İMAMLIK HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER!


İMAMLIK HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER!

Aşağıda paylaştığım fıkra bu konuyu işlemektedir.
“”

Berbere gelen Rahip saclarını kestirir. Berbere teşekkür eder ve borcunu sorar..

Birbirlerini traş eden Hıristiyan rahipler!


Berber:
…”Siz kutsal bir insansınız. Sizden nasıl para alırım. Sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
Rahip tekrar teşekkür eder ve gider.
Berber ertesi sabah dükkânı açmaya geldiğinde kapısında 5 altın lira bulur.

 

Japon Budist rahibi dilendiği tasıyla

Bir kaç gün sonra bir Budist rahip gelir dükkâna. Saclarını kestirir, borcunu sorar. Berber:
“Siz ruhani bir lidersiniz. Sizden nasıl para alırım. Sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
Budist rahip teşekkür eder gider.
Berber ertesi sabah dükkânı açmaya geldiğinde kapısında 5 yakut bulur.

Budist rahipler tıraşlarını kendileri yaparlar.


Ertesi hafta bir imam girer dükkândan içeri. Saçını kestirir ve elini cüzdanına atar. Berber:
“Sakın ha” der.. “Siz bir inanç adamısınız.. Sizden nasıl para alırım?
Dükkanıma ve bana şeref verdiniz.. Güle güle gidin..”
İmam gider.

Berber ertesi sabah dükkânı açmaya gelir, bakar ki; kapıda 5 imam vardır.:))) “”

Bizde imamlık farklıdır. Köyünde ilk okul öğrencilerini gönüllü olarak tıraş eden köy imamı

Bu fıkrada aslında her şey yanlıştır.

Tıraş konusu;

Budist rahipler berbere asla gitmezler. Çünkü saç uzatmak inançlarında günah olduğundan dazlak gezerler ve saçlarını da tapınaklarda dini törenle kendileri ustura ile tıraş ederler.

Budist rahipler tıraş ve dövme işlerini kendileri yaparlar.

Hıristiyan rahipler manastırda başlarının Tevrat’ta geçen ve başlarının üst kısmını tıraş etmelerini, yanlarda zülüf uzatmayı emreden ayet gereğince üst kısmını çember şeklinde ustura ile kendileri ayinle kazıtırlar.

Bunların hiç biri berbere gitmezler.

Mucizeler gösterme ve Ruhbanlık konusu;

Budist rahipleri ile Hıristiyan rahipleri tapınaklarında önce okumayı öğrenirler sekiz ile 12 yaşlarına geldiklerinde kutsal kitaplarını okumayı öğrendiklerinden tapınakta ayinle bu kitapları okumaya hak kazanırlar. Süryaniler, Yahudilerde bu okumayı öğrenenlere “Soferim” yani “okuyucu” adı verilir.

Bunların okumayı rüyalarında tanrıları, melekleri ya da cin veya şeytanlarından öğrenenleri yüksek hürmet görürler.

Günümüzde ülkemizde halka 100 yıldır dayatılan Nurculuk ve Gülencilik gibi “teslimiyetçi İngiliz-Amerikan İslâmlarında da “Soferim” mertebesi yer almaktadır.

Soferimlik-Okuyuculuk

Soferimliğin daha ilerisi olan ise “Yazatalık” makamıdır ki bu çok önemlidir. Çünkü “yazı yazma” tapınakta rahiplerce değil, bizzat “dini ayinlerle çağırılan tanrı veya melekleri tarafından öğretilir.

Cin ve şeytanlarla ya da meleklerle yaşam

Yazı yazmayı ruh çağırma ayininde tanrının, meleklerinin veya cin ya da şeytanların öğrettiği bu ruhbanlar yani “Yazatalar=Yazıcılar” çok enderdirler ve en büyük din adamlığı mevkilerine bunlar getirilirler.

İnsandan öğrenilen “okuryazarlık” bu dinlerde “dinden çıkma sebebidir. Bu nedenle özellikle Yezidilerin yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu bölgemizde okul yakılması ile öğretmenlerin öldürülmelerinin arkasında bu dinlerin inananları vardır.

