DOĞAL FELAKETLERİN SİYASİ BAĞLARI


DOĞAL FELAKETLERİN SİYASİ BAĞLARI

Yazımın başlığı bile doğal felaketleri de bereketi de Allah’a bağlayan Müslüman kültünde yadırganacak bir başlıktır. Yadırgansa da artık Müslümanlar bilimsel gerçeklerle yüzleşmek, onları kabul etmek zorundadırlar. Üzerinde oynanan oyunları bile anlamaya cesareti, tahammülü olmayan milletlerin medeni toplumların köleleri olmaktan başka şansları olmayacaktır.

Doğal felaketlerin siyasi bağları gerçekten olabilir mi?

İslâm öncesi Sabi-Mecusi Hicaz Arap dini kültünde, Kâbe’de bulunan 180 putun ve Taif’teki Nahle ovasındaki öteki 180 putun da en büyü Allah’tı. Allah, Arapların yıldırım, bereket tanrısıydı. O bulutları yoğunlaştıran, şimşekleri çaktıran, yağmuru yağdıran, topraktan taneler bitiren, tanelerin de tanrısıydı. Bu yüzden adlarından birisi de “Hubel” idi. Hub=Tane, tahıl tanesi, “el=tanrı” demekti.
Kur’an’da “R’ad” suresi vardır ve Türkçesi de “Gök gürültüsü” demektir. Bu surede Allah’ın İslâm öncesi Arap mnitolojisindeki “Gök Gürültüsü Tanrısı” sıfatına atıf yapan “R’ad” kelimesi adını verir.

Eski Yunan’da Zeus, Hititlerin Teşb’u, Ermenilerin Irak’lı Keldanilerden ve Şeria nehri-Filistin-Lübnan bölgesi Sabilerden kopyaladıkları Sümer-Babil’in ay tanrısı Sin’in adlarından olan “Hay=Yaşam, Hayat=yaşam veren” adıyla tapındıkları gök gürültüsü ve bereket tanrısı aynı sıfatlara sahipti. Kur’an’ın Allah’ı da zaten “Hay-ül kayyüm değil midir?

İşte geçmiş kavimlerin ilkel dinlerinin tanrılarının sıfatları artık çağdaş teknoloji sayesinde insanların da isteğine bağlanmış haldedir.
1990’lı yıllarda İstanbul’daki kuraklığı, susuzluğu ortadan kaldırmak için yurt dışından ithal edilen gümüşnitrat tozları uçakla havaya serpiliyordu. Bu tozların havadaki nemi üzerinde toplayarak bulutları oluşturduğu tespit edildiğinden suni yağmur yağdırmanın ABC’siydi. Amerika ve diğer gelişmiş ülkelere dünyanın parası ödenmişti.

Oysa başta Amerika Alaska’da bulunan H.A.A.R.B Tesisleri ile bunun benzerlerinin bulunduğu 12 ülke istedikleri coğrafyada sel, dolu, kar, depremler ile bereketli doğal yağmurları yağdırabilmektedirler.
2011 Van depremlerini olduğu zamanlarda bu depremin artçılarının yaşandığı dönemlerde Van depreminin H.A.A.R.B teknolojisi ile yağdırıldığı, bölge üzerinde oluşturulan manyetik bulutların nasıl izlendiği yabancı kaynaklı bir video ile anlatılmaktaydı. Malum o dönemler AKP’nin Kürt oyları BDP’ye kaymıştı. Bne de buna dikkat çekmek için “Van Depremi Haarb işi mi?” konulu b ir yazı yayınlamıştım.

H.A.A.R.B teknolojisini Türkçemize tercüme ederek hazırladığım derlemeler ile yazmamdan kısa bir süre içinde tam hasat zamanı Aydın yöresinde yağan olağan dışı bir dolu yağışı ile sebzelerin tümü telef olmuştu. Hatta bu yağışın ardından, bölgedeki yağış felaketine ithafen yaptığı konuşmada “Hem büyük devletlerin tam hasat zamanı ürünleri telef edecek yağışlar yağdırabileceklerini yazıyorlar hem de tarımı destekleyin diyorlar!” demişti.

Bu konuşmasından sonra o da Haarb teknolojisini kullanmaya başlamıştı. BDP’ye oy veren doğu şehirlerinde deprem ve sel felaketleri, 2012’de CHP ve MHP’ye geçen belediyelerin bulunduğu Sakaray Karasu’dan Eskişehir’e çatıları parçalayan el büyüklüğünde doluların yağdırıldığı felaketler bence tesadüfi değildi.

Tam belediye seçimlerinin kızışmaya başladığı, başbakanın 10 büyük şehir belediye başkan adaylarını açıkladığı günün ertesinde İzmir’in adeta seller ve deniz sularının işgale uğraması bana H.A.A.RB teknolojisini anımsattı.
Bu konuda geniş bilgi bir çok yerli yabancı internet sitelerinde olduğu gibi benim de bloglarımda vardır.
Ben size yukarıda bahsettiğim yazımı kopyalayıp yayınlayan bir başka sitenin linkini vereceğim. Ki, yazılarımın da insanlar tarafından benimsendiklerine tanık olasınız.

İşte linki; ba http://gizliilimler.tr.gg/HAARP-%26%23304%3Bddialar%26%23305%3B-Ger%E7ek-mi-f-.html

Takdir okuyucunundur.

Alaeddin Yavuz
keykubat /adilyargic/ adilyargicc

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Kenar | Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.