AKP’NİN DİNİ ve CAMİLERİ

AKP’NİN DİNİ ve CAMİLERİ

2 Temmuz 2013, 21:3

Kadıköt Ataşehir'de açılan bir AKP Camisi olan Mimar Sinan Camisi

Kadıköy Ataşehir’de açılan bir AKP Camisi olan Mimar Sinan Camisi

AKP iktidara geleli 11 yıl oldu ve Türkiye tarzı Cami İnşa Kültü yaratacağım derken İslam öncesi Sabi, Süryani, Grek ve İran Mitra dini tapınaklarını andıran dev camileri altlarında alışveriş merkezleriyle birlikte inşa etmeye başladı. Bitişiklerine de Yahudi Havrası, Hıristiyan Kilisesi eklemeyi de ihmal etmedi.

Devlet bütçesiyle inşa edilen ilk cami olan Ataşehir Mimar Sinan Camisine bir de başbakan R.T.Erdoğan kendi adının , başkalarına yazdırdığı sözerin yazılı olduğu bir kitabe yazdırıp astırmıştır. Bu cami gerçek bir Mescid-i Dırar'dır.

Devlet bütçesiyle inşa edilen ilk cami olan Ataşehir Mimar Sinan Camisine bir de başbakan R.T.Erdoğan kendi adının , başkalarına yazdırdığı sözLerin yazılı olduğu bir kitabe yazdırıp astırmıştır. Bu cami gerçek bir Mescid-i Dırar’dır.

Putperestlik dönemlerinde tapınakların rahip ve rahibeleri 360 tane olan tapındıkları tanrıların (Cin ve Şeytanların)heykellerini başta seramik, toprak, taş, ağaç oymaları olmak üzere helva gibi yiyeceklerden de yapar satarlar, tapınağa gelir sağlarlardı. Halen Hristiyan kiliselerinde yakılan mumlar ücrete tabidir.

1915’de Enver paşanın Ermeni tehciri korkusundan Gürcistan’a sığınmış Süryani Yezidi, Keldani soyundan olan Recep Tayyip Erdoğan ve partilileri Putperest tapınakları gibi gelir getiren dev yapıları Cami adı altında inşa etmektedirler. Bunlar peygamberin sağlığında “Mescid-i Dırar” (Zararlı Mescitler) dediği ve yıktığı tapınaklara benzemektedirler.

O kitabede yazılı olan ifadeler

O kitabede yazılı olan ifadeler

İslâm’ın yasaklarıyla sona eren bu antik çağ kültüründeki tapınak ve içinde görev yapanlar hakkında bazı bilgileri vereyim;

Süleyman peygamber'in Allah'a oturması için yaptığı Süleyman Mabedi

Süleyman peygamber’in Allah’a oturması için yaptığı Süleyman Mabedi

Arap Sümer dini, Hint Hinduluğu, Brahmaniliği, İran Mitracılığı/Mihriliği (Güneşçilik), Mısır’ın Ra (Güneş) dini Greklerin hepsinden toplayıp uydurduğu Grek ve Roma Mitracılığı (Mağara ibadeti/Güneş kültü), Serapçılık dini, Hermes dini gibi dinlerin hepsinde Güneş gerçek büyük adil tanrı, Ay da karanlık, kötü, şeytani tanrıyı temsil etmekteydi. Tanrıların ikametleri için yapılan tapınaklarda tanrılara hizmet etmekle görevli rahipler,rahibeler,  çalgıcılar, ilk doğduğu için tapınağa adanmış kız ve erkek çocuklar çalışırlardı. Halktan zorla toplanan vergilerle tapınaklar bakılır, düzenlenir,çalışanların ve tanrının yiyip içeceği, giyeceği ihtiyaçları karşılanırdı.

Tapınakta görevli din adamları tanrının soyundan geldikleri için kutsal yarı-tanrı kabul ediliyorlardı. Onlar hastalanmazlar, her şeyi tanrıdan öğrendiklerinden kutsal ilahi bilgi ile donatıldıklarına inanılırdı. Hastalananından doğum yapacak kadınlara kadar her türlü hastalığın pençesine düşenler “tanrının şifası ile iyileşsin diye” tapınakların bahçelerine bırakılırlardı. İyileşemeyenler “lanetli” kabul edilir ve toplumdan atılırlardı.İşte bu kovulanlar arasına devletin en büyük din adamları, kralları,şehzadeleri, sultanları da girmeye başlayınca “Güneş’in” yani gerçek tanrının da şefkatinden kovulmuş olduklarına onlar da inanıyorlardı.