Bunlar ülkemizde Sabilerde, Sabilerin kolu olan Urfa, Mardin ve çevresi Hıristiyan Süryanilerinde, Yezidilerde, İran’da Zerdüştlerde de böyledir.

İslâm’da ise imamların tıraş olması hakkında bir emir yoktur. Berbere gidenler sadece imamlardır.

İslâm dininde “Ruhbanlık” olmadığı için imamlık kutsal kişilik değil, aksine gönüllü olarak halka dini ibadetini yaptıran insanlardır.

Müslümanlıkta “üç Müslüman” bir araya gelirse cemaat oluşturmuş kabul edilirler ve dini bilgisi namaz kıldıracak kadar olan ya da daha yüksek olan imam seçilir. Ezan okumadan başlayarak âmin ettirinceye kadar namaz kıldırma işlemini yürütür.

Bunun dışında bu kimse olağan bir insandır ve herkes gibidir. Hiçbir ilahi kutsallığı yoktur.

Köylerde ve şehirlerde de bu ilkeler esas alınarak imam seçilir.

Yukarıdaki fıkrada yüceltilen (!) Budist rahipleri ellerinde taslarla dilenerek karınlarını doyururlar. Halklarına yük olurlar. Hıristiyan rahipleri ev ev gezerek köylerde misafir kalarak halka yük olurlar. Hıristiyan ülkelerde köy gezilerine çıkıp, bir iki yıl boyunca misafirliği uzattığından misafir kaldığı ev sahiplerini çıldırtan, dinden imandan eden rahip fıkraları yaygındır. İngilizce dil bilgisi kitaplarının birisinde böyle bir fıkrayı okumuştum.

İmamların ise böyle bir geleneği yoktur ve imamlar kesinlikle “Kutsal insan” değillerdir.

Sadece “dini bilgileri halkın genelinden üstün olan ve imamlık ettiğinde işine gücüne engel olmayan kişilerden seçilirse de her köyde veya toplumda bu şartlarda bir imam adayı bulmak ta kolay değildir.

Bu nedenle köylerde imamlık edene ve köy korucusuna köylüler sırayla her gün “geze” adını verdikleri yemek ikram ederler. “Geze” adı sıranın ev ev gezmesinden türetilmiş bir addır. Ayrıca köylüler ürettikleri tahıllarından ve öteki tarım ürünlerinden köy muhtarlığı yaşlılar heyetinin azalarınca oy birliği ile kabul edilen miktarda imama ve korucuya verirler. Böylece imam ve köy korucusu din- koruma işleri ile uğraşırken geleceğini düşünme kaygısından kurtarılarak sosyal güvencesi sağlanırdı.

Köy ve şehirlerde halkın dini bilgi düzeyleri yükseldikçe imam seçilecek kişinin de taşıması gereken şartlar ağırlaşmaktadır.

İmamlığın Şartlarına gelince;

İmam ilk önce akli dengesi yerinde, aklen ve bedenen sağlıklı olmalıdır.

Müslüman olmalıdır.

Sonra okuryazar olmalıdır. Çünkü imam aynı zamanda, anne-babasına veya yakınlarına son nefeslerinde Kur’an’dan bir Yasin Suresini okuyabilmek için Kur’an okumayı öğrenmek isteyen köylülerin Kur’an Kursu öğretmenidir. Yaptıkları işin dine uygun olup olmadığını merak eden cemaatin de din ve ahlak öğretmenidir.

İmam şeriatla yönetilen ülkelerde aynı zamanda nikâh memurudur. Protokolde sırası en önlerdedir.

Haçlı saldırılarında, din savaşlarında imam halkı düşmana karşı birleştiren, direnişi örgütleyen halk önderidir. Hükümet emirlerini Cuma hutbelerinde halka o iletir. Siyasi otoritelerin en önemli elemanlarıdırlar.

Bilgisi ve örnek kişiliği ile takdir toplamış ve bir yerleşim birimine sürekli imamlık etmesi için çağrıldığında o yer imamın barınma ve geçim sorununu çözmek zorundadır.

