ATATÜRK’ÜN MİRASI ÜZERİNE TEZGAHLAR

Bize tarih başından beri hep yanlış hatta her şeyin tersi öğretildi. Şimdi doğruları ortaya çıkınca halkın hazmetmesi zor oluyor ve bu neden ret de edebiliyorlar.

Halkı kazanmakta çektiğimiz sıkıntı da bundandır.

Bu konuda saklanan en önemli sır, Atatürk’ün sinsi komplolarla bazen ilkelerine olan bağlılıkları da dahil olmak üzere kullanılarak yalnız bırakılması sağlanmıştır.Çevresinde en güvendiği kişilerin çoğunluğu onun kanatları altında ortaya çıkmış, özünde değersiz silik kişilerdir.İngiliz hayranı İsmet İnönü gibi bazıları da sömürgeci devletlerin büyük elçilikleri,yüksek düzeyli devlet adamlarıyla olan muhabbetleri sayesinde devlet ricaline girmişlerdi.Sonunda, 1935’de Mason localarını kapattırdı, Hatay konusunu gündeme aldı ve hastalığında dahi ölünceye kadar takip etti.

O insandı ve evlatlıklarıyla beraber oynardı. Gerçek aile özlemi içinde öldü, 12 yaşından sonra sıcacık anne elinden çorba içemedi, elbiseleri yatılı askeri okullarda yıkandı, oralarda doydu. Oralardan Osmanlı imparatorluğunun bütün cehpelerinde savaş alanları onun mekanı oldu. Bunca çileden sonra korkudan, ya da megolamanlıktan delirmiş, tımarhanelik ya da bedenen sakat bir insan çıkacağına bir dünya önderi çıkmışsa muciz işte budur. Ama o bir insandır.

O insandı ve evlatlıklarıyla beraber oynardı. Gerçek aile özlemi içinde öldü, 12 yaşından sonra sıcacık anne elinden çorba içemedi, elbiseleri yatılı askeri okullarda yıkandı, oralarda doydu. Oralardan Osmanlı imparatorluğunun bütün cehpelerinde savaş alanları onun mekanı oldu. Bunca çileden sonra korkudan, ya da megolamanlıktan delirmiş, tımarhanelik ya da bedenen sakat bir insan çıkacağına bir dünya önderi çıkmışsa muciz işte budur. Ama o bir insandır.

Bu hedefleri sömürgeci devletlerde “yenide dirilmeye çalışan Osmanlı” korkusu uyandırdı ve tasfiyesine karar verildi.Etrafında zaten adam gibi adam Fevzi Çakmak dışında yoktu. Ya da ben bilmiyorum diyeyim.1937’den itibaren bir yıllık resimlerini tarih sırasına göre incelediğimde zehirlenmenin 1937’de başladığını ve 1938’de ölümünün gerçekleştiği gün hastalıktan değil, Bitlis Yezidi İsmet İnönü ile Arnavut Fahrettin Altay paşanın ortaklığında “Atatürk’e karşı” yapılan askeri darbe ile TBMM vekilleri esir alınmış ve trafik kazasında öldü sandığı için acıyıp çocuklarına miras bıraktığı İsmet İnönü tarafından kafasına kurşun sıkılarak öldürülünce yaveri Salih Bozok korkudan soluğu Dolmabahçe sarayının kömürlüğünde almıştır.Kolay değil can derdi. Zaten ölmeye çalışan adamı korumaya çalışacağına kömürlüğe kaçmak, “can cümleden azizdir” demek en iyi çözümdü. Yoksa arkası ölümdü.

Ermeni İsmet İnönü ile Savarona yatında (İyi günlerinde)

Ermeni İsmet İnönü ile Savarona yatında (İyi günlerinde)

1943 Adan Yenice Tren istasyonunda İngiltere başbakanı (Çanakkale savaşında İngiliz Deniz Kuvvetleri Komutanıydı) W.Churchil, kendisine;”Mustafa da öldü,artık şu Kürdistanı kuruver!” sözüne baktığımızda ne için göreve getirildiği de anlaşılmaktadır.Yani Sevr anlaşmasının gecikmeli uygulaması için elbette.Ama o şu cevabı vermiştir;”Kürtler dağlı ve ilkel kabile kavimleridir. Şimdi devlet kurduklarında bunu yürütecek yetenekte olmadıklarından devlet çöker. Yaşayan bir Kürt devleti için Kürtlerin 80 yıl Türklerin arasında medeniyet öğrenmesi gerekir.”

Bu durumda Atatürk’ün her şeyini elinden alıp kendini “CHP’nin ebedi başkanı” ilan eden ve Amerikan’ın 1971’de yerine Şebinkarahisar Ermeni’si Ecevit’i tayin etmesine kadar da o makamda kalan bir adam nasıl Atatürk’ün mirasını açıklayabilirdi?

