UYUŞTURUCU TÜCCARI AB-D ÜLKELERİDİR


DÜNYANIN EN BÜYÜK UYUŞTURUCU TÜCCARLARI ABD VE AB ‘DİR.

Mısır tanrıçası Şeşat Cannabis/Hint Keneviri ile

Esrar ve Afyon tanrıların keyif maddesi olduğundan tüm dinlerin dini ayinlerinde vecde gelmek, tanrıya ulaşmak için istişarede, tapınaklara mürit bağlamaktan Hasan Sabbah’ ın ölüm fedailerine kadar kullanılmıştır.

İngiltere, borca batırıp Duyuni Umumiye ile topladığı vergilerine el koyduğu Osmanlıdan, sömürgesi olan Hindistan’dan bedava aldığı bu uyuşturucuları, sömürgelerinde adil görünmek, kendini sevdirmek için çalıştırdığı ülkelerdeki işçilerine ve kölelerine ücret öder, her derde deva diye satarak bağımlılar haline getirdiği bu insanlardan ödediği parayı fazlasıyla geri alırdı.
1830-1850 yılları arasında Çin imparatorunun oğlu da Esrar bağımlılığından ölünce adam esrar yüklü İngiliz gemilerini yaktırdı .
Sen misin bunu yapan, Çinlilerde olmayan uzun menzilli toplara sahip iki donanma gönderip bütün Çin ordusunu uzaktan imha etti ve kara harekatıyla noktayı koydu.
Çin resmen aciz kaldı ve uyuşturucu bağımlılığı bütün İngiliz, Hollanda ve diğer sömürgelerde gelenek oldu.
20.yy. da eroin ve morfin eklenerek bu yayıldı. İlk yasaklar Almanya ve ABD den geldi. İngiliz korkusundan diğer milletler yasaklayamadılar.
II. DÜNYA savaşı sonrası yeni dünya hakimi ABD bu yasakları teşvik ederek, Komünizm karşıtı olup, Dinlerin dindarların koruyucusu olarak kendini vazgeçilmez kıldı.
SSCB’yi frenlemek için kurduğu Çin’in SSCB ile dostluğu işi bozunca başlattığı soğuk savaşı 1991’de kazandı. Afganistan’a üs yaptı. Ülkeye İngiliz İslam’ı Vehhabiliği egemen kıldı ve Afyon dışında ülkede hiç bir üretimi desteklemedi.

CIA raporlarına göre Afyon ve Kokain ürünlerinin kaçakçılık haritası

Bütün Amerikan askerleri generallerine kadar uyuşturucudan zengin oldu.
Meksika keneviri Marihuana esrarını ABD senatörleri bizzat yürüttü. Kendi kurdukları mafyalar aracılığı ile ticaretini yaptılar. Hatta Arjantin’den getirdikleri muzların içinde ülkeye soktular. Bu işlerine uygun Noriega gibi diktatörler beslediler.

Avrupa Birliği ülkeleri, emperyalist olduklarından işçi sınıfına daha fazla pay verdiler ve küçük burjuva işçi sınıfı türedi.
İşsizlik maaşları bizde çalışandan yüksektir. Hatta devlet memurları da bu gruba dahildir.
İnsan buldukça azar örneği, AB ülkeleri de daha fazla istemek için toplumsal olay çıkarabilecekleri endişesiyle ülkelerinde uyuşturucu, cinsellik, çeşitli dini akımları ve Hindu geleneklerini birlikte vererek çalışan emekçi kesimin beyinlerini oyalamaktadır.

Haşhaşilerin günümüzdeki temsilcileri. FETÖ de bunlara dahildir. Soy olarak hepsi Haşhaşidir

Eski TRT programcısı Banu Avar hanımın TRT’den ayrılmadan önceki görevinde çektiği “Sınırlararası” Belgeseliydi sanırım, bunlardan birinde AB ülkeleri akademisyenleri ile yaptığı röportajda AB’li yetkili durumu aşağı yukarı böyle açıklamıştı.

Uyuşturucu geçekten korkunç zararları tespit edildiğinden yasaklanmıştır. Ama insanlar bunların tüccarlarınca “Bana bir şey olmaz”  gibi öz güven verme yanında bunların tıpta ilaç olarak kullanıldığını söyleyerek bile satmaları mümkündür.
Her türlü ağrı ve sızıyı dindirecek bir ilaç henüz keşfedilmediğinden gerçekten de ağrı kesiciler, antidepresanlar, bilumum barbitüratlar haşhaş ve kenevir bitkisinden yapılmaktadır ve dedikleri doğrudur.
Ama bağımlılık yaptıklarından eczaneye aspirinle alışan çuval dolusu ilaçla gezer hale gelmektedir.
Çünkü, bir ilacın yan etkisi ikinci hastalığı tetikler, onun için alınan üçüncü ilacın yan etkisi de dördüncü, beşinci hastalıkları tetikler. Bunlar için verilen yatıştırıcılar, ağrı kesiciler zamanla vücut alıştığından etkileri kalkar ve daha güçlü uyuşturucu isteyen vücuda en ağır uyuşturucular verilir.

Haritada da, geri bırakılmış, işgal altındaki İslam ülkelerinden çıkan uyuşturucu, batılı sermayedarların memurları olan din ve devlet adamlarınca bürokratlar ve parlamenterlerce korunarak batıya ulaşır.

İnsan ister  resmi kurumlar ister sokak satıcıları kanalıyla uyuşturucu müptelası olabilmektedir.

Uyuşturucuyu reçeteli alınca yasal, sokaktan alınca yasak olur.
Yasak olan şey caziptir.
Cinselliği arttıran, kansere, ruhsal rahatsızlıklara mucize ilaç efsaneleri, ekonomik sistem mağduru fakir aile çocukları kara talihlerinin acılarından kurtulmak için bu maddelerle kafa yaptılar.
Ama, üretici İslam dünyası suçlandı.
Çünkü Avrupa Birliği ve ABD’nin uyuşturucu trafiği yıllardır Afgan Taliban, bizde PKK gibi İslam ülkelerinde kurulmuş terör örgütleri üzerinden işletilmektedir.
Buna karşı çıkacak bilgi birikiminde veya niyetinde bir İslami savunma kurum veya kuruluşu ya da devleti yoktur.
Nedeni de aynı terör örgütlerini kuran ve işleten AB-D ülkeleri hükumetleri de bürokrasileri de kendi kurup işletir haldedir.
ABD – İngiliz memuru AKP döneminde olduğu kadar uyuşturucu kullanımı hiç bir zaman artmadı.
AKP, en büyük halk düşmanı çıktı.

Bazı deliller verelim;

 

 

 

İslam tarihi boyunca “Alkol/İçki Yasağı” ile uğraşan tarikatlar aslında Hristiyan ve Yahudi tarikatlarıydı.Yahudi kabilelerinden Rekavlılardan Yehodonav, içki içmeyi kabilesine yasakladığı için tanrının takdirini kazanmıştı.

Nasıra’lı Ferisi Yahudilerinin yaptığı Hristiyanlık dini de Rekavlılardan ibret alarak veya akrabalıklarından dolayı olsa gerek içkiye hor bakmıştır;

Matta İncil’i ;

Mat.26: 29 Size şunu söyleyeyim, Babamın egemenliğinde sizinle birlikte tazesini içeceğim o güne dek, asmanın* bu ürününden bir daha içmeyeceğim.”

*”Asma” nedir bilmeyenler, asma üzümün yetiştiği bitkinin adıdır. Üzüm meyvesidir.
Oysa Kuran’da içki ile ilgili inen ilk ayet Nahl 67 ‘dir ve içki övülür. Neden acaba?
Çünkü, peygamberin koruyucusu Hz. Hamza şarapçıydı. Hatta peygamberin içtiğini iddia eden çok sayıda yazı bulmak mümkündür.
Sonra neden üç ayet indi?
Sabi, Arap, Yahudi geleneğinde “üçleme/teslis” vardır  aramızda bile “Allah’ın emri üçtür” deyişi yaygındır.
Hz. Ömer ve onunla dine katılan Muaz (Bakara 219, Nahl 67 E.H.Yazır tefsirlerini okuyunuz) peygambere giderek “içki serhoş ediyor Allah’a bir daha danış, ne diyor” derler.
Bu da “Peygamber, böyle olmazsa arkanda olmayız ” demektir. Allah da enayi değilya üç ayetle ilk ayeti çürütüvermiş.
1805-1815 yılları arasında İngiliz dini Vehhabiler Taif, Mekke,Medine’yi ele geçirdiklerinde iki şeyi yasaklamışlardı;
İçki ve nargile ile tütün içmeyi.
Ama esrar yasağı yok.
Aynı yıllarda İngiltere’nin en büyük ana kraliçesi Viktorya çağında da içki ve tütün yasakları tartışılıyor.
Tesadüf müdür?
İngilizlerden bağımsızlığını kurtararak bebek imparatorluk olarak doğan ABD’de de içki yasakları meşhurdur, şimdi anlatmayalım uzun sürer.
Kısaca, içki ve sigara yasağı ile Müslüman görünenler neden uyuşturucu bağımlılığına zirve yaptırdılar dersiniz?
Vehhabiler ile çalışan ve onların destekleri ile iktidar olan ülkemizin 16 yıllık değişmez iktidarında uyuşturucu tüketimi raporlarını okuduk.
Şimdi dışarı açılalım;
Ağrı kesici, yatıştırıcı, antidepresif ve diğer uyuşturucu
ilaçlar da dahil olmak üzere Amerika’da kişi başına düşen
uyuşturucu masrafı ABD’de 1.100 ABD Doları ile başı çekmektedir
14 yaşında uyuşturucu bağımlılığından en çok ölümlerin olduğu
Avrupa Birliği ülkeleri içinde Türkiye ortalarda. Öyleyse biz
“Uyşuturucu serbestisini savunanlara ” kulak tıkayacağız.
Tıp doktoru olan bu Ortodoks Yahudi Din adamı
Rabbi Yosef P.Glassman, cannabis/Hint keneviri/esrar kullanımının
Tevrat’ta derin kökleri üzerine yazdığı makaleden bir sayfa resmi.
merak eden çevirtebilir.
Sümer, Mısır,Babil, SabiYahudi geleneklerinde olur da Hristiyanlıkta
esrar olmaz mı? İşte, Adem’i aldatan yasak bitki Hint keneviri/Esrar
bitkisi önünde duruyor.
Bu da işin makarası. Allah esrar çekmeye geliyor.
Osmanlı sarayında cariyelerin esrar partisi
ABD San Fransisko’da esrar partisi
Cezayir’de esrar partisi
Vatikan ve Yahudi ortaklığında artan esrar
kampanyasına tepki.
Esrarkeş Meryem Ana
İspanyolca resimde “Yahudillik, esrarı yasallaştırıyor” yazılı.
İbranice üst yazıda Tevrat’ta “Cannabis/esrar” adı işaretlenmiş.
İngilizce bilgiler de esrarın yetiştiği bölgeleri tanıtıyor.

Koşer yahudi internet sitesinde Yahudi din adamları olan Rabi’lerin esrardan tablet şeklinde haptan sulusuna çeşitli ilaçlar yapıp sattıkları işleniyor.
Aynı yazının devamı;
İsteyen tercüme ettirsin. Kısaca, esrar ve uyuşturucunun
dini kökenlerini de Yahudilerin bunu yaydığını da
böylece kanıtladım.
Google görseller ve tüm haberler bölümlerinde sayısız bilgi mevcuttur. Türkçe dilinde ise bizim bunları bilmemize gerek görülmüyor demek ki? Bilgi isteyenler hükümete başta baskı yapabilir.Benden insanlık hizmeti bu kadar.

Takdir sizindir.

Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

Reklamlar
Güncel Siyaset içinde yayınlandı

ABD NATO KRİZLERİ FIRSATTIR


SİYASETTE SAYGINLIK KAZANMANIN TAM ZAMANI.

Dünya savaşı sonrası, İngiltere teşviki, ne olur ne olmaz endişesi ile, 1947’de ilk NATO müracaatımızı yaptık.1948’de devrimcilerin Yunanistan’da başarılı olmasıyla gelen ortak ABD-İngiltere işgali korkusuyla balıklama dalıp, Korelere, nirelere uzanan Efendi-Köle ilişkili NATO üyeliğimiz aleyhimize başladı.

11/9/2001 ikiz Kule komplosuyla ilan edilen son Haçlı Seferi ile İslam dünyasının yeniden işgaline mecburen biz de yataklık etmek zorunda bırakıldık.

Sizi böyle çizmediler mi?

16 yıl sonunda tekrar İki Kutuplu Dünya ortaya çıktı ve köleler ABD – NATO çetesine dikilmeye başladılar.

Bunun verdiği endişeden kuduran ABD,AB ile arayı açtı.
Almanya Çeklerle ordu kurdu. Bunu 23 AB ülkesinin kurduğu ortak AB ordusu izledi.
İngiltere “Brexit” yaptı ve ABD ile ortak oldu.
Avrasya oluşumu Türkiye’den doğusunu birleştiriyor.

Üstün akıllar soruyor;
Natodan çıkalım mı?
Birileri de çıkamayız diyor. Bunlar, ağırlıklı olarak Ychpkkfetö oluşumudur.
Bir daha düşünmekte fayda var.
Hala, “Nato kafa nato mermer” miydi neydi işte öyle kalmamak lazım.

Suudi Arabistandan Pakistan’a Türkiye’den Katar’a ABD-NATO ilişkilerinde El Nino kasırgaları esmeye başladı.
Derken ortak NATO tatbikatında Norveçli aslen Kürt kimlikli bir asker, Atatürk ve Erdoğan resimleri konulmuş hedefler çizip hedefe dikivermişler.
Haber “Taze Atatürkçümüzün” kulağına üflenmiş, o da tatbikattan çekilmeyi onaylamış.

15 TEMMUZ tiyatrosu yanında gözyaşları içinde kalacak bir tiyatro değilse bu, yerinde gösterilen tepkiler, hamamda kadın kavgasına dönüşüp çirkinleştirilmeden medenice NATO dan ayrılma yolunda adım atılmalıdır.

İran’a ABD ambargosunu, Rıza Sarrafla delme yolsuzlukları yüzünden de hem reis hem de ülke baskı altındadır.

Acilen, ABD ve Nato çetesi hakkında “Uluslararası hukuku çiğnemek, komplo ile Müslüman dünyasını işgal etmek, yağmalamak, milyonlarca masum kadın, erkek ve çocuklara tecavüz, işkence , darp yapmak, yok yere Müslüman ve Hristiyan dünyasında kamuoyu yaratmak için patlatılan bombalar, sniperlarla cinayetler işlemekten” Lahey Adalet Divanına dava açılmalı, mağdur ülkeler taraf olarak konulmalıdır.

