ÜNİVERSİTELİ İŞSİZLİĞİN GERÇEK NEDENLERİ

ÜNİVERSİTELİ İŞSİZLERİN ARTMASININ GERÇEK SEBEBİ

Bu kasıtlı olarak yapılıyor. 
Kapitalizme göre üniversiteler kesin iş garantisi vermezler. 

Bizde harf devriminin etkileri ve dünya savaşının ardından kurtuluş savaşında verilen kayıplar yüzünden eğitimli kadroya ihtiyaç çoktu. 

Cumhuriyetin kuruluş yılları iç isyanlar ve II.Dünya savaşı ile kesildi. Kore, Kıbrıs, sağ-sol ila kayıplar artı. 

Aynı durum batılı ve doğulu ülkelerde de yaşandı.
Resim
Bu yüzden büyük savaşların ardından üniversite bitirenler yeteneklerine bakılmaksızın devlet kadrolarına dolduruldu. 

Zamanla bu kadrolar çöreklendiler emekli olmadılar, malı vurdular, yeni gelenlere iş olanağı kadrosuzluk yüzünde kalmadı. 

Bir de emeklilik yaşının yükseltilmesi buna tuz biber ekti. 

Bu değişimi göremeyen insanlar iş garantisi var diye üniversitelere yüklendiler. Dershaneler açıldı. Herkes “garanti” diye bir üniversite diploması için çocuklarını yarış atlarına çevirdiler. Çocuklar çocukluklarını yaşayamadı. Bu amansız yarış elan sürmekte, bu eğitim kurumlarına giremeyen gençlerimiz umutsuzluk ve başarısızlık içinde intihar ettiler.

Artan nüfus, üniversiteye girme yarışının tam gaz gitmesi eğitim oranını yükseltti ama istihdam düştü. Kadrolar boşalmadı. Devlet kurumları da özelleştirince, devlet en büyük istihdam kaynağı olmaktan çıktı.
Özel sektör de sınırlı ve çok kaliteli kadroları istihdam ettiğinden her yıl açılan üniversitelerden mezun olan gençler ortada kaldılar. 

Son olarak Milli Eğitime bağlı öğrenim, eğitim kurumları da özelleştirme kapsamına alınınca istihdam daha da azaldı.

Böylece elinde hiç bir işe yaramayan diploma adlı bir kağıtla yapayalnız kalan Üniversiteli başıboş, ana-baba parasına muhtaç bir gençlik doğdu.

Olay budur.

Bu günün gençleri ve ebeveynlerinin kabul etmeleri gereken gerçek de artık Üniversite diploması sadece kişinin belirli bir iş kolunda eğitim aldığının belgesidir. Ama o işi yapabilecek ehliyette olduğu anlamına gelmez.

Ha gelir! Deniliyorsa kişi bunu kendi çabasıyla ispatlamak zorundadır. Yani aldığı eğitimi devlet veya özel kurumlara girmeden, kendi çabasıyla kendine ekmek kapısı yapabiliyorsa bunu ispatlamış olur.

Üniversiteler artık “GARANTİ İŞ KAPILARI” değildir. Sadece eğitim kurumlarıdır. Bu nedenle, yüksek öğrenime girmediği halde, belirli bir meslek alanında kurslarla, çıraklıkla yetişen eğitimsizlerin istihdam olanağı bulabilmeleri de şaşırtıcı değildir.

Anne-babalar ve gençler kendilerini yeni şartlara göre ayarlamalıdırlar.

Unutmayalım ki tabiatta eğitimsiz insanların, işsiz ve fakirlerin, hayvanların garantileri, sosyal güvenceleri yoktur. Ama yaşam olanakları vardır.

Yeni çağın yaşam anlayışı “vahşi hayatın dönüşü” şeklindedir. Hükumetlerin bunda bir kabahatleri yoktur. Yeni yüzyılın eğitim ve istihdam politikası budur.

Cumhuriyet tarihimizde en çok oy alarak iktidar olan AKP genel başkanı ve halen başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan,devam mecburiyeti olmayan ve zamanında iki yıllık yüksek okul değerinde bile sayılamayan dört yıllık İktisadi İlimler Akademisi adlı yüksek okulunu on yılda bitirmiş, kitap okumayı sevmediğini, danışmanlarına okutup dinlediğini söyleyen bir kişidir.

Takdir sizlerindir.

Alaedin Yavuz

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.