalete düşebilecektir. Bilesiniz, recm, kadın ve erkekten muhsan olanların zinaları, -delil veya hamilelik veya itiraf yoluyla- sübüt bulduğu takdirde, onlara tatbik edilmesi gereken Kitabullah’da mevcut bir haktır. Allah’a kasemle söylüyorum, eğer insanlar:

- “Ömer Allah Teala’ nın kitabına ilavede bulundu” demeyecek olsalar, recm ayetini (Kitabullah’a) yazardım…” (Kaynak: Buhari, Hudud 31, 30, Mezalim 19, Menakibu’l-Ensar 46, Megazi 21, İ’tisam, 16; Müslim, Hudud 15.)

keykubat /adilyargic/ adilyargicc

Recm Videosu;http://keykubat.blogspot.com/2008/12/ite-eriat-ve-ocuklarmz.html#axzz2ETercPMF

Recm Haberi-

1-http://www.keditor.org/haber_2236.html

2-http://www.keditor.org/haber_2236.html

About alaeddinyavuz

50 years old man, blogger, anti war, antiemperialist, socialist,1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye
Bu yazı Arkeoloji-Dinler Tarihi içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s