Böyle bilindiler

Eğer bu divan davayı kabul etmezse, kurum “adaleti temsil etmediğinden” RTE ve ülkemiz hakkında yapılacak baskılar protesto edilerek baskılar savuşturulabilir.

Bu da Türkiye’yi EZİLEN ülkeler nezdinde onurlu kılacaktır.
Bush ve çetesinin, komplocu küresel sermayenin, onların ordusu olan NATO çetesinin yargılanmasını isteyen milyonlara güç vereceksiniz.

ATATÜRK olmasanız da RTE olabilirsiniz.
Fırsat şimdi, haydi meydana…
Yalnız bu iş, geçmişteki tiyatrolara benzemez, fatura kabarık olabilir.

Alaeddin Yavuz
NATO günahlarını Müyesser Yıldız hanım yazmış. Yazımın ne kadar yerinde olduğu görülecektir.
http://odatv.com/iste-nato-darbesinin-sebebi-1911171200_m.h…

Güncel Siyaset, Hukuk ve devlet içinde yayınlandı

ENSEST AKP TROLLARI SADECE KÜFÜR ÜRETEBİLİYORLAR +40


+40 YAŞ UYARISI…

Ben bu yazıları ne için yazıyorum?

Dinlerdeki cinsellik başta her türlü sapıklıkları gözler önüne sermek için.

Bu insanlığa ne kazandıracak?

Yobazlığı önleyecek, İslam dini dahil her dinde yeni küresel sermayenin şatanist Teke Şeytan Dini Bafomet kültünü şırınga etmesini önleyecek, toplumların geleneklerini korumalarına özen göstermelerini sağlayacak.

Neden Türklük hakkında yazıyorum?

Türk milletine hak etmediği halde yapılan 1400 yıllık saldırıların AKP döneminde aralıksız 13 yıl sürmesi yüzünden bir Türk olarak nefsi müdafaa yapmak, insanlığa ve başta Türklere, Türklerin aşağılık kavim olmadıklarını göstermek için.

Neden hükumeti eleştiriyorum?

Hükumet bu saldırılan kıblesi olduğu, dış güçlerin destekleriyle iktidara getirilip korunduğu için, onları da vatanseverliğe teşvik etmek için.

Bu yazılarımda saldırılacak ne var?

Yukarıda yazılanları yapanlar hedeflerine ulaşamayacaklarından korkuya kapılıyorlar da ondan.

Yazılarıma yorum olarak, ne yazının içeriği ne eksiği ne fazlası ne de yorum hataları dile getirilmiyor. Kullandığım kaynaklara kimsenin diyebileceği bir şey olmadığından onlara da eleştiri yok

Demek ki her şey mükemmel.

Peki sorun ne?

Önce maaşlı troller hükumetlerinin sürekli değişen siyasetlerine ayak uydurmaktan başları döndü yıldızlar görerek yaşar hale geldiklerinden fikir değil aşağılık küfürler üreten, saldıran, tehdit eden aşağılıkça sahte kimliklerle gezinen, sadece küfür etmek bloglar açan bir daha unutan, iyiyi de kötüyü de ayıramayan, muhalifse her şekilde korkutma, tehdit, yıldırma eylemlerini sürdürmektedirler.

Hükumet olan partiye çalıştıklarından her şeyi sınırsızca yapabilmektedirler. Hiç bir konuda ciddi bilgileri olmayan ve sadece sayılan alçaklıkları yapabilen tiplerle devleti hükumet eden siyasi iktidar bunların birinci derecede sorumlusudur.

Yazılarıma küfürler “Hakan”1 adını kullanan bir trol tarafından yapılmıştır. “Hakan” adını genellikle güney doğu Anadolu yöresinden Kürt Yezidileri kullanır. Ancak Türkçe de olduğundan Türklerde de yaygındır. Ama bu kişinin trol olduğu kesin çünkü RTE ile ilgili paylaşıma da küfür etmiş. Bu şahıs gerçekten dini ve milli değerleri yoğun olan kimse olsaydı, dinlerin bilinmeyen yönlerini yazdığım için bir düşünme olanağı yarattığım için teşekkür ederdi.Çünkü belgesiz bir tek cümle yoktur.

Ha, dindar büyüdü ve bu geleneklerden haberi yok okudu şok oldu?

Bu yazıda bir tek din geçmiyor ki? Bilinen en yaygın dinlerin kitaplarından belgeler var.

Bu durumda bu şahıs paralı tutulmuş, maaşlı bir maşa olarak düşünülür, çünkü ete de b..ka da saldırıyor.

Sonra deniliyor ki bizden adam çıkmaz?

Başka ülkelerden çıkanların yazdıkları yazıları dilimize çevirip verdim zaten. Kendime ait adamakıllı yorum bile yok yazılarımda. Her sapıklığı yorumlasam bana edilen küfürleri o sapık ayetleri yazanlara ve yaşayanlara etsem ki böyle bir şey asla göremezsiniz.

Hoş görüsüz, benden değilsen yok ol yaşama diyen, zıtlıklara kör bakan toplumlar köle olur.  Saldıranlar da zaten üç kuruş para karşılığı satın alınmış köleler değil mi ki?

İşte bir kölenin durduk yerde küfürlerle yaptığı saldırıya benim de hoş olmayan tepkilerim;

 

 

Ben yazımı bloguma koymuşum, görsel yazılı basında reklamı yoktur. 5,5 milyar Google blogu içinde gel bunu bul ve saldır. Bu ancak AKP dönemine rest gelmiş bilgi, kültür, sanat eseri düşmanlığı, vandalizmdir.

Durduk yerde size saldırıp böyle hakaret ve küfürler eden birine mecburen küfür edeceksiniz, mahkemeye verseniz bunlar 50.000 cıvarındaymışlar galiba uğraş dur.

Sonunda aydınlar neden yazmıyor, neden topluma önder olmuyor denildiğinde bu örnekleri aydınlar asırlardır yaşamıyorlar mı sanki?

Durduk yerde adamı günaha sokan zavallı vandallar ve onları besleyerek önlerindeki engelleri kaldırdıklarını sananlardan daha zavallı kimler olabilir?

Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

Güncel Siyaset, Hukuk ve devlet içinde yayınlandı

FACEBOOK İÇERİK ENGELLERKEN ADİL DEĞİL


Her zaman olduğu gibi bu gün gene facebook ile cebelleştik. Bildiğiniz gibi ben din temelli cinsel sapıklıklar, istismarları inceleyip bu konuda yazılar yazan biriyim. Yazılarımda da bunlar görülecektir.

Hiç kimsenin onurunu, şerefini incitecek cinsel içerikli bir materyal paylaşımında bulunmam.

Bu günkü konumuz, “Çıplak Tavaf Geleneği”ni gösteren Hindu hacılarin Ganj Nehri kıyısında çekilmiş toplu bir ibadet resminin Facebook tarafından “cinsel içerik” olarak kaldırılmasıdır.

Önce facebook’un bu konudaki ilkelerini görelim;

Facebook’un bu ilkelerinde “ibadetlerin pornografi, seksi materyal oldukları” yazmıyor.

Hinduların hac ibadeti ne pornografi ne de cinsel ilişkidir. İlişki olanlar var ama onlar tapınak duvarlarına asırlar öncesinde yapılmış tanrı ve tanrıça kabartmalarıdır.

Sonra yayınladığım “Hac resmi” budur;

Paylaştığım hac resmi budur. Bu cinsel içerikli materyal mi yoksa ibadet şekli midir?

600 milyon Hindu’nun ibadetini “cinsel içerikli materyal olarak tanımlayan ve kaldıran facebook’u tebrik etmek lazım.

Geçmişte kaldırılan ve aynı gerekçe ile facebook sayfama süreli giriş yasağı, yorum ve paylaşım engeli getiren “çıplak tavaf” resimlerini de ekliyorum.

Hindu Devotees seek blessing of a naked sadhu as he takes a dip and prays at the banks of river Ganges during the Kumbh Mela in Allahabad on February 13, 2013.Prashanth Vishwanathan/HELSINGIN SANOMAT

Bu da Ganj nehrine koşan Hindu hacıların telaşını gösteriyor.

türban-takıp-tül-elbise-giyerek-oynayan-abla_569713

Sizce bu hanım Tapınak Fahişeliği dini mensubu değilse nedir? Bu da cinsel içerik değil midir?

Bunlara bakarak cinsel orgazm olacak insanın da aklına şaşarım. Bunu yapan eşeğe, ördeğe, tavuğa 90’lık yaşlı kadına da hatta insan ve hayvanı geçtik su damacanalarına da tecavüz edenin mahkeme kararları basında hala vardır.

Bunları neden veriyorum. Çünkü bu geleneklerin aynıları İslam çağında ve öncesinde Kâbe’de vardı ve Muhammet 630’da Mekke’yi ele geçirdiğinde bu tür sapkınlıkları, bunları yapan Ortodoks Yahudi, Hristiyanlar ile Yezidi (Mecusileri) yasakladı.

Bunları işlemenin ne yararı var ki, meraklısı bilir, isteyen araştırsın diyebilirsiniz. Ben de araştıranlara dilimizde materyal sağlamak yanında, daha peygamberin ölümünü takiben yapılan Ebu Süfyan ve Oğlu Muaviye önderliğinde yapılan darbe ile, Roma Hukukunda eski Yunanlı ve Yahudilerin kurbanlarını diri diri yaktıkları “Ge-Hinnom (İbranice); Cehenne (Grekçe) dilimize Cehennem” olarak geçmiş ateş kuyularında eşcinsellerin yakmasını, birinci, ikinci derece akrabalarla ve çocuklarıyla evliliğin yasaklanmasını emreden M.S. 542’de yapılan Jüstinyen Yasalarına sadık kalacak şekilde yazılmış ayetler dışında eski sapkın pedofilik, kulamparalık içeren geleneklerine döndükleri, geçen 1400 yıl içinde de çıkartılan mezhepler ve tarikatlar ile bunların aleni olmayan ayinlerinde bu sapkınlıkların sürdüğü inancındayım.

İsrail’deki Ge Hinnom-Gehenna(e), adı verilen insan ve hayvan kurbanlarının yakıldığı ateş kuyusu

03 kasım 2002 genel seçimleri sonrası AKP hükumeti ile başlatılan “Dinlerarası Diyalog” ve “Ilımlı İslam” projelerinin de İslam’a çok benzeyen Sabi, Süryani Hristiyanlığü ve Habeş Hristiyanlığı temelli Gregoryen Ermeni Hristiyanlıklarının harmanı olan Nurculuk ve  Işıkçılık sözde İslami tarikatları ile dinin tamamen İslam çağındaki sapkınlık ibadetlerine dönüştüğüne inanıyorum ve delillerini yıllardı yazdım, yazıyorum.

Bu konuda “19.yy. mason İslam Dinleri”, Deliüzzamanı Saidi Kürdi’nin Hristiyan, Yahudi Vatikan Kökenleri”, “Ftullah Gülen Müslüman değil Bahai Dini lideridir”, “Ayetullah Humeyni’nin Seks Kitabı”…  keykubatblogsotcom blogumdaki yazılarım gibi İslam’ın namaz- 30 gün oruç, haci tespih, tavaf, çok eşlilik, pedofili, kulamparalık, eşcinsellik içerikli dini gelenekleri örnekler verebilirim.

Şimdi bu adam hangi dinin HACI’sı? Bu HACI’nın aşağıdaki resimdeki gibi mahrem bölgelerinin ortaya çıkacağını, dinen bunun uygun olmadığını, cezasının en az bir öküz kurbanı olduğunu söyleyenler buna söylememişler midir? Hiç bir hacı bu adamı uyarmamış mıdır?

Bu resimde ortaya serilmiş cinsel bölgenin gösterilmesi de görülmesi de “bir öküz kurbanıyla af olunur” diye söyleyen ve resmi facebook’a şikayet eden hacının ifadesiydi. Ama bu resim bence KAZARA değil KASTEN verilmiş bir pozdur. Çünkü Vehhabilerin Yahudi oldukları apaçık ortadadır. Kâbe’de hac sırasında bir başka hacı tarafından çekilip internette paylaşılmıştır. Daha sonra bu teşhirlerden rahatsız olan bazı cahil dinciler tarafından şikayete uğramış ve sorgusuz sualsiz facebook tarafından kaldırılmış ve bana süreli kullanamama cezaları verilmiştir.

Yukarıda verdiğim iki resim de Hindu Hacıları aratmayan resimlerdir ve bunlar, peygamberin Kabe’ye girişlerini yasakladıkları Kafirler ve Müşrikler değilse kimlerdir?

İşte gördüğünüz resimler de bu sapkınlığın artık “İslam” adıyla ayyuka çıktığını kanıtlamaktadır. Buna tepki göstermesi gereken benim gibi Ateistler değil Müslümanlar olmalıdır.

Ben dindeki bozulmayı, değişimi ve dönüşümü gözler önüne sererken bu resimlerin “cinsel içerikli” görülerek kaldırtılmasını sağlayan Müslümanlar (?!) bence Müslümansalar cahil ve ahmaktırlar veya bu dini bozanlardan olup Müslümanların uyandırılacağından korkanlardır. Malum asırlardır kurdukları düzenleri çökebilir.

Şimdi size farklı Hacı resimleri vererek yukarıdaki resimlerdeki sapık kıyafetle hac edenlerin uyarılmamış olamayacaklarını kanıtlayacağım;

Bunda bir yarı çıplaklık var ama bu oldukça eski bir gelenektir.

Bu da olağan kabul ediliyor

Örtülü bayanların yanında üstünü açmış zenci sizce ne kadar kaidelere uymuştur? Sokakta görseniz kafasını yararsınız

Bu resimde orta yerden geriye üçüncü adamın bütün örtüleri düşmüştür. Şeytanın azizliğine gelmiş, Adem baba gibi kalmıştır. 🙂

Bunlar da tavafa giden hacılar . Hal bu iken yukarıdaki pozlarda tavafa bir insan nasıl gidebilir?
Müslümanların, dini değerleri olanların bu tespite teşekkür edeceğine engellemeleri hangi mantığın, hangi aklın ürünüdür?

Yorumları size kalmıştır, her insanın beyni bilgi birikimine göre işler. Bilgi yoksa beyin bir halta yaramaz.