Kovulmuşların da kendilerini koruyucusuz hissetmelerini önlemek için mecburen bir tanrının korumasına girmeleri gerekiyordu. Yoksa kötü ruhlar, cinler ve şeytanların tutsakları olurlardı. Eski Türk dini olan Karahan Dini destanında geçtiği gibi “Karahan’ın (Allah’ın) şefkatinden uzak olan yani ona ihanet edenler Erlik Han’ın (Şeytan’ın) askerleri olacaklardı.” Bu anlaşma öteki dinlerde biliniyor olsa ki Mısır’dan kovulan Sabiler ve Yahudiler de hemen önce Sina yarımadasında (Sin’in yeri) Sina Çölünde (Sin’in Çölü) bulunan Tur-u Sina’da (Sin’in Dağı) derin hastalıklı olanların ölümleri, sağlıklıların seçilip Suriye tarafına geçişlerine Sin’in izin verdiği, bekleme süresinden sonra Ay tanrısı Lah/Sin/ Allah’a tapınmaya başlıyorlardı. Eski dinlerindeki efsaneleri de Sin’ uyarlayarak kendi ırkçı dinlerini kuruyorlardı. Zaten gerçek tanrının şefkatinden kovulduklarından da “yalanı, hileyi, fuhşu, hırsızlığı ve her türlü kötülüğü” de temel ilkeleri sayıyorlardı. Her yerde öteki güçlü tanrının kavimleri hâkim olduğundan onların başka türlü de yaşamaları imkansızdı zaten.

Böylece şeytana ibadet eden, kovulmuş kavimlerin dinleri ortaya çıktı.

Onlardan önceki eski dinlerde ticaret, fahişelik, hırsızlık,yalan çok kötü işlerdi. Bunları yapanlar tanrının lanetine uğrar, sevgisinden,merhametinden mahrum kabul edilirlerdi. Başları da belli olsunlar diye kazıtılırdı. Kadınların başlarının kazıtılmasının kökeni, bu kötü işleri hoş gören hatta özellikle bunları koruyan Grek tanrısı Hermes’in adından doğan Hermetik öğreti öncesinde fahişelik, tüccarlık kötü sayıldığından saçları kazıtılarak deşifre edilirler ve tapınak civarlarında nafakalarını temin için çok ucuza çalışırlardı. Sefalet içinde yaşarlardı. Hastalandıklarında tanrının şefaati ile şifa bulması için tapınak bahçesine bırakılan diğer insanlardan farklı olarak içeri kabul edilmezler, tanrının şefkatinden, nazarından kovulmuş, lanetli olarak kabul edilirlerdi.

Sabilerin Ay Tanrısı olan Allah'ın kızı Er Ruha'nın adlarından biri oaln NUR, Sabiliğe geçmiş Yahudi mezheplerince de tapınılan şeytandır. İsrail Nur Mason Locasının sembolü olan Nur'u görüyorsunuz.

Sabilerin Ay Tanrısı olan Allah’ın kızı Er Ruha’nın adlarından biri olan NUR, Sabiliğe geçmiş Yahudi mezheplerince de tapınılan şeytandır. İsrail Nur Mason Locasının sembolü olan Nur’u görüyorsunuz.

Nur Mason Locası Amerika'da- Masonların tapındığı şeytan Bafomet'in de adı Nur'dur ve kökeni Er Ruha'dan gelir.

Nur Mason Locası Amerika’da- Masonların tapındığı şeytan Bafomet’in de adı Nur’dur ve kökeni Er Ruha’dan gelir.

Tüccarlar da aynı kaderi paylaşıyorlardı. Sonra toplumdan kovulan lanetliler güneşe ve tek tanrıya tapınmayı terk edip Ay’a, şeytana tapınmaya başladılar, böylece Cin-Şeytan ibadeti başladı, ticareti hoş gören Sabilik, Hermetizm, Serapizm, Yahudilik, Hristiyanlık dinlerini oluşturdular ve büyüyüp kapitalizmi yarattılar. İslam aynı kökten gelmesine rağmen ve ticareti yüceltmesine rağmen de “adaleti” öne çıkardığından, gök cisimlerine tapınmayı, onlara kutsallık atfetmeyi, yalanı, dolanı şeytan ibadetini yasakladığından farklı yorumlanmalıdır.