İmam, halkın hastalığında, sağlığında, doğumlarından ölümlerine içinde yer aldığından ehli namus olmalıdır. Müslümanların eş veya kız çocuklarına, kadın akrabalarına kem gözle bakmamalıdır.

İmam, eli uzun, hırsız, yalancı, düzenbaz, sahtekâr, vatan haini olmamalıdır. Cemaatinin her konuda birliğini, kardeşliğini koruyan, sağlayan kişidir. Her konuda doğru ve gerçeği araştırmalı ve cemaate yanlış bilgi vermemelidir. Aksi halde gün gelir o yanlış bilgiler kendi sonuna sebep olabileceği gibi toplumun birliğinden ahlakın yozlaşmasına kadar halka zarar verebilir.

İmam dini bilgisini yükseltmek için dini bilgisini geliştirmelidir. Kur’an’ı tilavetiyle okumalı, mümkünse ezberlemiş hafızlardan seçilmelidir. Sesi güzel değilse bile onu halkı sıkmayacak şekilde tonlayabilmeli, iyi bir hatip olmalıdır. Kur’an ayetleri diriler için olduğundan, ölülere değil dirilere öğretme yolunda çaba sarf etmelidir. Bu yüzden belirli zamanlarda halka Kur’an ayetlerini kendi dillerinde okuyarak onların dini bilgilerini yükseltmelidir.

Arap milliyetçiliğinin bir ürünü olan Arap harfleriyle yazılmış ne olduğu belli olmayan bir takım yazılar Müslümanların evlerini süsler hale gelmiştir. İnsanlar okuyup anlayamadıkları bu yazılara hürmet etmektedirler. Kur’an okumayı bilmeyen insanlar evlerine içinde ne yazdığı belli olmayan Kur’an adlı Arap harfleriyle yazılmış bir kitabı yüksek bir yere asarak hürmet etmekte, Hıristiyanlığa mahsus şekilde üzerine el koyarak yemin etmektedirler. Kur’an din kitabı olmaktan çok put haline getirilmiştir.

Okunamayan, anlaşılamayan bir kitabın değişmediğine yemin eden tuhaf bir inanç türü Müslümanların zihnine aşılanmıştır. Oysa 1400 yıl yaşında olan İslâm dünyasında 1400 yıllık bir tek Kur’an yoktur.

İmamlar Müslümanları bu Kur’an ve harf putperestliğinden kurtarmalıdırlar. Kendi dillerinde Kur’an’ı okumayı teşvik etmelidirler.

İmam Kur’an ayetlerini esas almak zorundadır. Sonradan çıkma mezhep veya tarikatların esiri olmamalıdır. Mezhepler peygamberden yüz yıl sonra ortaya çıkmaya başlamışlardır. Bu gün dört temel mezhepten türetilme 600 kadar tarikat vardır ve bazıları dinden çıkmış “selefilik” adıyla anılır tarikatlardır. Adeviyelik olarak ta bilinen Kürt Yezidiliği de bunlardan birisidir.

İmam, gayri Müslüm devletlerden, onların kurum veya kuruluşlarından ya da ülkemizdeki bağlantılarından ya da onlarla çalıştığını tespit ettiklerinden kesinlikle hediye, bağış ve herhangi bir çıkar kabul etmemelidir ve de edemez.

İmam temiz olmalıdır. Yaptığı işleri, giysileri de sözleri de temiz olmalıdır. Örnek kişilik olmaya çalışmalıdır.

İmam her zaman kendi yaptığı işlerde de halkın arasında arabuluculuk yaptığında da “adalet” ilkesini üstün tutmalıdır. Bulunduğu yerin ileri gelen eşrafının, azalarının buzağılarının, siyasi iktidarların, ne olduğu belirsiz grupların, kurum veya kuruluşların adamı olmaktan kaçınmalıdır. Kur’an ayetlerini rehber almalıdır.

İmam her ne kadar devletin idaresini yürüten siyasi iktidardan aldığı emirleri halka tebliğ etmekle görevliyse de ülkesinin veya Müslüman dünyasının aleyhlerine olanlarına itibar etmemelidir.