1400 yıldır İslam-Haçlı savaşları vardır ve son olarak 30 Ekim 1919’da İslam Haç’a yenilmiş, şimdi Haçlılar, üzmeden sinsice İslam’ı haçlıya dönüştürmektedirler.

Bu fikrimi destekleyen belge ve deliller bu blogumda sayılamayacak kadar fazladır. Dedim ya aklı bilgi ile dolu olana lafımız kâr eder, boş kafalıya kurşun bile neyler?

Facebook yetkilileri Polis ve adliye ile çalıştıklarını söylemektedirler, bunu yazmışlardır, görelim;

Polisle çalıştığını söyleyen “ahlaklı(!) facebook

Sonra bir kaç gereksiz yere vatandaş engelleme bildirisi daha verelim, ki bu yazının amacı budur;

Cinsel içerik tanımı

“Çıplaklık içeren” tanımı insanların cinsel arzularını körüklewme amaçlıdır. Yukarıdaki resimlerin amacı bu değildir. Akıl fikir izan lütfen.

Facebook 24 saat engelleme vermiş sanki pornocuyuz. En büyük porno sayfaları facebook-Facesex tonla site-sayfa var

“24 saatlik engel yasasğı”. Ulan Hintli Hacılar sizi ille de yayınlayacak, bu “Din Tüccarlarına” nispet, inandıkları dinin kökenlerini belgeleyeceğim. Gün olur kendileri pişman olurlar. Zaten olmaya da başladılar.

İnsanlar sapıklıkta son noktayı Adem babadan beri yaşıyorlar, sapıklık dinlerden eğlence merkezlerine, gizli fuhuş yerlerinden evlerde arkadaş toplantılarına her şekilde yaşıyor. Hatta bu facebook yasaklarını uygulama emri verenlerin siyasi kanatları cumhuriyet tarihinin en büyük cinsel suçlama altında kalan hükumetidir.

Facebook yetkilileri cinsel içerikli materyal ile dini içerikli materyalleri ayırt etsinler. Toplumu korumak için devletin önce devlet ve tarikat okullarındaki tacizleri ve tecavüzleri önlemesi, “6” yaşında çocukla evlenilir diyen Hayrettin Yıldız’in sapık beyanını, binlerce yıldır, Sümer, Sabi, Hindu, Akad, Babil, Mısır, Grek geleneği olduğu ortadayken “İslami bularak” karar vermesi adaletin yüksek mevkilerini işgal eden bazı yargıçların kültür düzeyini göstermektedir. Bu yazıda işlenilen konular da bu kültür düzeyini yukarı çekmek, din, mezhep, tarikatlar ve öteki dini, mezhebi ve siyasal akımlarla parçalanmış halkımızı ve insanlığı tek potada toplamayı amaçlayan bizler haksız yere suçlu ilan edilmekteyiz.

Bunun nedeni de “doğru-yanlış” ayrımını yapması asırlardır verilen cehalet içerikli tarikat dogmaları ile yetişerek, devlet mercilerine hizmet için gelmiş insanlarımızdır. Bu tür bilgiler geçmişte verilebilseydi bu kadar yanlış düşünecek insan mutlaka bulunamazdı bile. Tarikat ileri gelenlerinin de bu bilgilere ulaşmaları sağlansaydı onlar da bu sapkınlıklara mutlaka yer vermezlerdi, çünkü insanın doğası birdir.

Şu resim olsa cinsel içeriklidir çünkü tahrik amacı taşır;

 

Bu resim, giysili de olsa cinsel arzuları coşturur. Bu anlaşılır ama face bunu olağan karşılıyor çünkü giysilidir.

Bu resim bile Hindu hacılara göre en azından giysili ve örtülü, yani daha ahlaklı olmasına rağmen buna bakan cinsel tahrik olur. Bu anlaşılır ama bu da dinsel uzuvları örtülü bir hanımdır ve adamı yakan ise kadının fizik ölçülerinin uyandırdığı tahriktir.

gstringili çarşaflı

Bu G-Stringli türbanı Müslüman hanımın sokak veya plaj kıyafeti tamamen cinsel içerik değil midir?

Amsterdamda güneşlenme

Hollanda Amsterdam’da parkta güneşlenen Hollandalılara da cinsel içerik denilebilir mi?

Cinsel içerikli olan bunlardır ve yasaklanması da uygun değildir.

Haksız mıyım?

“Allah herkese akıl, fikir, izan versin, sen kendini ortaya atma” derdi büyüklerim.

Suç ile mücadele varsa asıl suçlar bunlardır.İşte resmi kurumların istatistikleri google görsellerden siz de bulabilirsiniz;

 

Gerçek suçları işleyen suçluları görmezden gelip, kültürel amaçlı paylaşımları “cinsel içerikli” diye tanımlamak Facebook gibi bir kuruma yakışmıyor. Facebok yakıştırıyorsa onun ne kadar kültürel birikimi olduğunu kendi onaylamış olur. Yani cehalette boğulmaktadır.

Facebook bu tutumuyla cehaletini kanıtlamış bir kurumdur.

İşte bu yanlışları da izah etmeden, göze sokmadan olmuyor. İslam diyorsun asırlar önce elden gitmiş, ötekiler farklı mı? Hepsinde kendinin nasıl değiştirildiğinin tarihine kadar bilgiler vardır. Yazdık da görmeyenler görsün diye. Onlar için arşivden araştırma yazılarımı okumanız gerekir.

Sonuç olarak, devlet veya bazı kurumlar ne kadar çabalarsa çabalasınlar, dinlerin “Bereket Tanrısı Dinlerinin” ibadet şekli olan Tapınak Fahişeliği Kültü ile bağlarını yok edemezler. Gerçekler ortadadır. Olmamış, gelmemiş, inmemiş dinleri abartarak oluşturulan yobazlık ortamı bilinç kirliği yaratarak sapkınlıkların artmasına neden olmaktadır.

İnsanlara dinlerin, geçmişte sadece tanrılarının-tanrıçalarının sevgilerini öyle kazanacaklarına inandırıldıkları için ibadet olarak binlerce yıldır süregelen cinsel ve davranış olarak da sapkınlık olan grup halinde biseksüel cinsel ilişki ibadetlerinden hayvan ve insan kurbanına uzanan ama bu gün iğrenç ve sapıklık olarak görülen davranışlar gösterilmelidir. Bunları resim ve video gibi görsellerle öğrenen insan da kendi doğası gereğince aklın yolunu seçecektir.

Sapkınlık günümüzde dahi gizli açık her şekilde zaten sürmektedir.
Bunu engellemek için Hindu hacı resimlerini engellemek ile olacağına inanmak bence boş bir tedbirdir, sadece bunları merdiven altına iter ve yaygınlaştırmaya yarar.
Yukarıda verdiğim hacılara ve Müslüman kadınların resimlerine, Vehhabilik adı altında eski tapınak fahişeliği ibadetinin, Ilımlı İslam anlayışı altında ortaya çıkmasının delilleridir. Herkese göre ayrı bir İslam olan bir İslam dünyasında yaşıyoruz.

DİNİ İBADET OLAN BİR RESMİ “CİNSEL İÇERİK” DİYE YORUMLAYARAK YAPILAN FACEBOOK YASAĞI, MÜSLÜMANLARA DİNLERİNİN NASIL DEĞİŞTİRİLİP DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜNÜ ANLATMAYA GETİRİLEN BİR YASAKTIR.
BEN PORNOGRAFİ YAPMIYORUM.
DİNLER PORNOGRAFİK İSE BEN NE YAPAYIM?
İNSANLAR BİLMESİN Mİ?,

FACEBOOK’A GÖRE BU PROFİL RESMİ NUDİTY/ÇIPLAKLIK DEĞİLMİŞ DEMEK?

NUDITY PROFİL

BU NE FACEBOOK

Takdir sizindir.

Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

 

 

 

 

Güncel Siyaset, Hukuk ve devlet içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi

MUSA GÜLLER HEM YAZI HIRSIZI HEM YALAN YAZIYOR


BU YAZI KÜLTÜR VE SANAT ESERLERİ HIRSIZLIĞI YAPAN VE YALAN YAZAN BİR YAZARI TEŞHİR ETMEKTEDİR. KESİNLİKLE KİŞİSEL HAKLARA GİRMEZ.

İŞTE HIRSIZLIK YAZISI

Konuyla ilgili yazılarımdan sadece birinin linki;
https://keykubat.blogspot.com.tr/2011/02/yezitler-suryaniler-ve-nurcularin.html
Resimlerin ve bilgilerin çalındığı blog yazılarımdan birisi
http://adilyargicc.blogspot.com.tr/2011/05/masonlastirilan-dinlerimiz-ve-siyasi.html
Sabilerin din kitabı Cinze-Ginza di Rbba çeviri metinleri barındıran araştırma çeviri yazım. Diğer bloglarımda da daha önceki çevirileri vardır
https://alaeddinyavuz.wordpress.com/2015/07/23/sabilerin-kutsal-kitabi-dinleri-ibadetleri-her-sey/

 

MUSA GÜLLER’İN BU YAZISI VE RESİMLERİ BENİM BLOGLARIMDAN ÇALMADIR. KAYNAK VERMEMİŞTİR. GİNZADİ RABBA KİTABINDAN TÜRKİYE’DE TÜRKÇE’YE ÇEVİRİ YAPAN İLK YAZARIM, CÜMLELERİ BİLE BANA AİTTİR

İBRAHİM PEYGAMBER SÜMERLERE GELMİŞTİR, SÜMERLER TÜRKTÜR YALANLARI.
MUSA GÜLLER’İN YALANLARI TEVRAT’A GÖRE,İBRAHİM SÜMER’E DEĞİL BABİL’E GELMİŞTİR. ASLINDA YAHUDİLER ONU KENİZE ARAPLARINDAN ÇALMIŞTIR. “YAHUDİ KÜLTÜ” YAZIMI OKUYABİLİRSİNİZ. BU YÜZDEN YAHUDİLER YAKUPOĞULLARI=İSRAİL ADINI TAŞIRLAR. MUSA GÜLLER BURADA SAÇMALAMIŞ. GÖKTÜRKÇE’Yİ NEREDEN ÖĞRENDİN, TÜRKİYE’^DE NEREDE ÖĞRETİLİYOR? HANGİ SÖZLÜĞÜ KULLANDIN SÖZLÜK ADI, YAZARI YOK. SÜMERCE’DE İSLAM NE DEMEKTİR? İSLAM ADI SÜMER DİLİNDE DEĞİL ARAMİ DİLİNDE VARDIR. BU DA GÜLLER MUSA’NIN CEHALETİDİR. KISACA YAZDIKLARI TAM BİR CEHALETTİR. BU ADAM KİTAP YAZARI BEYLER, ALIP OKUYORSUNUZ SONRA.

 

 

 

 

 

MUSA GÜLLER GİBİ CAHİL VE IRKÇI OLANLARIN YAZILARINI OKUMAYIN.
IRKÇI DA OLSA YALAN, ÇALINTI YAZANLARI, ATIN..
BÜTÜN TÜRKLERİ MÜSLÜMAN SAYAN, BİNLERCE YILLIK TÜRK TARİHİNİ 1400 YILLIK ARAP İSLAM TARİHİNE SIĞDIRAN, SÜMERLİLERİ BİLE HEM MÜSLÜMAN HEM DE TÜRK YAPAN SALAKLARA İNANMAYIN.
ÖRNEK METİN ÇEVİRİSİ-LİNKLİ ALTTADIR.;
Kazakistan etnik, din, dil durumu;
1999 sayımına göre %54 Kazak, %30 Rus, geri kalanları Özbek, Çeçen, Alman, Kore, Ukrayna, Uygur ve çok az sayıda da Yahudi soylular vardır.
Din;
9.yy.da Araplar Kazakistan’ın güneyini işgal ederek İslam’ı tanıttılar. 1000 yıl sonra Rus yerleşimciler Ortodoks Hristiyanlığı tanıttılar. Ekim Devriminden sonra bütün dini kilise ve camiler yıkıldı, dinler yasaklandı. 2007’deki duruma göre nüfusun %47’si Sünni, %44’ü Ortodoks Hristiyan, %2 protestan ve diğerleri de %7’dir.
Ayrıca, Sovyet dönemi dinleri halka unutturamamıştır. Yukarıdaki oranların dışında Türk tengrizmi ve animist inanışlar gereğince dünyayı tuttuğuna inanılan ruhlar, yer, gök, su ve ateş ile hayvanların bazıları hala kutsal sayılmaktadır.
Dil;
%64 Türk Kazak dili, ve iş görüşmeleri ile eğitimde herkes devlet dili Rusça konuşur…
Kadın ve Erkek;
Kadınlar devlet memurluğu-müdürlüğü, sekreterlik, bankacılık, güzellik uzmanlığı/makyaj, polislik gibi dallarda iş hayatının yarısında yer alırlar. Kızların okullara gitme oranları her yıl artmaktadır, gençler arasında alkol yaygınlaşmaktadır.Aile yapısı babaerkildir kırsal bölgelerde kadınlar ev içi işleri yaparlar…
Okuduğunuz yazının orjinal İngilizce metni ve “Türkler Din fahişesidir” diyerek koca Türk tarihini 1400 yıllık Arap İslam tarihi ile belirleyen salak Türkçülerden Musa Güller yazarın yazısı.

Okuduğunuz yazının orjinal sayfa resmi

 

 

 

 


http://www.newworldencyclopedia.org/entry/Kazakhstan

TÜRKMENİSTAN’DA DİN

İslamiyet’ten önce Türkmenistan’da en yaygın dinler öteki Asya ülkelerinde olduğu gibi Zerdüştlük, Budizm ve Hristiyanlıktı. Yedinci ve sekizinci yüzyıllarda gelen Arap işgalleriyle zaman içinde İslam hakim din konumuna yükseldi

Türkmenistan’da  bu gününü ezici çoğunluğu Sünniliğin Hanefi koludur. Çok küçük bir İran kökenli yerel toplulukça İran Şiiliği uygulanmaktadır. Türkmen toplumunda, ilahi bir aşkla tanrıyı bilmeyi öğrenerek ona yaklaşmak için çileci harmanı bir Sufi dini anlayış yaygındır. Sufilik, illi sanatlarını, edebiyatlarını ve hatta yerel siyasi yaşamlarını da büyük ölçüde etkilemiştir.