Fethullah Gülen Süryanisi Papa II Jean Paul ile

Fethullah Gülen Süryani’si Papa II Jean Paul ile

Ama Vehhabiler, Nurcular, Fethullahçılar ve haklarında yazdığım 19. yy uydurma dinleri olan yeni mezhepler bozguncu sapkın Sabiiliğe geri dönmüş bozuk inanışlardır. Başlangıçta örtünme tüm dinlerde vardır ama”bütünüyle örtünme” sadece tapınakta görevli kadın ve erkeklere mahsustu.

Avustralya'da Hıristiyan İlahiyat Fakültesinde "Aziz" ilan edilmesi üzerine açılan Gülen Kürüsüsünün açılış töreni.

Avustralya’da Hıristiyan İlahiyat Fakültesinde “Aziz” ilan edilmesi üzerine açılan Gülen Kürüsünün açılış töreni.

Bu kadın ve erkekler bu gün de kutsal sayılan Ney, Tef, lir, zurna,davul gibi çalgılar eşliğinde okunan ilahilerle çarşaf-peçeli bir kadının dans ederek Allah’ın ruhunu ayartıp çağırmasından ibaret ruh çağırma ayinleriyle çağrılan Allah ile cinsel ilişkiye girerlerdi. Doğan çocuk ülkeye kral olurdu.Evlilikler kız kardeş, ana-baba-kız, ağabey arasında ensest evliliklerdir.

İbrahim peygamberin karısı Sara ana da aynı zamanda kız kardeşidir.

Soy kavramının ve milliyetçiliğin temeli bu Arap, Hint,İran, Grek dinleridir. (Türkler yaratılışta 19 kavim olarak yaratıldıklarından ensest evlilikler yapmazlardı. Sonradan Güney Türkistan bölgesine inenler İran,Hint, Arap dinlerine girince bozulmalar başladı. Anlatılan çarşaf-peçe ilk Ön Türklerin inançları dışındadır.)

Bu tapınak ayinlerinde tanrı ile yapılan çiftleşme ile gelecek yılın da bereketi emniyete alınmış oluyordu. Tapınak görevlileri olan kadın ve erkeklerin hepsi “Allah’ın karılarıydılar”. Hepsi kutsal bakireydiler. Meryem Ana da Kur’an Meryem Suresinde ve İncil’de geçtiği gibi oda “ilk doğan çocuk” olduğundan tapınağa adanmış bir “kutsal bakireydi. Roma Mitracılığında bunlara “Vestali=Bakireler” denilirdi.

Kilisede mum yakan Hıristiyan kadın

Kilisede mum yakan Hıristiyan kadın

Hala Roma’da Forum civarında “Casa della Vestali=Bakireler Salonu/Köyü” adlı bir cadde vardır. Hala Hristiyan manastırlarında görevli rahibelere Allah’ın Karıları” denilir. Bu yüzden bedenlerinin en küçük parçalarının insanlara görünmesi büyük günahtı. 

İsrail'den "Tapınak Fahişesi" adı takılıp Kanada'ya sürülen, çocuklarıyla zina ettikleri için Kanada'da çocukları devlet korumasına alınan Beyt Şemeş Yahudileri Çarşaf-peçe kıyafetleriyle

İsrail’den “Tapınak Fahişesi” adı takılıp Kanada’ya sürülen, çocuklarıyla zina ettikleri için Kanada’da çocukları devlet korumasına alınan Beyt Şemeş Yahudileri Çarşaf-peçe kıyafetleriyle

Bakışlarının da insanı öldüren hayvanı çatlatan nazar yaydığına inanılırdı. Sümer’in İnanna’sı, Mısır’ın İsis’i (AySis), İran’ın Anahita’sı, Hint’in Şiva’sı tapınak fahişeliği kültünün ilk anaları ve”anaerkil aile kültünün” kurucularıdır. Bu yüzden Çarşaf-peçe tapınak din insanlarının esas kıyafetiydi. 

