AYAKLARA KAPANMA, SECDENİN TARİHİ

AYAKLARA KAPANMA, SECDENİN TARİHİ

3 Şubat 2014, 18:23

 

Cumhuriyet döneminde, insanları “kulluktan/kölelikten vatandaşlığa/eşit birey” haline getiren anayasal özgürlükler dönemimini başlatan Atatürk, Fransız ve Rus devrimlerinden çıkarımlarını, ülkemiz haklının karakterine uygun şekilde düzenleyerek yaptığı demokrasi devrimini uygulamaya başlamasıyla “ayaklara kapanma veya secde” şeklinde yapılan ve bağlılığı ifade eden selamlama şekli de başlatılan kültür devriminin sayesinde geeneklerden çıkartılmıştır.

Secdenin veya ayaklara kapanarak selamlamanın kökeni dinlerdir. Kökenleri M.Ö 6000 yıllarına kadar uzanan Mısır mitolojisinde her  şeyin yaratıcısı ve baş tanrı olan Ra ile çocukları olan İsis, Osiris/Urisa (Ur’lu İsa), Set, Şu, Geb ve ötekileri toplam dokuz tanrı babaları ile konuşurken “secde halinde” konuşurlar. Mit böyle yazar. “keykubat.blogspot.com”  blogumda bu mitin Türkçe’sini kaynağını vererek dilimize çevirip yayınlamıştım.

Aynı olay yeryüzünde bütün dinlerde yer almaktadır. Ekvator kuşağı toplumlarından Sibriya’daki Türk şamanlara kadar her kavimde secde/ayaklara kapanma vardır.Şamanlar sabah tan vaktinde güneşin ilk gelen ışıklarını öperek karşılarken secde ederler. Sümer, Hint, Arap, Fars tanrıları ile hep secde edilerek konuşulur. Vatikan’da rahipler dini bayramlarında kürsüden konuşan Papa’yı (Baba demektir) selamlamak için secde ederler.

Tevrat’ın peygamberi İbrahim, evine insan şeklinde konuk gelen Allah ve iki meleği çadırının önünde ayaklarına kapanarak(secde) karşılar ve çadırın içine aldığında ayaklarını yıkar.Yahudi kralı Jehu (Yehu) Asur kralı Salmanasar’ı secde ederek karşılar.  Hazreti Muhammed’in Tevrat kökenli bir dinin peygamberi olduğunu öğrenen Bizans imparaToru Herakles peygambere yazdığı mektupta;

“Sizi sarayında ağırlamak ve ayaklarınızı yıkamaktan onur duyarım” diye mektup yazar. (Hristiyan Sabiler olan Süryaniler bu durumu çekemediklerinden Herakles’e Muhammed’in peygamber değil dini bozan şeytan Bizbat olduğu yolunda uyarı mektubUnu yazmalarından sonra bu davet gerçekleşmez.)

Osmanlı padişahlarının önünde konuşurken secde /ayaklara kapanma şarttır. Ancak batılı Hristİyan ülkeleri secdeyi sağ dizinin üzerine çöküp dik bıraktıkları sol dizleri üzerinden eğilerek yaptıkları için bu konuda Osmanlı ile bir kaç savaştan sonra anlaşırlar ve Hristiyan elçilere ve sonradan tümüne secde/ayaklara kapanma kaldırılır. Ama avam/halk/teba secdeye devam eder.

Hatta tüm yeryüzünde padişah/şah/imparator/Kralı gibi tanrı soyundan geldikleri veya İslam’da yeryüzünde Allah’ın dinin koruyucusu ve temsilcisi sıfatıyla da olsa secdeye devam ederler. Bu devletin başındaki kişinin temsilcisi olan sıralı memurlara da gösterilmesi zorunlu bir saygı işaretiydi.Yıllardır bize gösterilen Atatürk resimleri arasında İran şahı baba Rıza Pehlevi’nin Atatürk’ü ziyareti esnasında çekilen bir resimde de Şah Rıza’nın Atatürk’ün ayaklarına kapandığı iddia edilen bir resim vardır.

Son yıllarda AKP’nin İran’da uygulanan Yahudi şeriatını temel alan ve İslam diye millete kakalanan Mason rejimini ülkemize taşıyacağı korkusu üzerine hiç Atatürk’ü sevmeyenlerce bile sürdürülen bir “Atatürkçülük Kampanyası” döneminde İran bu resme itiraz etmiştir.