Yirminci yüzyılda nüfusun büyük çoğunluğu Avrupa kültürüne göre şekillenmiştir.  Ortodoks, Katolik ve Luterci Hristiyanlığa geçenler olmuştur. Devlet, Katolik kilisesini ve Ortodoks Hristiyan kiliselerini diğer dini inançlar arasında saymaktadır.

https://www.advantour.com/turkmenistan/religion.htm

Dini İnançlar;

Türkmen devleti laik bir devlettir.  Bağımsızlık ilan edildiğinde dine ilgi orta derecede bir dalgalanma gösterdi ve Türkmenler akrabalık ve yakınlıkları bazında etnik kimliklerinden çok İslami miraslarına sahip çıktılar.

Türkmenistan’da öteki dinler de temsil edilmekteyse de Türkmenler çoğunlukla Sünniliğin Hanefi okulundandırlar.  Yedinci- Sekizinci yüzyıllara Arap ve Pers işgalleri Orta Asya’ya İslam’ı getirdi. Ama Türkler aynı anda birden ve aynı derecede bu dine dönmediler.  İslam dinine dönmeleri, örneğin  Yörük Türk kabilelerinin (Türkmenler gibi) resmi temel dini ayinlere karışmak şeklinde zamana ve yere bağlı olarak ortaya çıkarken  Zerdüştlükten kalan Nevruz kutlamaları gibi geleneklerini de kutlamaya devam ettiler. Ve hala çoğu İslam öncesinden kalan Gök Tanrıları için “mavi ve yeşil  Gök” işfadesişni kullanırlar.  Türkmenler 10.yy.da  İslam’a dönmeye başladılar.  Türkmenler, Müslüman kimliklerinin arkasında eski geleneklerini uygulamaya devam ettiler.

Dini Uygulamaları;

Dini önderlerini  mistik Sufi geleneklerine göre “Molla” veya “İşan”  ya da “kazis” olarak anarlar ama bunlar ruhbanlar olarak görülmemelidir. İbadet eden gruba en yaşlı olan önderlik eder.  1992’de hükumet en yüksek dini otorite olan “kızyet”in kurulmasını onayladı.  Merkezi Asya Müftülüğünden ayrılmalarından sonra Türkmen önderliği İslam’ı milli kültür olarak ilan etti. Dini İşler Komitesi (Genes)  yeni devletin devlet başkanına bağlandı.

Dini Törenleri ve Kutsal Yerleri;

Ay takvimine göre hesaplanan ama Gregoryen takviminin her yılın farklı gününe denk gelen günlerde dini Ramazan bayramlarını “Uraz Bayramı” adıyla oruç tutmanın sonunda, ve ondan 40 gün sonra da Gurban Bayramlarını koyun keserek kutlarlar.

Sovyet döneminde açık olan sadece birkaç cami olduğundan Türkmenlerin çoğu evlerinde ibadet ederlerdi . Bağımsızlıktan sonra yeni camiler inşa edildiyse de dini büyüklerin türbelerinin ziyaret edilmesi en sevilen uygulamalardan biridir.  Bir din büyüğünün mezarını ziyarete giden Türkmen, hastalıktan kurtulmak, çocuk doğurmak ve iyi kısmet için dua eder.

Ölüm ve Ahret İnancı;

Türkmenler Komünizm zamanında bile İslami geleneklerine göre ölülerinin törenlerini yerine getirirlerdi. Kadınlar cenaze alayına katılmazlardı ama yedi günlük anma orucu tutmaya,  kırkını ve ilk ölüm yıl dönümünü kutlamaya katılırlar. Türkmenler, öleni anarken “öldü” yerine “aradan çıktı” deyimini kullanırlar.

Türkmenistan’da dini anlatan sayfanın orjinalinin resmi

http://www.everyculture.com/To-Z/T-rkmenistan.html

ÖZBEKİSTAN CUMHURİYETİ

Özbekistan Respublikası

Başkent=Taşkent

Dil=Özbekçe

Resmi tanınmış yerel dil=Karakalpak dili

Irklar arasında iletişim dili=Rusça

Irklara Bölünme;=Özbek%80 , Rus %5,5 ; %5-5,5 Tacik ; %03 Kazak;  %2,5 Karakalpak, %1,5 Tatar; %2,5 Diğerleri.

Orta Asya’da altı bağımsız Türk devletinden birisidir . Batısı ve kuzeyi Kazakistan, doğusunda Kırgızistan, Tacikistan, güneyinde Afganistan ve Türkmenistan komşularıdır. 1991’e kadar SSCB’nin bir parçasıydı. Türk konseyini gözlemci üyesidir.

İlk önce İranlı Samaniler sonra Timur imparatorlukları idaresinde yaşadı, sonraları kuzeyden gelen Özbek Yörük Türkleri 16. Yüzyılda bölgeyi işgal ettiler ve doğu Türk dillerinden olan Özbek dilini konuşurlar. Etnik gruplar içinde çoğunluk Türk dillleri ailesinin dili olan Özbekçe konuşan Özbeklerdedir.

  1. yüzyılda Özbekistan Rusya İmparatorluğu ile birleşti ve 1924’de Sovyetler Birliğinin bir cumhuriyeti ilan edildi. Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla anıldı. 1991 Aralık ayında bağımsızlığını kazandı.

 

Özbekistan’da Din

Bağımsızlığı elde ettikten sonra 1992 Anayasasına göre inanç özgürlüğü anayasal güvenceye alınmıştır ve devlet dini olmamasına özen gösterilmiştir. Irki kökeni Özbek olanların başlıca inançları Sünniliğin Hanefi mezhebidir. Fakat, son yıllarda Vehhabi mezhebi gelişmektedir.  Nüfusa göre Müslümanların oranı %88, Doğu Ortodoks Hristiyanları %9, diğerleri %3’tür.

2002’de Özbekistan’da Yahudi nüfusu 30.000 Aşkenazi Yahudileri,  Buhara Yahudileri sayılmış ve bunların Taşkent, Buhara ve Semerkand’da  yaşadıkları belirtilmiştir.  Bağımsızlıktan sonra Yahudilerin 70.000’i İsrail ve ABD’ye göç etmişlerdir.

Öteki azınlık dinleri Kore Hristiyanları, Vaftizciler, Roma Katolikleri Luterciler,  İsanın  tekrar dirileceğine inanan Yedi Gün  Adventistleri, Evancelistler , Pentecostal Hristiyanları, Budistler, Bahailer ve Hare Krişnacılardan oluşmaktadır.

Yazıda, Özbekistan’da 30.000 Yahudi’nin Buhara-,Semerkant, Taşkent’te yaşadıkları 1991’lerde İsrail ve ABD’ye 70.000 Yahudinin göçtükleri, Sünni-Hanefiliğin temel inanç olmasına rağmen son yıllarda siyasal İslamVehhabiliğin arttığını, Yahudi, çoık sayıda Hristiyan mezhebi, Budist ve Krişna Hindu dinine inananların olduğu yazılıdır. Musa Güller salağına göre binlerce yıldır Türkler başka dinlere geçerek Din Fahişesi olmuşlardır. Bu Türklüğe küfür etmenin yeni bir yolu olsa gerekir. Bu kadar salakça bir tespit yapan, hatta siyasal ve ekonomik sistemlerin adlarını da birbirine karıştıran cahil ve hırsız bir adam Almanya gibi ülkede kitap bastırıp ülkemizde satabiliyor.

Türkçesi -kısa özet -yukarıda yazılıdır.

Yazının tercüme edilmemiş devamı

BU YAZININ HİÇ BİR RESMİ KAYNAĞI YOKTUR VE UYDURMADIR Yukarıda verdiğim belgelerde sadece  yeterince her dinden Türk olduğunu belgelemiş oldum

 

 

 

 

 

 

 

BU YAZILAR YALAN VE UYDURMADIR ÜSTTEKİ İNGİLİZCE SAYFA RESİMLERİNDE Türklerin Müslüman, Yahudi, Histiyan, Budist Zerdüşt dinlerinde oldukları işlenmektedir.

 

 

Arkeoloji-Dinler Tarihi, Hukuk ve devlet, Tarih içinde yayınlandı | ile etiketlendi

FEODALİTEDEN CUMHURİYETE TARİH YOLCULUĞU


FEODALİTEDEN CUMHURİYETE TARİH YOLCULUĞU

Bilinen tarih boyunca antik Yunan/Grek şehir devletlerinden Roma emperyalist cumhuriyetine kurulan cumhuriyetlerin hepsi ilkel dini gelenekler esasına göre kurulmuş devlet rejimleriydi.

Amerika’nın İnsan Hakları Beyannamesi

Günümüzün çağdaş demokrasi anlayışının temeli olan 1776’da İngiltere’den bağımsızlığını kazanan Amerika Birleşik Devletlerinin kurulmasını takiben Fildelfiya eyaletinde yazdığı Amerikan anayasası, 15 Aralık 1791’de, anayasasına “Amerikan Devletinin, bireyler üzerindeki haklarını sınırlayan “The Bill of the Rights” adıyla bilinen İnsan hakları beyannamesi ile aşağıda okuyacağınız din temelli şeri devlet rejimlerinin koruyup yaşattığı köleci, insanın özgürlüğüne engel olan geleneklerin kaldırılmalarını ve diğer özgürlük, bağımsızlık, eşit ücretli çalışma, sosyal güvenceler, evlenme, boşanma, mülkiyet edinme, köleciliğin yasaklanması çağdaş insan haklarını belirleyen hakların yazıldığı meşhur İnsan Hakları beyannamesi ile atılmıştır.

Elbette, Amerika’da ve Avrupa’da gelişen demokrasi ve eşitlik anlayışının, mezhep savaşlarına boğulmuş Fransa’da galip gelerek 1789’da yapılan Fransız devrimini atlamak olmaz.

1917’de Rus Ekim devrimini takiben ülkemizde 29 Ekim 1923’de ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, gerçek anlamda kurulmuş ilk demokratik rejimlerdir.

10 Kasım 1938’de İsmet İnönü’nün yaptığı İngilizci darbe ile sona eren büyük önderin zehirlenerek öldürülmesi ve batı esaslarına göre cumhuriyet kurulması çabaları bitmiştir. Aşağıda okuyacağınız, 1000 yıl İslami mezhep ve tarikatlar olarak gizli-kripto yaşamış dini ve etnik azınlıkların Osmanlı sonrası 11 Kasım 1938 itibarı ile yeniden devleti almasıyla başlayan “geriye gidiş” ile cumhuriyet kazanımları 1950 Menderes hükumeti, Amerikancı 1960,1971, 1980 darbeleri ve muhtıralarının getirdikleri işbirlikçi, yıkıcı, gerici, dinci faaliyetler desteklenmiş, cumhuriyeti anlaşılmasına, yaşanmasına fırsat vermeden elden çıkartmaya başlamışlardır.

Deliüzzaman-ı Saidi Kürdi aslında Süryani inançlı Bitlis Ermeni devşirmelerindendir.

Bunların en yıkıcı olanları, orduya Saidi Kürdi Deliüzzaman’ın Nurculuğunun 1950’lerde sokulmasını, önceden Gregoryen Ermeni dönmelerinin tarikatı olan Işıkçılık tarikatı imamı olan Fetullah Gülen’e 1967’de, İngiliz imali Kürt Vehhabiliği adını verdiğimiz Süryani, Yezidi, Yahudi Bagratunilerin de dinlerinin İslam Tarikatı adıyla gizlendikleri Nur Cemaatinin CIA tarafından F.GÜLEN’e teslimi, 1980 askeri darbesi sonrası da devletin bu tarikata teslim edilmesidir.

Amerika Birleşik Devletleri ve Derin Nato teşkilatı ile ülkemizdeki işbirlikçi siyaset ve devlet adamlarınca desteklenen bu kripto ihanet yapılanmasının devleti tamamen ele geçirmesi ise 03 Kasım 2002 genel seçimleri ile iktidara gelen AKP hükumeti döneminde olmuştur.

Aşağıdaki resim onların nasıl sahte Müslüman olduklarını göstermektedir.

AKİF BEKİ’NİN YAPTIĞI PUT TANIMI HALA GİDİYOR. İSLAMCI BİR CUMHURBAŞKANI NEDEN YAPTIRDIĞI SARAYIN AÇILIŞİINDA MEVLİT OKUTMAK YERİNE, KATOLİK HRİSTİYANLIĞIN RUHANİ ÖNDERİ PAPA’YI ÇAĞIRIP VAFTİZ ETTİRİR? BUNU ALKIŞLAYAN MİLLET DE ONUN MİLLETİDİR BUNDAN ŞÜPHE YOKTUR.

21. yüzyıl başında ülkemizde ABD-AB-Derin NATO ve yerli işbirlikçilerinin çabaları ile iktidar edilmiş en son “TANRI KRAL” örneğinden sonra şu feodaliteden cumhuriyete olan insanlık macerasına, kısa yoldan Roma’dan başlayalım.

Osmanlı’dan da önce Anadolu Bizans/Doğu Roma imparatorluğuydu. 540’lara gelindiğinde Ayasofya’yı inşa ettiren Jüstinyen Astrogot-Vizigot (Almanlar)ların eline geçen Batı Roma’yı Doğu Roma ile birleştirmiş ve 541’de çıkardığı yeni bir anayasayı uygulamaya koymuştu.

İslam’ın doğduğu çağda Roma Haritası ve Etnik yapısı

Anadolu Roma tebalarının yaşam biçimleri de bu yasalara göre belirlenmişti.  Yasanın esasını eski Etrüsk dini, Sabilik, Tevrat, İncil ilkeleri teşkil ediyordu.

Etrüsk soylu Roma halkı tek eşliydi, ama Sabi dini Cinze (İng:Ginza d Rbba) kitabı ilkelerine göre aile yapısı şekillenmişti.

Cinze kitabına göre, Tanrı Hay (Bakara 155, Ali İmran 2 ayetlerde geçer) Adem’e; “

-“Ey Adem, zenginlik olsun diye sana oğullar, kızlar ve mallar verdik. Onlar senin karıların ve kölelerindir. İstediğini kurban edebilir veya öldürebilirsin. Onları kadın gibi kullanabilir, köle olarak satabilir veya borcuma karşılık köle olarak kiraya verebilirsin, içlerinden sana sadık olanı seçip mirasçı tayin edebilirsin. Diğer çocukların da mirasçı tayin ettiğin oğluna köle olarak hizmet etmek zorundadırlar.” demektedir.