İmamlar halkla iç içe olmalıdır.

Dine ve halka sahip çıkan gerçek imamlar Osmanlı’nın çöküş dönemi olan 1774-1919 yılları arasında gerek gönüllü gittikleri savaşlarda gerekse Hıristiyan Haçlı sömürgeci devletlerin korumalarında isyanlar çıkartan Rum, Ermeni, Süryani, Yezidi, Sırp, Bulgar isyancılarca öldürülmüşlerdir. Yerlerine de bunların “taklitleri” getirilmiş böylece halk arasında dini ve milli kültür birliği bozulmuş, batılı devletlerin hayranları devlet idaresine hâkim kılınmıştır.

Tayyipler hep böyle mi olur?

Ilımlı İslâm’ın en güzel örneği C.I.A ajanı olduğu bilinen Alman kökenli, Katolik Hıristiyanların önceki ruhani önderi yani onlara göre Allah/İsa ile görüşebildiğine inanılan Papa 16. Benediktus ile Mısır’ın El Ezher Üniversitesinin rektörü imam Ahmet El Tayyip (Bu da Tayyipmiş.)

Osmanlı’nın çöküş döneminde milleti emperyalizme teslimiyete ikna etmekle görevli “İmam görüntülü papazlar, hahamlar, Yezidi imamları” çeşitli sapkın ve teslimiyetçi tarikatlar kurmuşlardır.

Bu gün de bu imamlar İslâm’da yeri olmayan büyük tapınaklar şeklinde cami inşaatlarında halktan para toplayan, insanları dinden soğutan, Fetoşçu, Nurcu tiplerdir. Bu yüzden dünyada ilk kez “Memur İmam” geleneği Atatürk’ün cumhuriyeti ilanı sonrasında başlatılmıştır. Başka hiç bir ülkede “Memur İmamlık” yoktur. Ama Atatürk böyle yapmakla en doğru işi yapmıştır. Çünkü emperyalistler Müslüman ülkelerde büyük saygınlığı olan imamları satın almak ya da yerlerine kendi adamlarını getirmekte her zaman mahir olmuşlardır.

Eskiden kriptoydular. Artık resmen kimliklerini ilan ediyorlar

Diyanet İleri Başkanımız, Yahudi Hahamı, Batum-Bagata’lı Süryani Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermeniği patriği Mezrop…

İmamlar Budist ve Hıristiyan rahipler gibi tanrı veya cinlerle görüşüp halka şefaatte bulunma, günahları bağışlatma yeteneğine de yetkisine de sahip değillerdir. Bu fıkranın tersi doğrudur.

İmamlığın ne olduğunu, dinin temel ilkelerini insanımız bilse bu günkü sahtekâr yobazlar bu ülkede ve öteki Müslüman ülkelerde nal toplarlar.

Başımızdkailer Müslüman değillerdir!

Tarık Buğra’nın romanında geçen Bursa’nın Küçük Ağa’sı, Maraş’ın Sütçü İmamı, Libya’nın Ömer Muhtar’ı, Atatürk’ün diyanet işleri başkanı Rıfat Börekçi, Ege ve Marmara bölgelerinin işgalleri sırasında halkı örgütleyerek bakir kızlar ile dul kadınları Müslümanlarla evlendirerek onların Rum askerlerin eğlenceleri olmasını önleyen, halkını kıyılmaktan kurtarırken gizliden düşmana karcı gizli direniş örgütlenmelerini kuran ya da onlarla işbirliği içine giren vatansever imamlar gerçek, vatansever imamete örnek iken Manisa’nın Kubilay’ı şehit eden, Yunan askerine tören yapan Bülent Arınç’ın dedesi Dersim sürgünü Süryani Rum olan sahte imam Derviş Mehmet, Bitlis Süryani’si ve Yezidi Kürtlerinin şeytanı rolünü oynayan, dinde olmayan “Yüz yılda bir dini yenilemeye geldiğini iddia eden okuryazar olmadığını kendi hayatını yazdırdığı Yazatası Hüsrev’e yazdırdığı “Tarihçe-i Hayatım” adlı saçmalıklar arasında yazdıran,  atıyla çarptığı çocuğu suya sokarak (vaftiz) dirilttiğini ve rüyasında peygamber Muhammed’i gördüğünü, kelepçelerini bakışlarıyla açtığını iddia eden sapkın Said-i Kürdi Deliüzzaman, onun Amerikancı modeli Fethullah Gülen/ Fetoş, her ikisinin akıl hocaları olan ve 19. yüzyıl işbirlikçileri Muhammed Efgani, Muhammed Abduh, 1739’larda Vehhabiliği İngiliz ajanı Hemper ile tesis ederek ilk İngiliz İslâm’ını kuran Necd Bedevisi Abdülvehhab Muhammed gibi işbirlikçiler ise teslimiyetçiliğe, ihanete örnek teşkil eden sahtekârlardır.