Öteki sapkın Yahudi mezhebi olan Lev Tahor'a ait Yahudi çarşaf-peçeli öğrencileri

Öteki sapkın Yahudi mezhebi olan Lev Tahor’a ait Yahudi çarşaf-peçeli öğrencileri

Daha sonra bu dinleri yaşayan devletler çökünce dinlere saygı azaldı, din görevlileri para kazanmak için şehre dışarıdan gelen yabancılarla para karşılığı ilişkiye girmeye başladılar. Böylece Tapınak Fahişeliği doğdu.

Halk arasında dini yaşatmak isteyen din adamları tapınak görevlilerinin örtünme şeklini halka dayatmaya başladılar.

Göbek dansı, Halay, Semah, Sema ayinleri Ay Tanrısı Sin/Allah’ın kızı ve karısı olan Er Ruha/İştar/ El Uzza’nın çocukları olan yedi gezegenin etrafında dönmesinin taklit edildiği göksel devinimden türetilmiştir ve Sümer-Sabi dininden gelmedir.

Çarşaf-Peçe giyen Hıristiyan Habeş Rahibesi

Çarşaf-Peçe giyen Hıristiyan Habeş Rahibesi

Osmanlı zamanında bile çarşaf-peçe kıyafetinin sadece Sabi, Süryani, Yakubi ve Şemsi Yahudi mezheplerinin yoğun olduğu Mezopotamya adası olduğunu Evliya Çelebi seyahatnamesinde anlatmaktadır.Keldani, Arami, Sümer, Mısır araştırmacıları da bunun böyle olduğunu doğrulamaktadırlar.

AKP'li bir türbanlı

AKP’li bir türbanlı

Tevrat ise “çarşaf-peçe” giyinmeyi kaldırmıştır. Tevrat kendine göre örtünme şeklini Hezekyel peygamberin işlerinin anlatıldığı Tevrat Hezekiel Bölüm 24’de şu ayetlerle açıklamaktadır;

Hezekiel Allah’tan aldığı emirleri İsrailoğullarına iletirken aynen şöyle der:

Hez.24: 22 Benne yaptıysam, siz de aynısını yapacaksınız. Yüzünüzün alt kısmını örtmeyeceksiniz, yas tutanların yiyeceğini yemeyeceksiniz.”

Olması gereken İslâmi örtü

Olması gereken İslâmi örtü

Ayet emrin aslı ise 17.ayette şöyledir;

Hez.24: 17 İçin için inle; ölüler için yas tutmayacaksın. Sarığın başında, çarığın ayaklarında kalsın; yüzünün alt kısmını örtme, yas tutanların yiyeceğini yeme.”

İncil ve Kuranda örtünmeyi düzenleyen ayetlerin kökeni de bu Tevrat ayetlerine dayanmaktadır. 

Boyun altının örtülmemesi konusunda Kur’an yukarıdaki ayetleri aynen doğrular;

NUR SURESİ-31-Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olan şeyden çevirsinler. İffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısım dışında açmasınlar.

Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar… “ Der ve devam eder.

Son olarak da örtünmeni asayiş boyutuna işaret edilir;

Azhab 59- “Muhammet, Müslümanlara söyle, eşleri, sokağa çıkarken üstlerine örtü alsınlar. Bu onların tanınıp rahatsız edilmelerini önler”  İşte bu ayet de örtünmenin asayiş bakımından önemine işaret eder. Bütün mesele de neredeyse budur. Düzenli devlet kurumlarının bulunmadığı orta çağ dünyasında asayişi kendi kendine oluşturan bir düzenin adı dindir. Bu gün yanımızda donsuz gezenlere dönüp bakmıyoruz,baksak ta kalkıp tecavüz etmiyoruz yani.

Sabilik, ondan doğan sapkın Yahudi mezhepleri olan Beyt-ül Şems (Güneş Evi) mezhebi ya da Şemsiler, Yakup peygamberi Şeytan’ın yerine koyup öne çıkartan Yakubiler (Hristiyanları da vardır), Hristiyan Sabiler olan Süryaniler, Irak Sabileri Şubbalar, Hint Can dini inananları ile Grek İncil’ine inanan Katolik ve Ortodoks Hristiyanlarının “din adam ve kadınlarının” ortak kıyafetleri çarşaf-peçe kıyafetidir.

Tevrat’ın ve Kur’an’ın peygamber olarak saydığı Yakup peygamberin karılarından olan Lea’dan doğma Yahuda peygamberin gelini ile zina davasının anlatıldığı “Yahuda ile Tamara” bölümünde çarşaf-peçe kıyafetinin, Tevrat öncesi Sabi putperestliğine ait fahişe kıyafeti olduğu şöyle anlatılmaktadır;

Yaratılış 38. Bölüm. Ayetler 14 ve 15;

Yar.38: 14 Tamar üzerindeki dul giysilerini çıkardı. Peçesini örttü, sarınıp Timna yolu üzerindeki Enayim Kapısı’nda oturdu. Çünkü Şela büyüdüğü halde onunla evlenmesine izin verilmediğini görmüştü.

Yar.38: 15 Yahuda onu görünce fahişesandı. Çünkü yüzü örtülüydü.

Bu ayetlere rağmen Yahudi ve Hristiyanlar arasında ve tapınak görevlileri arasında çarşaf-peçe kıyafet putperestlik dönemi kalıntıları olarak varlığını sürdürmektedir. Çünkü “Irkçılığı Yahudiler Mısır’dan sürüldükten sonra Sabilerden öğrenmişlerdi. Onlara vaat edilen kutsal topraklar da kendilerinden önce Mısır’dan sürülmüş olan Sabilerin yerleştiği Arap topraklarıydı.

Irkçılığı dinle birlikte yaşayan Sabiler de haliyle kendi dinlerinden asla sapmamışlar yeri geldiğinde Asuri, yeri geldiğinde Babil yeri geldiğinde Yahudi, zamanla Hıristiyan ve Müslüman gibi görünüp özlerini

Korumayı sürdürdüler. Bu gün de ülkemizde ve Ortadoğu’da ve hatta küresel sermayeyi oluşturan Avrupa ve Amerika’da devletlerin başlarına da bu takiyecilikleri ile geçmişlerdir.

Yahudi peygamberlerine geçmişte vurulan darbelerden tutun da Hristiyanlığa ve ardından peygamber Muhammed’in sağlığında ve ölümü ardından dinine vurdukları Emevi Darbesini de bu Sabiler vurmuşlardır.

Yakup (Hileci) peygamberin ağabeyi ESAV'DAN (Kıllı) bir tas çorbaya ağabeylik hakkını alması

Yakup (Hileci) peygamberin ağabeyi ESAV’DAN (Kıllı) bir tas çorbaya ağabeylik hakkını alması

AKP hükumetini oluşturan Yezidi Kürt, Keldani, Sabi, Süryani, Yahudi Arap yapılanması artık yavaş yavaş kendi kimliğini ifşa etmektedir ve kendi dini kültürüne göre de tapınakları, yüzyıllardır uyumlulaştırdığı dinler sayesinde oluşturduğu uyum şartlarına uygun olarak inşa etmektedir. Kıyafet devrimini zaten yapmışlardı. Neydi onun en çağdaş hali?

Türban.

Eh camiler de artık Hıristiyan Roma’nın “putperest tapınağı, şeytanın evi” deyip yıkmaya kalktığı ancak sağlamlıkları yüzünden altını kazdırarak yani lağımlayarak yıktırdı Satürn, Neptün gibi tapınakların heybetinde “alışveriş yapılabilen tapınaklar” inşa etmeleri geçmişi bilenlere hiç de tuhaf gelmemektedir.

İstanbul Fatih'te Fındıklı'da Süheyl Bey Camii'si

İstanbul Fatih’te Fındıklı’da Süheyl Bey Camii’si

AKP döneminde başlanılan yıkım ve yeniden inşası hakkında resmi izahat;

İnanmadınız mı?

Ve alışveriş merkezi şeklinde cami olmuş hali

Ve alışveriş merkezi şeklinde cami olmuş hali

Devlet parasıyla cami yaptırıp adına kitabe koyduranların camisi İslâm’a göre cami değildir de ibadet de edilmez!

Ha ederseniz o da size kalmış. Belki siz de ondansınız olamaz mı?

Alaeddin Yavuz
keykubat /adilyargic/ adilyargicc

AKP'nin bilinmeyen yönleri

AKP’nin bilinmeyen yönleri

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Arkeoloji-Dinler Tarihi, Güncel Siyaset içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.