Bu emir aynen Tevrat geleneklerine geçmiştir. İbrahim, 100 yaşında bulduğu İsmail’i veya Yahudi Tevrat’ına göre İshak’ı kurban etmekten çekinmemiştir. İshak sütten kesilip üç yaşına geldiğinde İbrahim ziyafet vermiştir. Ancak, İsmail bu törende kardeşi İshak’ı cinsel olarak aşağılayan sözler ve bakışlarla alay edince kardeşini babasından önce cinsel olarak istismar ettiğinden Sara anayı kızdırmış ve İsmail anası köle Hacer ile Mekke çöllerine sürülmüştür.

Hile ile kör babası İshak’ı kandırıp kendini peygamber olarak kutsatan Yakup, büyük oğlu Ruben’i genç karılarından birisiyle kendi yatağında yakaladığı için onun peygamberlik hakkını vermez ve kardeşlerini kendisine ihbar eden Yusuf’u seçer. Kardeşleri de bu yüzden Yusuf’a düşman olur. Çünkü ona köle olmak istememektedirler.

Bu ilkel, köleci, ensest Sabi geleneği, Jüstinyen anayasasında ensest evliliklerin yasaklanmasına ve Tevrat Levililer kitabına sokulmasına rağmen, Davut peygamberin Kral Saul’un oğlu ile eşcinsel aşkı, Davut’un çocuklarının kız kardeşlerine tecavüzleri örnek alınarak dinde kalmış ve günümüze kadar gelmiştir.

Şimdi günümüzden 2476 yıl önce M.Ö.451’de yazılmış Roma 12 Tablet Yasalarından, 4.tablette düzenlenen “Babanın Hakları” konusunu okuyalım;

Peygamber Muhammet’in Ayşe ile yaptığı evlilik Allah emri değildir. Tevrat’tan da eski Sabilerin din kitaplarında var olan, Roma hukukuna da geçmiş bir evlilik geleneğidir. İslam ile bağı sadece Muhammet’in bu geleneği sürdürme kararıdır. Tevrat’ta, ergenlik yaşı kızlarda “9”‘dur ancak evlilik yaşı “11-12’dir” Roma Hukuku da aynı şekildedir ve asil Roma halkı için evlilik yaşı 14-15’tir. Kuran Talak suresinde kızların sadece ergenlik yaşlı “9” olarak belirtilmişse de ille de bu yaşta evlenin, evlendirin denilmiyor. 650’tane “aklınızı kullanın” diyen Kur’an ayeti var. Sapıklara kanıp sapıtmayın.

Tablet 4; Babanın ve Evliliğin Hakları;

4:1; Bir baba, yasal evlilikten doğan oğlunu yaşatmaya veya öldürme hakkına sahiptir; ve hatta üç kez sattıktan sonra özgür bırakabilir.

4:2; Baba, oğlunu üç defadan fazla başkasına satmışsa, oğul babadan alınarak azad edilir.

4:3; Bir baba son doğan oğlu, bir insandan çok canavara benzer, şeklen korkunç derecede bozuksa, öldürülebilir.

Burada geçen “yasal evlilik” terimi, özgür bir Roma vatandaşı evliliğini yerel şehir idare kurumuna onaylatmak zorundaydı. Günümüzün resmi nikâh anlayışının kaynağı budur. Resmen kayıt edilmemiş evlilikten doğan çocuklar” nesepsiz” sayılır mirasçı tayin edilemezlerdi.

Tanrı Krallar ve Jüstinyen yasaları yazıma koyduğum, dilimize çevirdiğim bir araştırma yazısı metninde Roma aile yapısı ve Miras konusu şöyle yorumlanmış;

ROMA’DA EVLİLİK

-Roma’da evlilik, aileleri korumak anlamında bir görev olarak görülürdü. Evliliklerin çoğu, yasal haklara sahip çocuklar elde etme amacı başta olmak şartıyla, aileler arasında bağları güçlendirmek için ebeveynler tarafından ayarlanırdı. Romalı bir erkek evliliğe düşük nazarla bakardı ve sadece, yasal çocuk yapmak için evlenirdi.

14 yaşına geldiğinde kızlar evlenmeye zorlanırlardı. Ailesinin sosyal konumunu yukarı taşıma geleneği yüzünden bir erkek için evlenip boşanmak genel bir alışkanlık değildi. Bu evliliği aşağılama geleneği Hristiyanlık yükseldiğinde de Roma nüfusunun düşük kalmasına etkili olmuştur.

-Evlilikler büyük tantanalar, gösterişlerle yerine getirilmelerine rağmen devlet ve dini yapı tarafından tanınmamıştır. Tek yasal gerçek mesele çocukların “yasal mirasçı” olabilmeleriydi. Romalılar, yasa aklıyla, ölüm veya boşanma hallerinde mirasın nasıl bölünebileceği hakkında oldukça sofistike belgeler ürettiler. Bulunmuş en eski belge Mısır’da M.Ö.IV.yy’a ait bir Yahudi evlilik sözleşmesidir*. Bu sözleşme, 14 yaşında bir kız için “6” inek karşılığında bir değiş-tokuşu içeriyordu.

-Evliliklerin çoğu gençler arasındaydı. Kızlar 12 yaşında, erkekler 14 yaşında evliliğe hazır kabul ediliyorlardı. “25” yaşında bekâr bir erkek ve “20” yaşında evlenmemiş bir kız para cezasına çarptırılıyordu. Gelinlerin bakire olmaları ilkeydi. Erkeklerin daha önce fahişelerle veya köle erkeklerle cinsel ilişkileri olması isteniliyordu. Bazı çocuklar bebeklikte nişanlanıyorlardı (Doğu Anadolu’da beşik kertmesi. Alaeddin Yavuz).

KENDİ BEBEKLERİNİ KADIN GİBİ KULLANAN SAPIKLAR, İSLAM MASKESİYLE SAPIKLIKLARINI YAŞIYORLAR

İslam’a da boşanmış kadının evliliği benzer şekilde geçmiştir.;

Agustus döneminde kadınlara boşanma hakkı verildi. Kocalar, metreslerini görebilirler ancak onları tutup evde barındıramazlardı, dullar, boşandıktan 18 ay sonra iki yıl içinde evlenmeye mecbur edildi.

 

İslam’a erkeğin “Boş ol” diyerek karısını boşama geleneği, Muhammetten önce bir Roma yasasıydı;

Roma’da boşanmak ise Medeni Hukuka göre üç şekilde yapılıyordu, bir haberciyle “topla eşyalarını” şeklinde bir not göndererek veya karısı ona söylemeden bir yere gittiğini bildirdiğinde hemen boşanılıyordu. (Kynk-People Almanac)

Kadına tecavüz geleneği ve “anal yoldan ilişki yasağı” aynen Kuran ayeti olarak vardır. Peygamber, “kadınlar tarlanızdır, istediğiniz yoldan girin demişse de sonradan bu “anal ilişki yasağına dönüşmüştür.. Roma yasası baskın gelmiş diyelim;

“-Toplum tarihçisi Paul Veyne, Roma gerdek gecesini tanımlarken; “Roma gerdek gecesi resmen kadına yasal tecavüz gecesiydi”, erkek, kadını bir köle gibi istediği şekilde kullanabileceğini kabul ettirmek amacıyla kadınerkeği tarafından taciz edildirdi.. Bunu cinsel ilişkiye bir başlangıç olarak yorumlamak zordur. Kadının korkusuna ve mufakatının olmamasına rağmen, erkeğin ilk gece önce bekâretini bozması gelenekti ama anal yoldan kullanmakatan kaçınması da düzenlenmişti.”

Roma’da erkeklerin “biseksüel yaşamları” ve “babalarınca mirasçı  tayin edilmeleri;

“-Genç erkeklerin fahişeleri ve erkek aşıklarını ziyaret etmeleri teşvik edilirdi ve evlendikten sonra eşlerine ait olmaları, ev erkeği olmaları istenilirdi. Anne ve babaları sağ ve onların kanatları altında oldukça, kız veya erkek ayırmaksızın çocuklar babalarına “EFENDİM” diye hitap ederlerdi. Bazen, babaları tarafından ölüme mahkûm edildiklerinde çocuklar haliyle hayal kırıklıklarına uğrarlardı.

Oğullar, bir işe, bir meslek hayatına başlamak için babalarının onayına ihtiyaçları vardı. Gelirleri babalarına aitti. Bu stres ve baskılardan doğan düzenlemeler bazen çocukları babalarını öldürmeye, babaları da çocuklarını miraslarından mahrum bırakmaya teşvik ediyordu.”

İSA, GAY VE ŞEYTAN TANRI MIDIR?

Roma’da Kadının yeri aynı kaynaktan devam;

“-Romalı kadınların çocuklarını büyütebildikleri, kocalarına kölelerin yaptıkları gibi su getirmek, yemek pişirmek, örgü örmek gibi hizmetlerde bulunabiliyorlardı. Cato, bir erkek kadını yanağından öptüğünde onun içki içip içmediğini anlamak için öperdi” der.

Kadınlara, erkeğin malı gözüyle bakılırdı. Evlilik çağına geldiklerinde iki tür seçenekleri vardı; Manu ile evlenmek, yani kocasının malı olmak ve manu’suz evlenmek yani, babasına ait olarak kalmak ve onun mirasından yararlanma hakkını korumak için tekrar babasınca sahiplenilmiş olmak.

Mesela “peçe giyilmesi” konusu da, 10. tablet yasalarında “ölüye hizmet eden kadınların kıyafeti” olarak düzenlenmiştir. Bu çağda Roma Hristiyan değildi, pagandı.

“10:7; Evde gömülmeye hazırlanan bir cesedin başında hizmet etmek üzere, başları peçeli üç kadından fazlası bulunamaz. Beden, mor kumaşlara sarılmalı, dışarıda yakıldığında cenaze alayına eşlik edenler arasında 10 kavalcı bulundurulabilir.”

Mesela Yahudilerin ölenin arkasından elbiselerini yortmaları, vücutlarını yaralamaları da bu yasada düzenlenmiş, yasaklanmıştır.

“10:8; Yas tutan kadınlar, ölünün yanında tırnaklarıyla yanaklarını yırtmamalı, “Eyvah” diye ağıt yakmamalıdırlar.

Örneğin Miras bırakma ve miras konusu;

Tablet 5; Gayrimenkul ve Koruyuculuk Hakları;

5:1; Mülk sahibinin, ev halkının başı olması (Baba) sıfatıyla mülkünü, yasal mirasçılarına veya koruyucularına bırakmayı yasanın gücü ve izniyle takdir etmesi sorun değildir.

5:2; Bir baba mirasçı belirtmeden, mirasçılarına hiçbir şey bırakmadan ölürse, en yakın baba tarafından erkeğe veya hiç biri yoksa kan bağı olan ailesinden en yakını ona mirasçı olur.”

İslam’a da geçen “koruyuculuk” konusu;

5:6; “Ailenin başı, mirasçı belirtmeden ölür ve henüz reşitliğe ulaşmamış oğluna özel bir miras bırakırsa, onun en yakın baba tarafından olan erkek koruyuculuğunu üstlenir.”

Jüstinyen Yasalarında Roma Hukunun kısaca tanımları- Doğa hukuku,Medeni hukuk, Kavimler/Uluslar Hukuku (Romalı olmayan tebaların kendi geleneklerine göre yargılanmalarını, yaşamalarını düzenler) ve diğerleri

“Doğa Hukuku, Kavimler Hukuku ve Medeni Hukuk;

Doğa Hukuku, tüm hayvanların düşünüldüğü doğadır, bunun için insan tabiatına pek uymaz ama tüm, havada, karada, denizde yaşayan yaratıklara kökenlerine göre uygulanabilir. Bu yüzden de erkek ve dişiliğin birleşiminden evliliğin düzenlenmesinin doğuşuna; ve bu yüzden çocukların eğitimlerinin düzenlenmesinin çıkarımına, bu hukuk bilgisinin diğer hayvanlara bağışlanmasını göreceğiz.

1-Medeni Hukuk ve Kavimler Hukuku aşağıdaki şekilde bölünmüştür; Bütün insanlar, bazıları kendilerine ait, bazıları insanlığa ait olan yasalar ve geleneklerle yönetilirler;

Her halk, medeni hukuk ile şekillenmiş kendisine ait bir hali umum eyaletlerde olduğu gibi kurmuştur.

Kavimler Hukuku, bütün milletlerin kullandığı, halklar arasında eşit olarak gözlenen ve bütün insanlık arasında doğal nedenlerle yasalaşmıştır. Bütün insanların bir parçası olarak Roma halkı da kendilerine özel bir yasa yürürlüğe koymuştur. Kendi özel yerlerinde kendi farklılıklarını açıklamayı önereceğiz.

2-Medeni Hukuk adını her bir eyaletten alır, örneğin, Atinalılardan biri Solon veya Draco’nun Atina Medeni Hukukunu isterse, bu manada hiçbir hata yapmaması gerekir, Biz, Romalılar Romalıların Medeni Hukukunu ya da Roma vatandaşlarınca çıkarılan Quirinus’dan şekillenmiş Quirites- Jus Quiritium’u kullanır diyeceğiz. Her ne şekilde olursa olsun, eyaletin adını eklemediğimizde, sadece adını vermeden bahsettiğimiz şair deyince, nasıl Greklerde   Homer, bizde Virgil anlaşılıyorsa öyle anlaşılacaktır.

Kavimler hukuku,bütün kavimlerin kendileri için yaptıkları düzenlemeler ve gelenekler nasıl ki tamamen insan ihtiyaçlarından oluşmuşsa, tüm insan ırkı için de öylesine geneldir. Savaşlarda ortaya çıkan esaret ve kölelik, bütün insanlar özgür doğdukları için nasıl ki tabiat hukukuna ters ise bu yasaya göre bütün sözleşmeler, satınalmalar, satışlar, kiralamalar, depositler, kiralamalar gibi sayısız işlemler bu yasa ilkesine yakındır.

3- Yasamız, Grekler arasında da olduğu gibi yazı ve yazılı olmayan yasalar olarak kullanılmaktadır. Yazılı Hukuk Yasaları, Plesbiscita, Senato Kararları, İmparatorun Kararları,Yüksek hakimlerin emirleri ve Jüri konseyinin yanıtlarından oluşmaktadır…”

Roma hukukunda özgürlük ve kölelik konusu;

Amerika’da hala TANRI KRAL geleneğine uygun olarak İsa, kapitalist, sömürgeci, din ağırlıklı rejimin savunucusu gibi gösterilmektedir.

Köleler, düşman elinden alınmaları sebebiyle mancipia adıyla anılırlardı.