Resim incelendiğinde resimde ayakta ve eğilmiş, yüz hatları tam seçilmeyen ve Atatürk olarak anlatılan kişinin aslında Atatürk değil Şah Rıza olduğu vurgulanmış, uzmanlar raporlar hazırlamış ve bu konuda İran itirazında haklı bulunmuştur.Bu resmi onlarca profesör, general, yazar, çizer, gazeteci  sıfatlı insanların bu yoruma dayalı olarak kullanmalarının verdiği şartlamayla, Şah Rızayı tanımamakla başlayan kullanmama bilerek kullanma dönemimi de ekleyebilirim.

Sebebine gelince, Atatürk Osmanlı dahil bütün ezilen doğu, okyanus ilkeleri dahil son iki yüzyılda emperyalizme karşı ilk savaş kazanan kişidir. En büyüğü de Çanakkale zaferindeki katkılarıdır. Sonra cumhuriyetin ilanına kadar süren kurtuluış savaşımızdır.1917 Rus devrimi,1915 Çanakkale zaferinden, 1948 Çin devrimi 1923 Cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleşmiş, emperyalizme vurulan darbelerdir.

Bütün ezilen milletlere “yenilmez düvel-i muazzama” denilen İngiliz imparatorluğu ve müttefikleri olan batılı Hristiyan devletlerin yenilebileceğini gösteren böyle bir adama, doğulu ve kanlarının 1/3’i Türk olan İranlıların şahları bu saygıyı gösteriyorsa bu davranış Şah Rıza’yı küçültmez, aksine onun “bağımsızlığa ne kadar hayran, ne kadar vatansever ve milliyetçi olduğunu gösterir. Zaten batı köleciliğine Ortadoğu coğrafyasında askeri ve kültürel olarak direnen en eski kavim İrandır.

Şah,padişah, kral adları ne olursa olsun bir başka şaha misafir giden veya yenilip teslim olanı da misafir gittiği veya yenildiği şahın ayağını secde ederek öpmek zorunda bırakılırdı. Bu tüm dünya tarihinde vardır.Türkiye’de bir Mustafa Kemal bu defa İran’In yapamadığını yapmışsa Şah’ın böyle saygı göstermesinde İbrahim’i peygamber sayan Müslüman bir ülkenin şahı olarak ne sakınca vardır?

Hiç bir sakınca yoktur. Ki o dönemde secde/yer veya ayaklara kapanma ile selamlama halen vardı ve ne yazık ki halen ülkemizde de vardır. Şıhların önünde secde veya hafifletilmişi hocaların yanlarında diz çökme haliyle yaşamaktadır. Halen ülkemizde bir devlet memuru amiri ile konuşurken elleri namazdaymışçasına önüne bağlanması bazı aşiret kökenli doğulu bürokratlarca istenmektedir. Yapmayan hem azarlanır hem de bir şekilde pasif göreve alınır, gıcıklığın durumuna göre işten el dahi çektirilir. Ama bu enderdir.

Buna rağmen demokrasiyi hazm edememiş köleci zihniyete sahip bürokratlarca da yapılması teşvik edilmekte, memurlar buna zorlanmaktadır.Sonunda misafirin ayaklarına kapanarak karşılanması ve ayaklarının yıkanmasının kökeninin dinler olduğu ortadadır. Bunu yapanın aşağılanması kültü de secdeyi “diz çökme” şeklinde uygulayan batılı kültürdür. Bence topu kaldırılmalıdır.

Bu konuda tarihi resimlere dayalı görüntüleri görmek isteyenler bloguma bakabilirler;http://keykubat.blogspot.com.tr/2008/12/secde-trleri.html#axzz2sGvWVlAr

Alaeddin Yavuz
keykubat /adilyargic/ adilyargicc

 

 

Atatürk'Ün Şah Rıza'yı karşılaması resmi

Atatürk’Ün Şah Rıza’yı karşılaması resmi

 

Macar John Sigmund Kanuni'nin önünde secde ederken

Macar John Sigmund Kanuni’nin önünde secde ederken

 

1912 Uşi Anlaşmasıyla Libay, Tunus, Cezayir'i bir muhtira ile işgal eden  haçlılara buraları teslim için giden padişah V.Mehmet'e son umutla secde eden Araplar. Oysa o teslim anlaşması imzalamıştı.

1912 Uşi Anlaşmasıyla Libay, Tunus, Cezayir’i bir muhtira ile işgal eden haçlılara buraları teslim için giden padişah V.Mehmet’e son umutla secde eden Araplar. Oysa o teslim anlaşması imzalamıştı.

 

Vatikan'a papayı selamlayan Hırsitiyan kilise topluluğu

Vatikan’a papayı selamlayan Hırsitiyan kilise topluluğu

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Güncel Siyaset içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.