Evet, 1943’te yapılan konuşmada ön görülen 80 yıl 2023’te dolacaktır. Devleti yıkıp tasfiye edecek ASALA örgütü 1968’de Lübnan’da (Cumhurbaşkanının Süryani olması zorunlu, Hristiyan egemen bir Arap ülkesi) İsmet İnönü’nün sağlığında kurulmuştur. İki elçilim memurumuzun  öldürülmesiyle başlayan faaliyetleri önce ABD’de gerçekleşti ama Türk devleti onca yetişmiş memurunu kaybetmesine rağmen tek operasyon yapmadı.

Sonunda Çemişkezek Rum’u Süryani (Namaz kılan, Müslümanlarla aynı ibadeti yapan Hristiyanlar) Kenan Evren ile Turgut Özal tarafından PKK, hem Atatürk cumhuriyet rejimini hem de devletini yıkacak, üç komşu devletten toprak alıp bölgedeki öteki devletleri AB-D sömürgeci güçlere teslim etmek için anarşi-terör fabrikası olarak kuruldu.PKK iyice güçlenince ASALA örgütünün lideri Artin (Apo şeytanının da adı Artindir.) Yunanistan Atina’da bardan çıkarken kurşun yağmuruyla öldürüldü. İşi yapan Fransa’ydı. Ülkesinde yapılan terör eylemini bahane gösterdi v.s. Özünde ASALA ömrünü tamamlamıştı.

Ermeni Süryani’si ya da Sabetay Sevi Yahudi’si (Müslüman Yaudi de denilir) Fethullah Gülen de Nurcularla koalisyon yaparak 21. yüzyıl Yeni Dünya Düzeni olan B.O.P’un kafa adamları oldular, zenginleştirildiler.

ANAP’tan AKP’ye kadar bütün siyasi iktidarlar, 1943 Yenice görüşmesinin 80.yılında Kürdistan, Süryani ve Batı Ermenistan kuracak, bütün Ortadoğu ülkeleri ile Kuzey Afrika devletlerini de birbirine sokacak, her yeri kan gölüne çevirecek proje için çalıştılar.Bu işin uygulayıcısı AKPKK hükumetine ortam yaratmak için çalıştılar.

Bu günlerde de ömrünü dolduran AKP sonrası yapılanmanın psikolojik ortamının senaryosunu oynuyoruz.

Ortada Atatürk’ün devletini miras alan Türkler olsaydı miras çoktan gereği bile yapılır ve unutulurdu.Ama miras hala gizleniyorsa, içeriğinin de kaç kez değişmediğine hala inanan varsa miras açıklansın derim.

Atatürk’ün mirası her ne olursa olsun artık muamma olmaktan çıkmalıdır.

Atatürk’ün de bir insan olduğunu, bir yıl içinde zehirlemenin etkisiyle fiziki ve ruhsal bunalımlara düştüğünü, mason localarını kapattığında karısı mason latife tarafından Çankaya köşkünde askerlere hitap ederken “oRDA BURDA KIRIŞTIRDIĞIN YETMEDİ DE GÖZÜ ASKERLERE Mİ DİKTİN?(Kynk-Rıza Nur’un anıları)” denilerek aşağılandığını ve bunca kahramanlığa rağmen zorlama bir evliliğe mecbur bırakılarak pişmanlıklar içinde öldüğünü de hatırlayalım.

Mirasın açıklanmasınısakıncalı bulan bazı vatansever (bildiğimiz) tarihçilerimiz ile devlet adamlarımızın, muhakkak bilgileri var ki bazı olumsuzluklara neden olabileceği endişesiyle karşı çıkabilir.

Biz Atatürk’ü hatalarıyla da sevmeyi öğrenmeliyiz.

O Tanrı değil İnsandı.

Ama o mirası kim değerlendirecek, kim sahiplenecek?

1938’de Mustafa Kemal’i öldürdler, 76 yıldır ona taktıkları “Atatürk” adı ile onu sömürdüler, olur olmaz her şeyi ona yakıştırdılar, aşırı putlaştırdılar ve halkını ondan nefret ettirdiler.

12 Eylül 1980’de Amerika’nın tayin ettiği bir genel kurman başkanı, Atatürk’ün ölümünün 80.yılında onun devletini tasfiye edecek projeleri imzaladığından dolayıdır ki, mirasının açıklanmasını 25 yıl daha ötelemiştir. bu tespitimin fantazi bir iddia olmadığını da herkes tecrübe etmiştir.

Son 12 yıldır ona, devletine, zihniyetine ve milletine yapılmayan hakaret kalmadı. “Türk’üm” demek dahi suç sayıldı, bizzat Süryani başçalan, Avrupa Parlamentolarına çıkıp “Türklüğü bitireceğiz” dedi.

Onun mirasına bu hükumetler mi sahip çıkacak?

Çıksa çıksa millet çıkar ya o da nasıl olur açıklanırsa göreceğiz.

Miras açıklansa da ardından ortada “milli bir devlet yapısı” olmadığından ne işe yarar buna da millet karar verir.

Tabii hala değiştirilmemiş, bakir kalmışsa.

Takdir sizlerindir.

Alaeddin Yavuz
keykubat /adilyargic/ adilyargicc

http://www.youtube.com/watch?v=QGhSquMxxHI

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Güncel Siyaset içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.