4-Ayrıca böyle köle olurlar veya köle doğarlar. Kökenlerini dişi kölelerimize borçlu olanlar köle doğanlardır, veya esaret yoluyla Uluslar/Kavimler yasasına göre de köle olurlar veya borcunun bir miktarının elde edilebilmesi için kendisinin 20 yıl boyunca köle olarak satılmasına izin verilen özgürlerin Medeni Hukuka uymalarıyla da köle olurlar.

5- Azat edilmiş veya özgür doğmuş olanlar arasında çeşitli farklılıklar olmasına rağmen köleleliğin şartlarında farklılık yoktur.”

 

Roma hukukunda Köle Azadı konusu;

BAŞLIK 5-V AZAT ÖZGÜR BIRAKILANLAR İLE İLGİLİ

Özgür bırakılma, yasal kölelikten azat edilmedir. Azat edilme, bir sahipin iradesine, kontroluna tabi olup, uzun süre kölelik etmiş olan birine özgürlüğünün bahşedilmesidir.

Azat edilene gücü geri verilir. Bu işlemin kaynağı, her insanın doğuştan özgür olduğu ilkesini belirleyen Uluslar/kavimler yasasıdır. Köleliğin süresi bilinmedikçe azat etme var olamaz, azat edilme ayrıcalığı Uluslar yasasıyla tanıtıldıktan sonra herkesi tanımlayan genel bir adın tahsis edilmesiyle, Uluslar Yasasında üç insan türü tanımlanmıştır;

Özgürler, karşıtları olan köleler ve üçüncü sınıf olan, kölelik süreleri kesilmiş olan özgür bırakılanlardır.

19.yy. Osmanlı Köle pazarınsa satılan köleler

Azat edilme, İmparatorluk Anayasasına uygun olarak kutsal kiliselerde; Praetor/Yargıcın asasıyla, dostların hazır bulunduğu yerde, anlaşma ile ve vasiyetname ile olmak üzere çeşitli şekillerde yerine getirilebilmektedir. Şimdi sahip olduğumuzdaki gibi eski Anayasamızda da, bir köleye özgürlüğünün bahşedilmesinin yöntemleri tanıtılmıştır.

Yine de, sahipleri, bir Vali hamama, bir Preconsul, veya Praetor tiyatroya giderken, yolda yürürken istedikleri anda köle azat edebilirler.

Bu açıdan bakıldığında eski zamanlarda özgürleştirme şartları üç türlüydü; azat edilir edilmez tüm haklarını ve yasal özgürlüklerini kazanıp Roma vatandaşı olabiliyorlardı; Latinleşenler, (Lex) Junia Norbana yasası ile daha aşağı şartlarda özgürlüklerini alabiliyorlardı; (Lex)Aelia Sentia yasasıyla da Dedititii sınıfı arasında daha az derecede özgürlüğe sahip olabiliyorlardı. Latinler tarafından kullanılan düşük düzeyli vatandaşlık kavramı artık yürürlüğünü yitirmiştir. Bu yüzden, bizim iyi niyetimiz, özgür doğanın azat edildiği, tek tarafın hoşlanacağı azatlı özgür bırakılanların kısıtlı oldukları tek özgürlük şekli benimsemiş eski Roma şehri şartlarının gözden geçirilmesiyle bu iki anayasa ile insanlığın yaşam şartlarını iyileştirmek, geliştirmek isteğidir.

Bundan dolayıdır ki, detititii sınıfını, şöhretli insan Quastor Tribonian’ın önerisiyle günümüzde kölelerin şartlarını görüşerek, bütün azatlı Roma vatandaşları arasında hiçbir ayrım yapmamayı uygun gören İmparatorluk emirlerimiz ile eski yasalardaki ve diğer anayasamızdaki günümüze uymayan şartların aynı Quaestor’un önerisiyle reformlarını yapıp tek tip Roma vatandaşlığını karara bağlayarak resmen ilan ettiğimiz anayasamızdaki kararlarımız ile kaldırmış bulunuyoruz.

İslam’da da köle azadının teşvikinin, Allah emri değil Muhammet’in peygamberliğinden 70 yıldan evvel yapılmış Jüstinyen yasaları olduğunu görüyoruz.

Kur’an Nisa 23,24,25.ayetlerde düzenlenen “evlilik yasakları” ve evliliğin şekli tamamen Roma Jüstinyen yasalarıdır;

Önce Kuran ayetleri Yaşar Nuri Öztürk meali;

  1. Geçmişte kalanlar hariç, babalarınızın nikâhlamış olduğu kadınlarla evlenmeyin. Böyle bir şey açık bir edepsizlik, nefret gerektiren bir kötülüktür. Çirkin bir yoldur bu.
  2. Size, şu kadınlarla evlenmek haram kılınmıştır: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle birleştiğiniz hanımlarınızdan doğmuş olup evlerinizde oturan üvey kızlarınız -eğer anneleriyle birleşmemişseniz o takdirde sizin için bir günah yoktur- ve sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları. İki kız kardeşi birlikte almanız da haram kılınmıştır. Eskide kalanlar müstesna. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
  3. Harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikâhlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır. Bu, üzerinize Allah’ın yazdığıdır. Bunlar dışındakileri, mallarınızı vererek almanız; şunu bunu dost tutmayarak iffetli yaşamanız, zina etmemeniz şartıyla size helal kılınmıştır. Kendilerinden nimetlendiğiniz kadınların mehirlerini* onlara bir hak olarak verin. Mehir* kesişmeden sonra karşılıklı hoşnutluğa bağlı hallerde üzerinize günah yoktur. Allah, her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

*Mehir konusunun aynen Roma hukukunda olduğunu da okuyacaksınız.

  1. İnanmış hür kadınları nikâhlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlardan biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hep birbirinizdensiniz. O halde onları, ailelerinin izniyle nikâhlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa* onlara, hür kadınlara uygulanan cezasının yarısı uygulanacaktır. Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

*İslam ve Hristiyanlık öncesi Roma’da köle kadınlar tapınaklara veya tapınak çevresinde inşa edilmiş genelevlere satılırlardı. Bu köleci kavimler için önemli bir gelir kaynağıydı. Köle kadınla yapılan evlilikte kadının fuhşa yönelmesi bu yüzden “özgür kadına oranla yarı yarıya indirilmiştir. İslam öncesi inanışlar Tapınak Fahişeliği dinleri geleneklerine tabi olduğundan Kabe çevresi genelevlerle doluydu. Kabe’de hac ve umre ibadetlerinde toplu biseksüel (Kadınlı erkekli grup seks) cinsel ilişkiler ibadet sayılırdı. Aynı gelenekler Hristiyanlık öncesi bütün toplumlarda vardı. Hindistan ve Hindu dini mezheplerinde bu gelenek hala sürmektedir. Alaeddin YAVUZ

Tapınak Fahişeliğine dayalı dinler Sümer ile başlar.

Kuran’da Boşama;

  1. Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse, şüphesiz Allah çok iyi işiten çok iyi bilendir.
  2. Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç âdet ve temizlenme süresi beklerler. Eğer Allah’a ve âhiret gününe inanmakta iseler, Allah’ın onların rahimlerinde yarattığını saklamaları kendilerine helal olmaz. Kocaları, bu süre içinde herhangi bir şekilde barışmak isterlerse eşlerini geri almaya herkesten daha çok hak sahibidirler. Kadınlar, örfe uygun biçimde, sorumluluklarına benzer hakları da vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.
  3. Boşama iki kezdir. Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da güzelce serbest bırakmak gerekir. Onlara verdiğinizden bir şeyi geri almanız size helal olmaz. Erkekle kadının Allah’ın sınırlarını korumada endişe etmeleri hali başka. Erkek ve kadının Allah’ın sınırlarında duramayacaklarından kaygılanırsanız, o zaman kadının verdiği fidyede ikisine de bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın. Allah’ın sınırlarını aşanlar, işte onlar, zalimlerin ta kendileridirler.
  4. Bütün bunların ardından erkek, kadını boşarsa artık bundan sonra başka bir eşle nikâhlanıncaya kadar ilk erkeğe helal olmaz. İkinci erkek kadını boşadığında, boşanan kadınla ilk erkek Allah’ın sınırlarını koruyabileceklerini düşünürlerse, birbirlerine dönmelerinde sakınca yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır ki, Allah bunları bilgi sahibi bir topluluğa açıklar.
  5. Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına olacak bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah’ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.
  6. Kadınları boşadığınız zaman bekleme sürelerini tamamladıklarında, kendi aralarında örfe uygun olarak anlaşmışlarsa eski kocalarıyla nikâhlanmaları hususunda onlara engel çıkarmayın. Bu, sizin Allah’a ve âhiret gününe inanmış olanınıza verilen öğüttür. Bu sizin için daha isabetli ve daha temizdir. Allah bilir ama siz bilmezsiniz.

Emzikli kadının boşanması;

  1. Anneler çocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimseler için- tam iki yıl emzirirler. Annelerin yiyeceklerini ve giyeceklerini örfe uygun biçimde hazırlamak çocuğun babasına aittir. Hiçbir benlik yaratılış kapasitesi dışında bir şeyle yükümlü tutulamaz. Anne çocuğu yüzünden, çocuğun babası da kendi çocuğu yüzünden zarara sokulmasın. Mirasçı için de aynı ilke uygulanır. Eğer anne-baba karşılıklı anlaşma ve danışma sonucu çocuğu sütten kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak belirlediğiniz ücreti güzelce teslim etmek şartıyla, bunu yapmanızda bir günah yoktur. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı en iyi biçimde görmektedir.
  2. İçinizden ölüp de geriye zevceler bırakanların bu eşleri, dört ay on gün kendi başlarına beklerler. Sürelerini tamamladıklarında kendilerince uygun gördüklerini örfe uygun biçimde yapmalarında sizin için bir sakınca yoktur. Allah, yapmakta olduklarınızdan gereğince haberdardır. “

Boşanma ile ilgili Talak Suresi Ayetleri;

  1. Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve iddeti iyi sayın! Rabbiniz olan Allah’tan sakının! Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Allah’ın sınırlarını çiğneyen kendi benliğine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır.
  2. Sürelerini doldurma noktasına geldiklerinde o kadınları ya örfün gerektirdiği biçimde tutun yahut da yine örfün gerektirdiği şartlarla onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de tanık tutun. Tanıklığı Allah için tam bir biçimde yapın. Allah’a ve âhiret gününe inanan kişiye işte bu şekilde öğüt verilmektedir. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder.
  3. Âdetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Hiç âdet görmemiş kadınların süreleri de böyledir. Gebe olan kadınların süreleri ise yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah’tan sakınırsa, O ona işinde bir kolaylık nasip eder.
  4. O kadınları, imkânlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.”

İslam hukukuna göre boşanan kadının hakları sadece nikah esnasında söz kesilmiş olan mehir neyse onu almak, çocuklu ise sütten kesinceye kadar nafaka ödemektir. Oysa günümüz medeni hukuku, anneye verilen çocuk reşit oluncaya kadar (18 yaş. Dinen ay hali görülünce kızlar reşit sayılırlar), yükseköğrenim görüyorsalar, öğrenimlerini tamamlayıncaya kadar baba nafaka ödemek zorundadır. Sizce Allah emri mi yoksa çağdaş medeni hukuk mu daha adaletlidir? Okuduklarınız, İslam’ın çıktığı tarihte mevcut Roma yasası ve kavimler hukuku gelenekleridir ve kesinlikle tanrı emirleri değildir. Bunlar Roma’dan da önce var olan Sümer, Akad, Babil, Asur, Mısır, Hint, Grek, Fars toplumlarının köleci gelenekleridir.

Şimdi okuduklarınızı aklınızda iyi tutmanıza gerek kalmayacak çünkü bunların bazılarını Roma Hukukunda göreceksiniz

BAŞLIK IX (9) BABALIK YETKİSİ İLE İLGİLİ

Nuh’un örtülmesi-Nuh’un da ondan sonra gelen Sabi-Arami-Yahudi ve diğer Arap kavimleri de hepsi ensest sapıklıklar içindeydi. Bu resme konu edilen olay tahminimce Jüstinyen Yasalarının düzenlemesinden sonra değiştirilmiş olmalıdır.

Yasal evlilikten olan çocuklarımız, bizim gücümüzdür.

1-Evlilik veya Birliktelik, kadın ve erkeğe zorla birlikte yaşamayı gerektirir.

2-Çocuklarımızı özel Roma vatandaşı yapan otorite, sahip olduğumuz çocukların üzerinde başka insanların otoritesine izin vermez.

3-Her kim, siz ve eşinizden doğmuşsa, sizin oğlunuz ve eşinden doğmuş kız ve erkek torunlarınız ve hatta onların kız ve erkek çocukları dahi silsilesiyle sizin otoriteniz altındadır. Ancak, kızınızın doğurduğu çocuklar sizin değil, babalarının idareleri altındadır.

BAŞLIK X(10) EVLİLİK İLE İLGİLİ YASALAR

Babil Kulesi- İşte babaya, oğullarını, kızlarını, hayvanlarını köle ve karı yapan dinin merkezi

Roma vatandaşları, yasa kavramına göre yasal birleşmelerden oluşan evliliklere, erkekse ergenlik çağında kız ise çocuk yapabilme yeteneğine kavuştuklarındaailelerinin onaylarını aldıktan sonra, önceden sahip oldukları yasal şartlara göre, medeni veya doğal hukuk çerçevesinde katılırlar. Bundan dolayı, deli bir insanın kızının evlendirilmesi, deli bir insanın oğlunun bir eş alması istenilebildiği gibi oğul hakkında bazı fikirler üstün gelebilir. Biz, anayasamızın evlilik sözleşmesinde tanımlandığı üzere deli bir insanın kızının veya oğlunun babanın onayı olmadan evlendirilmelerine izin veriyoruz.

1-Şunlardan olanların ve bazılarının evlilik sözleşmesi yapmalarından kaçınırız ve izin vermeyiz;

Bu yüzden, ebeveynler ve çocuklar arasında akrabalık olduğunda; örneğin, baba-kız; dede-kız torun; ana-oğul; büyükanne-erkek torun ve bu şekilde silsile halinde devam eden akrabalar arasındaki evlilikler ve karıkoca gibi böyle yaşayanlar oldukları söylenilse de bu ensest evlilikler şerefsizliktir.

Bu prensipler çok genel ve uygulanabilir olup, evlatlık dahi alınsalar ebeveynler ve çocuklar arasında böyle bir evlilik için yasal sınırlama mevcuttur; ve azat ettiğiniz köleniz olsa dahi evlatlık kızınız, torununuz da olsa bir eş olarak alamazsınız.