Sahte Müslüman Din Adamlarımız

Sahte Müslüman Din Adamlarımız

Özellikle ülkemizde imamların işledikleri suç veya kabahatlerinin öne çıkartılarak imamlara yapılan saldırı veya eleştirilerde onların Hıristiyan, Zertdüşt, Budist, rahipleriymişçesine onların sıfatlarının yakıştırılmasıyla yapılması hatasına düşülmektedir.

Veya kasten yerilmeleri için böyle yapılmaktadır. Bu da ülkemizde “Müslümanmış gibi” yapan, aslında kendini gizleyen kripto (gizli) azınlıklardan (Ermeniler, Rumlar, Yahudiler) olan birilerinin kasıtlı olarak yaptığını düşündürmektedir. Osmanlı da böyle sünnetli ve sünnetsiz din adamlarının ihanetleriyle yıkılmış bu gün Türkiye Cumhuriyeti de aynı kişilerce tasfiye edilmektedir.

Cemaleedin Efgani. Deliüzzaman-ı Said-i Kürdi bu Masonun yolunda olduğu u yazdırır

Cemaleedin Efgani. Deliüzzaman-ı Said-i Kürdi bu Masonun yolunda olduğu u yazdırır

AKP hükumeti iktidar olduğunda ilk işi de Karadeniz bölgesinde “imamlık edip evinde haç/istavroz çıkartarak tövbe ederek yaşamış” böyle bir sahtekârı, haini “din baskısı mağduru” olarak gösterdiklerinde AKP’nin de Süryani, yüzü ortaya çıkmış oluyordu. Oysa bu hainler Müslüman dünyasını bu şekilde bölüp sömürgeci batılı devletlerin kölesi yapmakta çok etkili olmuşlardır.

Bir başka İngiliz Müslümanı Muhammed Abduh işbirlikçisi

Bir başka İngiliz Müslümanı Muhammed Abduh işbirlikçisi

Bu gün de din adamlarına diğer dinlerin ruhbanlarının giydikleri süslü, şatafatlı etekli kıyafetleri hükümet eliyle giydirerek, gerekse İslâm’ın ve imanın şartlarının ilki olan kelime-i şehadetten “Muhammeden resulullah” ifadesini çıkartan, Said-i Kürdi ve Fethullah Gülen Süryanileri, Müslüman Irak’ta, işgal sırasında vatanını savunan Araplarca öldürülen Amerikan işgal askerleri için “duacı” olduğunu söyleyen başbakan Recep Tayyip Erdoğan Süryani’si içimizdeki ve başımızdaki Truva atlarıdır.

NURCULUĞUN İKTİDARA TAŞINMASI

NURCULUĞUN İKTİDARA TAŞINMASI

Demokrasi, sosyalizm, komünizm size ters geliyorsa hiç olmazsa Dinine, imanına ve imamına, toprağına, özgürlğüne bilgi ile sahip çıkan gerçek Müslüman bir millet olunuz!

Takdir okuyanındır.

Alaeddin Yavuz
keykubat /adilyargic/ adilyargicc

Emperyalizmin Son Projesi

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Arkeoloji-Dinler Tarihi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.