İSLAM DÖNÜŞTÜRÜLÜRKEN UYANMAK GEREKİR

İSLAM DÖNÜŞTÜRÜLÜRKEN UYANMAK GEREKİR

 

Bu gün öğle saatlerinde kanalları gezerken Gülen cemaatinin yayın organlarından olan Kanaltürk kanalında İslami iman, ibadet konularında konuşma yapan bir bayan dikkatimi çekti.

Sanatçı Derya Baykal’ın programına katılan bu hanım, dini mantık olarak çok çağdaş, mükemmel bir konuşma yaptı.

Örneğin, inanan bir insanın Allah’a olan ibadetlerinden karşılık beklemek yerine, ibadetini, Allah’ın bir kulu olarak görev bilinciyle yapmasını önermesi bence çok mantıklıdır. Ki bunu geçmiş yazılarımda da yıllar önce yazmıştım.

Bir insanın öteki insanlara yaptığı yardımı da “karşılığını Allah’tan beklemeden, insan olmanın gereği olduğu için” yapmanın daha insani,mantıklı olduğunu, yaratıcının daha hoşuna gideceğini örnekler vererek işledi.

Bu örneklerde, eski insanların ömürlerinin uzunluğunu, günümüzde ise bu sürenin oldukça kısalmışlığını Adem’in 930 yıl yaşamasından bu günkü 60-80 yıllık insan ömrü arasındaki farkların, bir insan ömründe edilebilecek ibadet süresini, hiç bir işi yarına bırakmamak için son dakikanı yaşıyormuş gibi düşünün önerileriyle gerçek dindarlığı göz önüne sermesi de güzeldi.

Ama ömürlerle ilgili bu bilgiler Kur’an’da değil Tevrat’ta vardır.

Bu günkü İmam Hatip liselerinden Müslüman İlahiyat fakültelerine, din eğitiminde, bırakın öğrencilere dört kitabı okutmayı, Kuran’ın Türkçe mealini okutmadan mezun verildiğini biliyoruz. Bu konu Yaşar Nuri Öztürk, Zekeriya Beyaz gibi din adamlarımızca da televizyonlarda defalarca dile getirilmişti.

Atatürk dönemi hariç Osmanlı’dan bu güne devletin diyanetinin başında bulunanların zaten kendilerini “Sünni/Hanefi” Müslüman tanıtan diyanet işleri başkanları olmasına rağmen bunların çoğu özünde Süryani, Yezidi, Gregoryen Ermeni dinlerinden 1915-17 tehciri ile cumhuriyet dönemi tehcirleri sırasında “Müslüman olduk” deyip kalanlardandılar.

Namaz kıldıkları için de Sünni Mezhebinden olduklarını söylemişler, Sünniler gibi ibadet etmişlerdir. Halk arasında namaz sonlarında  Fatiha okuduktan sonra “…Muhammeden resulullah” dedikten sonra “İsa resulullah” diye eklemelerinden bahsedilenler de bunlardır. Batılı devletler AB ve ABD bunlarla çalışmak istemekte ve hep seçimleri onlar kazanmaktadır. Bizde koyu şeriat İslamcısı, Türk ırkçısı, imam, diyanet işleri başkanı, araştırmacı yazar olurlar, yurt dışına gittiklerinde “Türkler dinimizi yaşatmıyor, baskı yapıyorlar. Bu yüzden Müslüman görünüyoruz ama özünde Hristiyanız. Yardım ediniz de yıkalım şu Türkiye Cumhuriyetini” dediklerinden batıdan ülkemiz için daima “anarşi, bölünme projelerine dayalı dayatmalar” gelmiştir ve gelmektedir.

Özellikle 1950 Menderes dönemiyle diyanet tamamıyla Yezidi, Süryani, Sabi, Keldanilik harmanı Mason İslam’ı olan Nurculuk akımının eline geçmişti.

12 Eylül 1980 darbesiyle de Nurculuğa Gregoryen Ermeniliğin İslami modeli olan Işıkçılık tarikatı Fethullah Gülen ile eklenmişti.

Gregoryen inancı yalnız ülkemizde değil Avrupa ve Amerika kıtalarında da yaygın bir cemaattir. Müslümanların “Hristiyanlaştırılmalarının da İslam’ın mitolojisi olan bu dinlere döndürülüp oradan Grek İncil’ine döndürülmesi hesaplandığından, geçmişte hadis/hurafe dini olan sayısız tarikatlarla bölünerek ve gerçek inancımızı kaybederek bu günlere hazırlandığımızdan, biz Hristiyanlaştırılmanın son aşamalarındayız.

SABİLERİN KUTSAL KİTABI CİN ZE Dİ RABBA (HAZİNE, ÖĞRETMEN ZE CİNİ DEMEKTİR)

Bu saydığım dinlerin hepsi Müslümanların inandıkları Allah’a inanır, kıldığı namazı, tuttuğu orucu tutar, kurbanını keser, aynı Kâbe’ye secde ederler. Ancak, Mekke’nin fethinden sonra bunların Kâbe’de hac etmelerini peygamber Muhammed yasakladığından, Kudüs ve Mısır piramitlerine Yezidiler de Sincar dağlarındaki Laleş kasabasındaki şeyh Adi türbesine secde etmektedirler.

Tek farkları, Kur’an’ı kitap, Muhammed’i peygamber saymamalarıdır. Allah/Sin/Hay/Hayat/Manda di Haya (Hayat veren Manda Sin)/Sayın adlarıyla öne çıkan Ay tanrılarıdır.

Bu Ay Tanrısı Sin hakkında Urfalı bir gümüşçü işletmesi sahibinin iş yerini tanıtan sayfasından aldığım tanımları değerlendirmenize sunuyorum. Urfa Aya Tanrısı kültüne tapınan Sabi, onların Hristiyanları olan Süryanilerin yeridir. Urfa adı da Allah’ın kızı Er Ruha (Ruh)’dan türemedir. Er Ruha oteli ve bir çok adla işletme bulmanız mümkündür.

Şimdi okuyalım neymiş bu Sin? (İslam öncesi Arap Tanrıları’ adlı çalışmamda bilimsel kaynaklarıyla yazdım ama bu halk bilgisi olarak değerlidir.)

“”

SİN – Sümer mitolojisinde ay-tanrı.
SİN -Dünyanın ilk tapınağının ismi
SİN -Arap alfabesinde bir harf.
SİN -İbrani alfabesinde bir harf.
SİN -Osmanlıcada barış anlamında kullanılırmış
SİN – Kadın, nisa anlamına gelirmiş
SİN– Hz,Muhammedin isimlerinden biri (yasin)(ey muhammed) gibi
SİN -Mezarlık,kabir,makber,
SİN -Yaşlı adam veya ihtiyar adam veyahutta süryanice din adamı.Arapça Şeyh
SİN – Gümüş’ün sembolüdür
SİN – Ay’ın dolunay vaktine denir
SİN Dünyada yapılmış ilk heykeldir. VE ÇOK ENTERASANDIR Kİ!!! 1990 YILINDA ŞURKAV ÇARŞISI (mağazamızın oldugu plato) YAPILIRKEN TEMEL KAZISI ESNASINDA BULUNULMUŞTUR  
SİN – Simyacıların gümüş için kullandığı sembol AY sembolüdür. Gümüş ay gibi

Ve “Nur” içeren adların da ana kültü Sabilik ve Süryaniliktir. Çünkü Nur, Allah’ın, recm ile cennetten kovduğu kızı Er Ruha’nın adıdır.

Sin’in Nuru da en parlak hali ay ışığı olmakla beraber daha çok sis ve karanlıktır. Güneş ışığıyla olan aydınlıktan çok ilahi zihni, iman aydınlanmasını içerir. İslam’a da böyle geçmiştir. Tefsirlerde de (Nur Suresi)  benzer yorumu bulursunuz. Şimdi esnaf vatandaş devam ediyor;

Tüm bu ünvarların başına veya sonuna “NUR” kelimesini de koyarsanız AYNUR, NURLU KADIN, NURLU MEZAR, NURLU TAPINAK Gibi anlamlar çıkar “”

Bu gün, Sedanur, Ayşenur, Binnur, Şennur, Nursena, Fatmanur… gibi adların temeli Sabilerin ve Süryanilerin dinidir. Bu dinden olan Gregoryen Ermenilerde de sıklıkla rastlanır.

Bu gün Türksat uydularından yayın yapan, Hristiyanlığı Türkçe anlatan “Hayat Tv” de yayındadır. Diğer uydularda İngilizce yayın yapanı da vardır.

İnanna/İştar/Nene/Nur/Er Ruha/Er Ruda

Onun kızı ve karısı olan Güneş tanrıçaları da, Sümer tanrıları olan babası Sin’in, dedesi Enlil’in, büyük dedesi Anu’nun, amcası Enki’nin bilgelik ve kudret tabletlerini çalarak evrenin tüm bilgilerine sahip olan ve bu yüzden dünyanın altındaki bir karanlığa recm edilerek kovulan, sonra dünyamıza çıkmasına izin verilen, Müslümanların “Euzu besmele “ ile şerrinden Allah’a sığındıkları kovulmuş bilge dişi şeytana “Ermenilerde Nene/Anahita / Harran Sabileri Er Ruha /Yemen Sabileri Er Ruda / Yezidiler İştar / Tavus / Irak Sabileri, Süryanileri İnanna adlarıyla tapınırlar.

Bu şeytanın bu dinlerdeki ortak adı da “NUR” dur ve ışığı da karanlıktır. Bu yüzden Kur’an Nur suresinde “Kur’an nur üstüne nurdur” derken bu eski putperest inanışlardan Kur’anın üstünlüğünü vurgulamak için bu ifadeyi kullanmıştır.

Adlarından geleneklerine Müslümandan ayırt edilmeleri zordur.

Derya Baykal hanımın programında konuşan bu Mevlevi ağırlıklı Hayat Nur Artıran adlı bayan konuğun ilk adları bu dinlere ait değil mi?

Hayat Nur Artıran hanım

Zaten Gregoryen Ermeni olduğu bilinen Fethullah Gülen’in kanalında “Hayat Nur” (Hayat Sin/Allah’ın, Nur da kızı Şeytanın adıdır.) adlı bir dini konuşmacının İslami eğitimci olmaktan çok Gregoryen veya Süryani Hristiyan rahibesi olduğu kanaati bende oluşmuştur. İnternetten araştırdığımda da böyle akademik bir sıfatı olmadığı, kendi çabalarıyla ve birilerinin eliyle bir yerlere geldiği görünmektedir.

Eski adı Işıkçılık, günümüzdeki adı Gülencilik Mason İslamı/Ilımlı İslam kültünün kanalında bunu ben yadırgamadım.

Emperyalizme teslimiyetçiliği öne çıkarmadıkları, ülkemizde herkesin bastığı toprağa sahip çıkacak, dini-ırki ayrımcılığı kaldırıp “toprak milliyetçiliğinde birleştirecek” olan akımların bence sakıncası yoktur.

Sabi-Süryani-Yezidilik, Zerdüştlük kökenli Mason Nurcularının yarattıkları hadis/hurafe İslamı yerine Işıkçıların akılcılığı öne çıkartan Mason İslamı arasında tercihe zorlanıyoruz.

AKP-Gülen Cemaat savaşının arkasında da geçmişte olduğu gibi bu gün de zaten bu kavga vardır.

Merak ettiğim ise gerçek İslamı anlamış, anlatacak Müslüman din adamlarının hala ortak bir görüş etrafında toplanamamış olmaları da üzücüdür. Benim tespit edebildiklerim içinde Yaşar Nuri Öztürk, Vehhabi bilindiğinden tüm samimiyetine rağmen Sünni kabul edilemeyebilir ise de İmamı Azam Ebu Hanife’yi yıllardır en iyi ifade eden din bilginlerimizdendir.

Show Tv’nin ramazan hocalarından prof. Mustafa Karataş gerçek akılcı Sünniliği bu ramazan iyi götürdü. 24 TV’nin Yusuf Kavaklı hocası genelde Sünni akılcılıktan ayrılmasa da arada bir diğer mezheplerin hoşuna gideceği dogmacılığa düşmekten kurtulamamaktadır.

Diğerlerinde Şafi/Kürt Nakşibendiliğinde yürüyen ama, “yürürken geçtiği yerlerde İmamı azam Ebu Hanife’nin önünde otlar, ağaçlar eğiliyordu” diyerek, görmüş gibi bir mezhep ulemasını insanlıktan çıkartıp putlaştırarak Hanefi geçinen Yezidi N. Hatipoğlu ve bilmem nicelerinin hepsi İslamın dışladığı, peygamberin, ashabının (arkadaşlarının), ensarın (yardımcılarının) ve akrabalarından mezhep imamlarına kadar din tarihinde yer almış kişilerin ilahi kudretleri oldukları öne çıkartılarak putlaştırıldıkları, yani bunların “Allah, cin, şeytan soyundan oldukları öne çıkartılarak putperestliğe halk ikna edilirken de insanlar, “Ruhbanlık, feodalite, kölecilik, dogmacılık” sürekli aşılanmaktadır. Hatta, peygamberin öldürülmesini emretmiş akrabalarına bile “peygamberin soyundan oldukları için dua edilmesini” de önermektedir.

Bu dileğin arkasında, 12. yüzyıl başlarında yazılmış Kürt Yezidilik dinin’de (Mushaf-ı Reş ‘Kara Kitap), peygamberin bu akraba düşmanları olan Ebu Süfyan, Muaviye, Halife Yezid’i “tanrı kabul etmektedirler. Hatta Ebubekir’in adı da Cebrail’in adı olduğundan, her ihtimale karşı, yara almamak için Ebubekir’i de tanrılar listesine eklemişlerdir.

Müslümanların dini kendi akıllarıyla anlayamayacakları, bir şeyhe, pire, imama biat etmeleri bu sapkın imanla emredilmektedir.

Bu Türklerin Sünnilik inancına aykırıdır.

Bu durumda Derya Baykal’ın konuğu Gregoryenlikten devşirme Hayat Nur Artıran hanımın mantığı İslam olarak işlenirse oldukça taraftar toplayacağını düşünüyorum.

Millet nasılsa 1400* yıldır kendi kitabını okumadığından dinin korumasını önce “Kur’anın koruyucusu Biziz” ayeti gereğince Allaha, 1950’den sonra da Amerika’ya bırakıldığından, millet görsel ve yazılı basından şırınga edilen her şeyin İslam olduğuna zaten itiraz edecek halde olmadığı gibi, “imanını kaybetme korkusuyla” da sorgulamaktan uzakken, İslamı dönüştürmeyi hedefleyenlere de gün doğmuştur.

Türk ve gerçek Müslümanlar bu gün bu dönüştürmenin aracı olan iki yapılanma arasında sıkıştırılmışlardır.

Arap, Fars, Kürt Yezidilikleri, Yahudilik, Sabilik, Süryanilik dinleri köken olarak Sami/Semitizm ırkçılığında, Siyonizm dini akımında birleşmiş“Yunan/Grek milliyetçiliğinde ortak karar kılmışlardır. Bunlara kısaca Rumlar, Bizansçılar da diyebiliriz.

Diğerleri de Turani sayıldıklarından Hristiyanlıkları, Yahudilikleri, Müslümanlıkları bile kabul görmeyen Ermeniler ve Türklerdir.

Ermeniler, CHP-Işıkçı Gülencileri, Rumlar da Nurcuların AKPKK’sıdır.

Bu ayrımı yapabilirseniz bazı gerçekleri uyanma şansınız olabilir.

İslam dini   dönüştürülürken, Türklük tasfiye edilirken,halklar ve devletler bölünüp işgal edilirken uyanmak için daha ideal zaman olamaz.

 

Alaeddin Yavuz
keykubat /
adilyargic/
adilyargicc

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Arkeoloji-Dinler Tarihi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.