2- Benzer kuralların ikinci derece akrabalıklar için de uygulandığından bahsedilse de bu kesin değildir. Evlilik aslında, aynı anne ve babadan olan kız-erkek kardeş veya ikisinden de olanlar arasında yasaklanmıştır. Fakat, bir kadın evlatlık yoluyla sizin kız kardeşiniz olmuşsa, evlatlık sözleşmesi devam ettikçe onunla evlenemezsiniz ama, evlatlık sorunu çözüldüğünde veya azat edildiğinde evliliğe mani bir hal   kalmaz. Bu nedenle bu kural konulmuştur, bir kimse erkek evlatlık almak istiyorsa, kız evlatlığını azat etmelidir. Birisi kız evlatlığınla evlenmek istediğinde öncelikle oğlunu azat etmelidir.

Yahudiler tanrılarının ayetteki gibi resmini yapmamışlar ama, Greklerin Ganimedes adlı gılmanını becerdikten sonra uyuyan Zeus’tan ateşi çalan Promoteus’a kadar hepsi ensest, biseksüel sapıklardı.

3-Erkek kardeşinizin oğlu veya kızı ile evlenmek yasaktır ya da hiç kimse erkek kardeşinin veya kız kardeşinin kız torunlarıyla evlenemez hatta dördüncü göbek akrabalık bağı olsa dahi evlenemezler. Bunlardan birinin kızı veya kız torunlarıyla her şekilde evlilik sözleşmesi yapmak yasal değildir, yasaklanmıştır. Her nasılsa, siz, babanızın evlatlık kızıyla, medeni ve doğa hukuku ile ilgili engeller olmadıkça evlenebilirsiniz.

4- İki erkek kardeşin veya iki kız kardeşin çocukları ya da bir kız bir erkek kardeşin çocukları evlenebilirler.(Ülkemizde özellikle şafiler, devşirmeler arasında oldukça yaygın bir gelenektir. Hanefilerde çok fakirlik halinde ana tarafından evlilik dışında uygulanmaz. Alaeddin Yavuz)

5-Bundan başka, halanız ile evlenemezsiniz. Hatta evlatlık dahi olsa da halanız veya teyzeniz ile de atalarınızın soyundan olduğundan evlenemezsiniz. Bundan dolayı da aynı gerekçeyle büyük halanız ile babanızın anne tarafından olan ile de evlenemezsiniz.

6-Ve yakınlık bağı nedenile bazı kadınlarla da evlilik yasaktır. Örneğin, üvey kız evlat veya gelin, ikisi de kız evlat sayıldıklarından onlara evliliğe izin verilmez. Anlaşılması gereken, bunlar kızınız veya gelininiz ise ve hala oğlunuzla evli ise, bir kadın iki erkekle evli olamayacağına göre evlenemezsiniz; kız, halâüvey kızınız ise ve annesi ile evliysenizbir adam aynı anda iki kadınla evlenemeyeceğine göre evlilik sözleşmesi yapamazsınız.

7- Kayın valide veya üvey anne ile evlilikakrabalık bağı sürdükçe ve kesilmedikçe yasaktır; bu demektir ki, üvey anneniz, hala babanız ile evli iken bir kadının iki kocası olması umum ahlaka aykırı olduğundan; kayın valideniz, halâ kızı karınız olduğuna göre, bir adam aynı anda iki kadınla evli olamayacağına göre evlenemezsiniz.

8-Kocanın başka kadından oğlu, kadının başka kocadan kızı varsa veya benzeri bir hal varsa, yasal olarak kardeş sayılsalar da evlilik kontratı düzenleyebilirler.

9- Boşandığınız eşinizin başka kocadan kızı var ise sonunda bu sizin evlatlığınız olmaz, fakat Jullianus der ki, bu tür bir yakınlığa sahip kadınla evlilikten kaçınılmalıdır; oğlunuzun nişanlısı, sizin gelininiz değildir, veya babanızın nişanlısıysa sizin kayınvalideniz değildir, bu nedenlerle böyle tanımlanmış evliliklerden kaçınılması haliyle yasaldır.

10- Köleler arasında evlilikte akrabalık, baba-kız şeklinde olduğunda evliliğe engeldir ve kölelikten azat edilmiş abi-kız kardeş için de bu geçerlidir.

11- Ve hatta, değişik gerekçelerle evlilik sözleşmesi yapması yasaklanmış kişiler de vardır ve bunlar eski hukuk belgeleri ve dökümanları üzerine yapılan yorumlarda ve maddelerde tek tek numaralandırılmışlardır.

12- İlkelerini koyduğumuz yasaları ihlal ederek, ne karı-koca yakınlığı ne de düğün töreni,evlilik ya da başlık/mehir vermeden karı-koca hayatı yaşadığı anlaşılan olursa; builişkiden doğan çocuklar babalarının idaresi altında sayılmazlar, anneleri gayrimeşru ilişkiden hamile kalmış sayılacağından çocukların sonunda babası belirsiz sayılır, Grek dilinde “tesadüfi hamilelik”ten doğma anlamına gelen sahte çocuklar olarak sayılacaktır, çünkü çocuklar babasızdır. Böylesine çözülmüş bir birleşmenin olduğu yerde mehirin dönmesi için bir talep yoktur, imparatorluk anayasasına göre ceza gerektiren bir yasak evlilik yapılmıştır.

13- Bazen yeni doğan çocukların bir baba otoristesine verilmediği ve bunun sonradan olduğu haller olur, böyle biri doğal oğuldur, curia’nın bir üyesi olduğundan babanın idaresi altına verilir. Bu oğul, aynı zamanda evliliği yasa ile yasaklanmamış, babası ile karı-koca hayatı yaşayan bir özgür anneden doğmuş, anayasamızın sağladığı uygun belgelere sahip, sonradan baba idaresine verilmiş olduğundan kendi sınıfına ait kabul edilir. Benzeri aynı şekilde evliliklerden doğan başka çocuklar olsa dahi anayasamız onlara benzeri avantajlar verir.

BAŞLIK 11-XI- EVLAT EDİNME

İdaremiz altında sadece kendi çocuklarımız olmaz, daha önceden belirttiğimiz gibi evlatlık çocuklar da ediniriz.

 

BAŞLIK 15-XV BABADAN KAN BAĞIYLA YASAL KORUYUCULUK

12 Tablet Yasalarına göre, babadan kan bağıyla koruyucu (Agnate) olanlar, anlaşma ile koruyucu tayin edilenlerden değildir, yasal koruyucular olarak anılırlar.

1-Agnateler/Koruyucular, erkek cinsiyetli, baba tarafından kan bağı ile bağlı akraba olanlar demektir; örneğin, aynı babadan doğan erkek kardeş, o erkek kardeşin oğlu ve erkek torunu; hatta, amcası, amcasının oğlu ve amcasının torunu…şeklindedir. Dişi cinsiyet bağıyla bağlı olan koruyuculardan Agnate olmaz ama Doğa Hukukuna göre Cognate olur; bunun için aynı babadan olan kız kardeş, erkek kardeşe aynı ilkeyle bağlıdır, çünkü aile, anneden değil babadan olan çocuklar ile sürer.

2- Agnate/Babadan kan bağı olandan koruyucu tayini, ölümünden sonra mirasçısına bir koruyucu tayin edilmesini isteyen bir müracaat belgesi, koruyuculukla ilgili bir vasiyetname bırakmasıyla olur; bazen, vasiyetname bırakan sağ iken koruyucu tayin edilenin ölmesi olarak da anlaşılabilir.

3- Babadan kan yoluyla koruyuculuğun kaldırılması, medeni haklarını ceza ile kaybetmiş olma halinde olur. Akrabalık terimi sadece erkek tarafından akrabalığı ifade eder. Yukarıdaki, medeni haklarını kaybetmiş olma cezası yüzünden başlangıçta değişiklik olsa da akrabalık yasası kadın tarafından olmaz., ve böyle koruyuculuğun kaldırılması da doğaldır.””

Şimdi İslam’da Koruyuculuk ayetleri;

Nisa Suresi ;

  1. Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir.
  2. Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.
  3. Kadınlara mehirlerini nazik ve cömert bir şekilde örf ve çevrenin kabullerine uygun olarak verin. Eğer ondan birazını kendileri kişisel istekleriyle size sunmuşlarsa artık onu içinize sine sine yiyin.
  4. Allah’ın sizin için ayakta durma aracı yaptığı mallarınızı kendini bilmez beyinsizlere vermeyin, o mallar içinden onlara rızık ayırın, onları giydirin ve onlara tatlı ve işe yarar bir söz söyleyin.
  5. Yetimleri, nikâh çağına gelmelerine kadar gözetleyip deneyin. O zaman onlarda içinize sinecek bir olgunluk ve erginlik görürseniz, mallarını onlara geri verin. Büyüyecekler diye bu malları tez elden saçıp savurarak yemeyin. Zengin olan, iffetli davransın. Fakir olan ise örfün gerekli kıldığı oranda yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman yanlarında tanıklar bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter.”
  6. Şunda kuşkunuz olmasın ki, zulme başvurarak yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına doldurmak üzere bir ateş yemekten başka bir şey yapmazlar. Ve onlar yakın bir zamanda, korkunç acılar veren bir azaba dalacaklardır.

Ana-baba mallarından çocuklara Miras;

  1. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından -onun azından da çoğundan da- farz kılınmış bir nasip olarak kadınlara da bir pay vardır.
  2. Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin.
  3. Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah’tan gelen bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
  4. Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden her birine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah’tan bir öneridir bu. Allah Alîm’dir, Halîm’dir.”

Kibele ayinlerindeki yamyamlığı ve cinselliği temsil eden bir sahne.
Dinler, halkın aklını donuna sokup, elinden ekmeğini, günlük kazancını almak üzerine kurulu devlet siyasetleridir. Ruhabnlar ile devlet erkine hizmet ederler. Halka bir faydaları yoktur. Ahlak asla din değildir. Dinden ayrı düşünülmelidir

Okuduğunuz Kuran ayetleri ile İslam öncesi Roma hukuk metinleri arasındaki benzerlikler sizi düşündürmüştür. Düşündürmelidir de. İslam, Roma’nın vilayeti olan Hicaz’da doğmuştur ve MS.627’de Herakles’in iran Sasani imparatorluğu yıkıp yerle bir etmesinden sonra, 628’de Şam’da Ebu Süfyan ile Herakles pazarlığından iki yıl sonra 630’da Mekke’nin Muhammet’e tesliminden sonra güçlenmiştir. Muhammet 632’de öldüğünde Arap yarımadası Muhammet idaresine geçmişti. 721 yıl savaştığı Sasanileri bir daha dirilmemek üzere bozguna uğratan Herakles’in desteği olmadan, Arap çöllerinde bir peygamberin devlet kurması olanaksızdır.

İslam, Sabi dini ağırlıklı inançlara sahip Arapların, gene Sabi Cinze kitabından alınan “S’İSLAM” adı üzerine kurulmuş, tamamen Roma hukukuna uygun, Arapları, Roma aleyhine isyan eden başta Yahudiler ve Yahudi Hristiyan Nasranilerin, İsa’ya şeytan diyen Süryanilerin, İran kökenli tebaların bir daha sorun olmamaları için baskı altına alınarak Roma hizmetinde bir siyasal sistemin adıdır.

Roma bunun nimetlerini Herakles zamanında görmüşse de birden imparatorluk sahibi olan cahil çöl Arapları, yüz yıl sonra Roma’ya karşı gelmişler, böylece İslam da Abbasilerle başlayan kabile iktidarı değişiklikleri, mezhep ve tarikatlara bölünerek parçalanmıştır. İslam’ın en son temsilcileri olan Hilafetin sahibi Osmanlılar, İran Safevi, Hindistan Babür Türk hanedanlarının 15. yüz yılda keşifler çağı ile güç kaybına uğramışlar, ortak çalışan Kutsal İttifak devletlerinin idaresine girmişler son olarak I.Dünya savaşı ile yeryüzünde güç olmaktan çıkmışlardır.

Bu gelişmede Haçlı Kutsal İttifak ülkeleri ile işbirliği yapan Yahudiler, Ortodoks Yahudi ve Hristiyanların ihanetleri önemlidir. Bu gizli (kripto) yaşayan kavimler çıkardıkları İslami mezhepler, tarikatlar ve cemaatler olarak kendi dinlerine uygun olarak İngilizlerin yaptığı Vehhabilik, Hint Kadıyaniliği, İran Bahailiği, Mısır Efganiliği ve onun Kürt uyarlaması Nurculuk adları altında bu ülkelerde devlet idaresini ellerine geçirmişlerdir.

Katolik olan Roma da 20. Yüzyıldan itibaren, yolundan ayrılarak bu Ortodoks Yahudi ve Hristiyan mezheplerine uygun olarak reformlar yapmıştır. Bu değişiklik en son olarak “Dinler arası Diyalog” ve “Ilımlı İslam” adları altında İslam’ın Hristiyanlaştırılması siyaseti olmuştur.

“Müslümanlar ve Türkler bizim dinlerimizi değiştirdiler, dinlerine devşirdiler” diye şikayet edip asırlar boyu isyanlar çıkaran kripto gayrimüslümlerin dinlerinin de aslında kendi ensest, sapıklıklar içinde boğulmuş dinleri değil, İran, Roma ve Osmanlı tarafından olumlu yönde düzenlenmiş, din esaslı hukuk metinleri olduğunu görmüş olduk.

Şimdi, bir Müslüman veya devşirme veya gayrimüslüm okuduklarını aklında yargılasın ve karar versin. Cumhuriyet mi yoksa Tevrat-İslam şeri hukuku mu daha adildir?

İnsan olarak vicdanı ile boğuşarak karar versin.

Tüm dünya milletleri dinlerindeki sapıklıkları yasalarla kaldırırken Müslüman sapıklıkta ısrar eden tek din grubu olarak lanetlenmektedir. Bunu da Ortodoks Yahudi ve Hristiyanların kurduğu sahte Müslüman tarikatları yürütmekte, Müslümanlar da onların ardından gitmektedir.

En erken Dokuz yaşında adet gördüğü için reşit sayılıp evlendirilen bir kız çocuğu mu 18 yaşına kadar çağdaş eğitim alıp kendi tercihini yapabilen bir kız çocuğu mu daha iyi anne olur?

Sütten kesilmiş (18 aylık ile 36 aylık arasındaki bebekler) çocukları ile ensest biseksüel cinsellik yaşayan ana-babadan oluşan toplum mu, ensestin ve pedofilinin yasaklandığı, çocukların lise, üniversite eğitimi aldıkları ve kendi iradeleriyle ensest olmayan evlilik yapabildikleri cumhuriyet çocukları yetiştiren aile modeli mi insanidir?

Babanın çocuklarından birini üstün tutup diğerlerini köle olarak kiraya verip, sattığı ve seçtiği oğluna diğer kardeşlerini köle yapan ensest, cinsi sapık, köleci aile toplumu mu, ana-babanın mallarından eşit şekilde mal paylaşımı yapabilen, kardeşlerin eşit haklara sahip olduğu özgür cumhuriyet toplumu mu daha adaletli ve insanidir?

Devletin, egemen bir soya ve onun benimsediği dini rejimi tüm tebaya dayatan ait ırkın elinde olduğu, egemen din-ırkın dışındakilerin iki, üç kat vergi ödedikleri, özgür de olsa, borcundan dolayı köle olup özgürlüğünü kaybedebilen köleci, sapkın bir toplum modeli mi, herkesi eşit kabul eden, eşit haklara sahip eden, eşit yargılama yapan, eşit vergi alan cumhuriyet demokrasi toplumu mu daha adaletli ve insanidir?

Bu kıyaslamaları insan olarak vicdanlarınızda yapınız ve demokratik Atatürk cumhuriyetinin sizlere getirdiği nimetleri takdir ediniz.

Diyanet İşleri Mehmet Görmez Yezidi Şatanist olarak İslamın da içine etmiştir.

Başka şansınız yoktur. Adalet herkesin ihtiyacıdır. Bu gün devleti sizin soyunuz, din kardeşleriniz ele geçirmiş olabilir, yarın siz geçmişte tarih olan nice egemen kavimlerin kaderini paylaştığınızda yine “eşitlikçi, demokratik, hukuk cumhuriyetinin adaletine muhtaç kalacağınızı her zaman hesaplarınızda en önde tutarak yargılayınız.

Çağdaş demokratik hukuk devleti bir nimettir ve bunun kıymetini isteseniz de istemeseniz de vicdanınız size kabul ettirecektir.

Yeter ki bu yazıyı baştan sona kadar hiçbir dini, ırki ön yargıya dayanmadan okuyup tarafsız vicdan ile yargılayın. Gerçeği adaleti isteyen vicdanınıza teslim olun ve sapkın dini, şeri ilkel rejimleri kafanızdan çıkartınız ve çağdaş, kendi hak ve özgürlüklerine olduğu kadar başkalarının ve tabiatta yaşayan hayvan ve bitkilerinde hakları olduğunu kabul etmiş, demokratların, sosyalistlerin, komünistlerin gerçek adaletli insanlar olduklarını, evrensel kardeşliğe baş koydukları bu değerleri göz ardı etmesin.

Adalet her dinin içinde az çok bulunsa da asla çağdaş hukukta var olduğu kadar yer almamaktadır.

İmam Gazali’nin bu sözünü bir yere yazın, “insanlar dinsiz yaşayabilirler ama adaletsiz asla” yaşayamazlar.

Demokratik Laik Atatürk cumhuriyeti, adaleti getirmiştir. Yoksa Osmanlı’nın yarısı kölelerden oluşuyordu ve şeri hukuk olsaydı bu gün çoğunuz, sütten kesilir kesilmez ırzına geçilen, genelevlerde satılan, aşağılanmış, hastalıklardan ızdıraplar çeken, hayvandan aşağı varlıklardınız. İnsan bile değildiniz.

Ya, ADALET+CUMHURİYET ya da “KÖLECİ, ENSEST, DİNİ-CİNSEL SAPIK TOPLUM?

Geçmişten gelen Atatürk, Türk, rejim düşmanlıklarını artık kaldırıp atın ve insan olarak, tarafsız vicdanlarınızla karar veriniz.

Takdir sizindir.

Cumhuriyet olmasaydı, şimdiki nüfusun 2/3’si köle olacaktı. Bu gün şeriat isteyen salakların çoğunluğu okuryazarlığı, devlet memuru, milletvekilliğini geçin “özgür insan olamayacaklardı. Çünkü elan devletimiz, kölelikten özgür bireyliğe cumhuriyetle terfi ettirilmiş, hain kölelerin soylarından gelenlerin idaresindedir. Atatürk ve cumhuriyete en çok sahip çıkması gerekenler Türk ve Müslüman asıllı olmayan tebalara mensup olanlardır. Ama bunlar yaratılıştan lanetli olduklarından kendilerine ekmek verenin gırtlağını kestikleri için geçmişte köle edilmişlerdi zaten. Lanet olsun tüm nankörlere.

Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

 

 

 

 

 

Arkeoloji-Dinler Tarihi, Güncel Siyaset, Hukuk ve devlet içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi

MERAL AKŞENER ÜMİT OLABİLECEK Mİ?


MERAL AKŞENER BİR ÜMİT Mİ?

Meral hanımın Atatürk rejimine bağlılığı ve gerek partisi MHP gerek AKP karşıtı izlediği vatansever çizgi bende bir ümit ışığı yakmıştı.

26 Ekim 2017’de partisinin kuruluşunu CHP’nin tahsis ettiği Nazım Hikmet salonunda yapması da bu ümidin bir başka yansımasıydı.

Ülkemizde alternatif sağı, solu birleştiren bir ılımlı partiye ihtiyaç vardı. Benim tercihim biraz daha sol, demokratik ve en azından bir Atatürk kızı ve milliyetçisi olarak, Arap, Yahudi geleneklerinden uzak tutum sergilemesiydi.

Bu ümitlerle son üç gündür aşağıdaki facebook paylaşımlarımı yapmıştım;

1-MERAL AKŞENER HAREKETİ DESTEKLENMELİDİR.

ABD MEMURU TBMM PARTİLERİ, AKP’Yİ YAŞATMAKLA GÖREVLİDİR.

BUNA KARŞI ÇIKIP, VATANSEVER HAREKET BAŞLAYAN FEDAKAR MİLLETVEKİLLERİ VE KİTLE ÖNDERLERİ ŞİMDİ DESTEKLENMEZSE KURTULUŞ UMUDUMUZ DİRİLMEMEK ÜZERE YOK OLABİLİR.

VATAN İÇİN SİYASİ VE EKONOMİK KONUMLARINI RİSKE ATANLARA NANKÖR OLMA HAKKIMIZ YOKTUR.

2-“İYİ” PARTİNİN KURULUŞ AÇIKLAMASI VE KURUCULAR LİSTESİ.

1991’DE SSCB’NİN TASFİYESİ İLE KENDİNİ DÜNYANIN TEK HAKİMİ İLAN EDEN, MEGOLOMAN KÜRESEL EMPERYALİST ABD’NİN YERYÜZÜNÜ YENİDEN İŞGAL VE SÖMÜRÜ DÜZENİ ÜRÜNÜ OLAN AKP VE ONA DESTEKLE GÖREVLİ TBMM PARTİLERİNE ALTERNATİF OLARAK ORTAYA ÇIKAN YENİ OLUŞUMUN KURUCULARI ARASINDA PEK TANIDIK İSME RASTLAYAMADIM. 16 YILDIR AKP MUHALEFETİ MÜCADELESİNDE HİÇ YER ALMAMIŞ BİR ÇOK ADLAR VAR. KURUCULAR ARASINDA “AVRUPA, AMERİKA BİZİ İSTİYOR” DİYEN, TERÖRE HAMİLİK ETMİŞ MESUT YILMAZ İLE EMİNE ERDOĞAN ADLARI DA İLGİMİ ÇEKMEDİ DEĞİL.

BUNLARA RAĞMEN GENE DE DESTEKLENMESİ GEREKEN BİR HAREKET AMA KÖRÜ KÖRÜNE DEĞİL.

PARTİ SLOGANLARI ARASINDA “ADALET” SIFATINA RASTLAMADIM. BU GÜNE KADAR, BU ADI YIPRATANLAR YÜZÜNDEN Mİ TERCİH EDİLMEDİ BİLMEM. OYSA MİLLETİN BEKLENTİSİ ADALETTİR.

HAREKETE DESTEK TAM AMA HER TÜRLÜ MUHALEFETE DE HAZIR OLSUNLAR.

KAYITSIZ ŞARTSIZ DESTEK YOK.

3-Türk Kazanı…

Günün birinde bir Türk vatandaşımız vefat etmiş.

Melekler defterine bakmışlar ki günah çoook.

-Bunca günah işlemişsin, şimdiden seni cehenneme alalım da kıyamete kadar birazını ödemiş olursun, buyur deyip cehenneme götürmüşler.

Adam bakmış, bir sürü koca koca kazan, başlarında ellerinde demir diğrenleri zebaniler kazanan çıkmak isteyenlere “günahlarının cezası daha dolmadı” deyip batırıp sokuyorlar.

Her kazanın da üstünde hangi milletin kazanı olduğu yazıyor.

Biraz yürüyünce bakıyor ki Türkiye yazılı kazan var ama başında hiç zebani yok.

Refakatçi zebaniye soruyor, yav niye bizim kazanda zebani yok, yoksa ilk gelen ben miyim? Deyip yeise kapılıyor.

Durumu gören zebani:

Tasalanma sizin kazan da dolu hem de, ağzına kadar.

Niye çıkmak isteyen yok?

Sizinkilerin iyi bir huyu var, kim kazanın ağzına yaklaşsa ötekiler, “ben çıkacağım” deyip aşağı çekiyor.

Baktık ki binlerce yıldır durum değişmiyor, sizin kazanın zebanilerini başka işte görevlendirdik..

Fıkradaki durum dünyada da aynıdır. Kim millete yol gösterse, öne çıksa hemen önce öteki muhaliflerce kafası kırılmakta, iktidardaki zorbalar da rahat etmektedir.

Geçmişte olduğu gibi bu gün Meral AKŞENER hareketi de aynı kaderi yaşamaktadır.

Zebanilerin de tatil hakları var değil mi?

Alaeddin Yavuz

4-MERAL AKŞENER’İN İNCİLERİ…

Misafirlikte olduğumdan, Parti açılış şurasını topladığı konuşmasını izleyememiştim.

Akşam haberlerde biraz dinledim.

1-“Devletin dini adalettir sözünü önemsiyoruz” Bu söz bana aittir, daha önce söyleyeni, yazanı duymadım, okumadım.

2-“Partimiz,vatana, millete, insanlığa hayırlı olsun” Bu da bana ait. Vatana, millete hayırlı olsun çok eski deyimdir, ama sonuna eklenen “insanlığa” ilavesiyle söylemek bana aittir.

Bu sözler biraz değiştiğini göstergesidir. Irkçılıktan gelen bir hanım, adaleti ve insanlığı sözlerine ekleyebilme erdemine ulaşmış. Ülkücüler ülkemizin en az okuyan, hiç fikir üretmeyen kesimidir. Ama son zamanda gelişen, Nihal Atsızcı, Hanefi, Maturidi, antiemperyalist ülkücüler bu kanıyı yıktıklarına hepimiz tanığız. Bunlar ne Türkeş ne Bahçeli’yi başbuğ görmeyen uyanık, sorgulayan nesil. MHP’DE istifa edenlerin çoğu da bu zihniyete sahip olanlar gördüğüm kadarıyla.

Ama, Meral hanım tuttu:

“-Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş çizgisini koydu”

Meral hanım, bunlar artık demode Amerikan kuçuları.

Meral hanım bu son bölüme ne kadar sarılırsa Akp’ye o kadar hizmet eder.

Kendileri bilir.

Ayrıca hitabet noksanlığı da var aynada epey konuşma yapması lazım.

Bunlara rağmen bir süre izleyeceğim. Amerika’nın İslam’ın, imanın bekçisi görüldüğü, sosyalizmin Moskof düşmanlığı ve ensest cinsellik üzerinden tu kaka edildiği, bunların dinsel kökenleri bilinirken utanılmadan iftira atılarak solcuların vurdurulduğu günlerin kalıntılarından olan Meral Akşener bu yolda giderse boşa uğraşmış olacaktır. RTE ‘ye çalışan koca TBMM partileri varken Meral hanım bu kapıda bir tas yal bile bulamaz.

Takdir kendilerinindir.

Alaeddin Yavuz

Paylaşımlarım böyleydi. Sonra yandaki haberi ve resmini görünce “tamam, gene ehveni şer parti” demek zorunda kaldım.

 

Ve son olarak Atatürk-Anıtkabir ziyaretinden sonra gittiği Hacı Bektaşı Veli türbesinde giydiği siyah elbise üzerine siyah baş örtüsü onu bırakın Türk tarihindeki kadın kıyafetlerine ve renklerine bağlılığını, Müslümandan çok Ortodoks Yahudi, Ortodoks Ermeni, Gürcü, Rus, Rum, Süryani rahibelerine benzetmişti.

Bu örtüsü ise benim de ümidimi tüketmiş, gene “ehveni şer” oyu kullanma zorunda kalacağımızın işaretini hareketin başında vermiştir.

Madem Türkçüsün Türk gibi kadını örtün.

Alpaslan Türkeş’in başlattığı “Türk Müslümandır” saçmalığına bağlı kalarak ne Türkçülük yapabilirsin ne de ABD’nin yakında bize uygulatacağı yeni Türk Dünyasını birleştirme macerasına aday bir önder olabilirsin.

Çünkü, Türklerin hepsinin Müslüman olduğunu bu çağda kabul etmek sadece cehalettir.

Benim, en azından rayından çıkan devleti eski demokratik düzenin döndürmek, dini cemaat ve tarikatların kapatılmaları ve gericilik, din temelli cinsel sapıklık merkezleri olan bu yeni tekke türlerine son verilebileceği yolundaki ümidimi kırmıştır.

Ne varsa bu din rejimlerinde bilmem ki?
Meral hanım da mı MAZO HANIM?
Anlamadım gitti vallahi…

Kendisi, bu hareketiyle AKP’ye destek olan TBMM partilerinin kervanına şimdiden katılmıştır. Onlar gibi halkın gazını alıp, sonra oturmak ve en sonunda biat etmek üzerine çalışacağı izlenimini vermiştir.

Bence hiç başlamasaydı daha iyiydi.

Bir beklentimiz daha yok edildi.

Zaten pek ümitlenmemiştim, yılların Amerikancı, işbirlikçi faşist yapılanmasından ne beklenebilirdi ki?

Neyse erken uyandırdı gene.

Buradan da öteye gideceğini sanmıyorum. Zaman her şeyin tanığıdır.

Takdir kendilerinindir.

Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

Güncel Siyaset içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi