OSMANLIYI EMPERYALİZM, ATATÜRK DE İŞBİRLİKÇİ İKTİDARI YIKTI.

Geçen yılın başlarında kızımı kaybettiğimden beri içine düştüğüm buhran sebebiyle araştırma yazılarıma ara verdim. Bu nedenle artık kısa makaleleri “halkı yanlış bilgilendirmeyecek şekilde ” yazmaya çalışıyorum. Şimdi konuya girelim.

Yeni, kukla başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun B.O.P’a yamadığı Büyük Osmanlı Projesi veya Sabilik, Yahudilik temelli dinlerin şeytan ibadetlerini esas alan mezhepleri olan Gregoryen, Süryani, Kıpti, Ortodok Hristiyanlıkları ile hem Hristiyan hem Yahudi görünen Şemsi, Yakubi Yahudilerin birleştiği AKPKK hükumetinin, içinde Türk ve Müslümana yer vermeyen Gnostik Bizans İmparatorluğu hayali uğruna Atatürk ve kurduğu cumhuriyet rejimine saldırılar her gün sürmektedir.

Bu sembollere iyi baktığınızda, devletin başında kimlerin olduğunu anlayabilirsiniz.

Bu sembollere iyi baktığınızda, devletin başında kimlerin olduğunu anlayabilirsiniz.

Neymiş Atatürk Osmanlı İmparatorluğunu yıkmış, padişahlığı kaldırmış, suç işlemiş, şu olmuş bu olmuş.

16. yy. da Yavuz Sultan Selim ile dünya gücü, Kanuni Sultan Süleyman ile bulunduğu coğrafyada egemenlik kuran, bizdeki adı Devlet-i Aliye-i Osmaniye, batılıların Ottoman Empire/Osmanlı İmparatorluğu denilen devlet, daha 15. yy. sonunda Portekiz ve Hollandalıların Ümit burnunu dolanarak Hindistan’a yerleştikleri zaman küresel güç olmaktan çıkmıştı.

Kardeşlerinin türlü saray entrikaları sonucu bizzat babası Kanuni’nin emirleriyle öldürülmelerine tanık olarak büyüyen, içkide teselliyi bulmuş Sarı Selim’in (II.Selim) döneminde saray anası Hürrem sayesinde Sırpların ve Rus kökenli sadrazam, vezirlerin elinde geçmişti.

Bu dönemden Osmanlı’nın yıkılışına kadar Rusya’nın büyüdüğü, Osmanlının küçüldüğü bir Avrasya siyaseti yaşanmıştır.

1914’te başlayan I. Dünya Savaşına kadar, Vatikan merkezli, Müslüman Osmanlı Türklerinin şeytana tapındıkları, Mecüc(Magog) soyları oldukları için “Türklerin Avrupa’da ve Anadolu’dan sürülmeleri, soykırımlara uğratılmaları kararı gereğince batıdan, Afrika’dan, Hint okyanusundan aralıksız saldırılarla Osmanlı bastırılmış, sindirilmiş, her türlü sanayi, kültür devriminden uzak kalması sağlanmıştır.

Kendisini Hristiyan dünyasının ruhani önderi rüyasına fazla daldığından, keşifler çağında paylaşılan dünyadan hiç bir hakkını alamadığını 18. yüzyılda fark etmiş Almanların, Osmanlıyı kullanarak Hint Okyanusuna inip, küre paylaşımından kısmetini aramaya çıkması hedefleri ile başlayan Osmanlı-Alman ilişkileri sonucu II. Abdülhamit ordunun her türlü eğitimini Almanlara vermişti.
Alman ordusunun eğittiği, Alman silahlarının, generallerinin idari eğitimleri, destekleri ile güçlenen Osmanlı ordusu, Alman askerleri ile birlikte 1915’de bir Çanakkale zaferi yaşamıştır. 1917 Ekim Devrimi ile Rusya savaşı bırakmıştır ve kuzey emniyete alınmıştır.
Bunun getirdiği rahatlıkla Enver Paşa, Azerbaycan’a kadar girmiş, işbirlikçi Ermeni, Süryani, Yezidi Kürt çetecileri toplamış Suriye ve aşağısına sürmüş, kaçanlar da Gürcistan’a sığınmıştır. AP’ye sunulan 2003 Gürcistan Azınlık raporuna göre, Batum’a 67500 Süryani çeteci, Tiflis’e de 37500 çeteci yerleştirilmiştir.

Irak’ta İngiliz ordusu bozguna uğratılmış, İngiliz generali Towsend ordusuyla esir alınmıştır.
Ama Mısır ve Arap yarımadasında işler aynı gitmemiş, Nasurileri, Süryanileri, Sabileri, Kıptileri,Şemsi Yahudileri yanına alan Vehhabiler Yemenden Suriye’ye kadar olan cephede İngiliz para ve silahlarıyla saldırmışlardır. Çanakkale orduları komutanı Alman generali Liman Von Sanders paşa, emrindeki Osmanlı ordusu komutanı Cemal paşaya soğuk kalmış, Osmanlı Süveyş kanal savaşını kaybetmiştir.

Osmanlının can çiştiği yıllarda, dün, Irak, Suriye, Filistin'de Türk ve Müslüman ordularını sırtından hançerleyenler, İngiliz, Rus kurşunlarıyla vuranlar, bu gün de dünkü gibi "İSLAM, KURAN, MUHAMMED" adlarıyla vurmaktadır.

Osmanlının can çiştiği yıllarda, dün, Irak, Suriye, Filistin’de Türk ve Müslüman ordularını sırtından hançerleyenler, İngiliz, Rus kurşunlarıyla vuranlar, bu gün de dünkü gibi “İSLAM, KURAN, MUHAMMED” adlarıyla vurmaktadır.

Süveyş Kanalı yenilgisinden sonra İngilizler 1917’de Kudüs’e girdiler sırayla Suriye işgal edildi. Enver paşanın sürdüğü 500.000 Ermeni isyancının 178.000’i Adana, Urfa bölgelerine gönderildi, Fransız üniforması giydirilerek, I. Haçlı seferinde bölgede kurdukları Urfa/Edesa ile Adana Klikya Ermeni krallıklarının kurulması faaliyetlerine başladılar.

Hamidiye Alaylarının Ermeni çetecilere karşı başarısı karşılığında aslen Yezidi olan ama Şafi Kürt görünen bazı okuryazar olmayan Kürt aşiret reislerin de bu gerekçeyle sadrazam ve vezir olmuşlardı. Irak cephesinde İngilizlere karşı sadece seyirci kalan Şafi ve Yezidi Kürt aşiret reisleri de olan bu Kürt paşalar, Ermeni, Rum, Süryani, Yezidi çetecilere karşı devleti savunan paşaları “vatana ihanetten” yargılayarak idam etmişler, böylece Osmanlıyı emperyalizme teslim ederek Osmanlının sonunu getirmişlerdir.

Bunca ihanetin sonunda 30 Ekim 1918’de Osmanlı teslim oldu. Ordusunu terhis etti, silahlarını düşmana teslim etti.

Yani, YIKILDI! Teslim olan, ordusunu terhis etmiş olan her devlet YIKILMIŞTIR.
O tarihte de Atatürk Suriye’de Yıldırım Ordularındadır, payitahtın olduğu yere en az 2000 km uzaktadır. “Orduyu terhis edin, silahları İngilizlere teslim edin!” şeklinde gelen padişah emrini uygulamamak için telgraf başında kafayı yemektedir.
“İstanbul’a dön, her şeyi bırak” emri üzerinde de dönerken yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Fransız üniformalı dedesinin ölümüne sebep olacak, “Orduyu terhis etmeyin, silahları düşmana vermeyin, Ermenilere karşı direnin” şeklindeki emri Adana valisine verir ve “Dedem haksızlığa karşı dayanamazmış, Taa Batum’dan kalkıp, 1000 km güneydeki Adana’daki zalim valiyle savaşmaya gittiğinde 1917’de öldürülmüş” dediği Süryani işbirlikçi eşkıyası dedesi de bu zamanda helal süt emmiş bir vatan evladının kurşunuyla öldürülmüştür. (Bu konuyu 2003 Gürcistan Azınılk raporu ile birlikte işlediğimde R.T.Erdoğan adilyargic.blogspot.com’daki blogumu sildirmişti)

Adana’daki direnişlerin benzerleri Akdeniz, Ege, Marmara bölgesinde çete direnişleri şeklinde sürerken, bu vatanseverlerin üstüne Müslüman askerini gönderen, şerefsizler de Osmanlı’nın başındaki bu işbirlikçi sadrazamlar ve vezirler ile onların tayin ettikleri hainlerdir.

Olası halk direnişleriyle uğraşmamak için hilafet makamı yenilgiyi halka kabul ettirme aracı olarak kullanılmak üzere araç olarak kullanıldı.
Osmanlı toprakları galip devletlerce paylaşıldı. Her galip devlet paylaşılan bölgelerde, Osmanlı’ya kendileri yanında savaşan hain grupların idaresinde kukla devletler kurdular. Anadolu dört galip devlet arasında paylaşıldı.

1919’da Yunanlılar, teslim şartlarında olmadığı halde Amerika tarafından İzmir’e saldırtılmasını takiben de Atatürk’ün Samsun yolculuğu başladı. Galip devletler savaş şartlarına uymayınca bizim de savaş teslim şartlarına uyma zorunluluğumuz kalmamıştı.

Bu kadar haklı bir kurtuluş savaşını sadece işbirlikçi Yezidi ve Nurcu Kürtler, Sabetayist ve Gregoryen Ermeniler, Süryanilerin kukla devlet olamadıklarının verdiği düşmanlıkla karalamaları geçmişteki işbirlikçi ihanetleri kadar aşağılıktır.

Kurtuluş savaşımızın emperyalizme karşı ilk başarılı savaş olduğunu bütün dünya takdir ederken, Türk ve Müslüman kimliğiyle iktidar olmuş AKPKK koalisyonu, Atatürkçü, demokrat, ortanın solu maskesiyle muhalefeti elinde tutan CHP’li Sabetayist Ermeniler, Türk ırkçısı görünen MHP’li Gülenci Gregoryen Ermenilerin şanlı Kurtuluş savaşımızı aşağılamalarına ve bu aşağılamalara sesiz kalarak ortak olmalarına izin verilemez.

TBMM, toptan geçmişin hainlerinin eline geçmiş devlet idaresini temsil etmektedir. Henry Ksinger ne kadar doğru söylemiş. “Biz, kendi hainlerimizi öldürürüz, başka milletlerin başına da hainlerini geçiririz.”

Bu yüzden benim bloglarımın başlıkları da bana ait olan şu sözlerden oluşmuştur.
Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez.

Devleti haine teslim eden milletin kanı dinmez, anlamına gelen bu sözüm dün de bu gün de gelecekte de içinde bulunduğumuz şartları en kısa anlatan özdeyiş olarak kalacaktır.

Gerçek Türkler ve Müslümanlar ve antiemperyalist olan bastığı toprağa sahip çıkan onura sahip herkesin birleşerek devletin sahibi olmaları şarttır.

Alaeddin Yavuz

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Tarih içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

OSMANLIYI EMPERYALİZM, ATATÜRK DE İŞBİRLİKÇİ İKTİDARI YIKTI. için 3 cevap

  1. hasan dedi ki:

    Teşekkürler eline sağlık

    Beğen

  2. fenasi dedi ki:

    Ama şunlar da bir gerçek mustafa kemali samsuna sultan vahdettin gönderdi, mustafa kemal erzurum kongresinde anadoluda amerikan mandasının olabileceğini düşünmüş, istanbuldan anadoluya vahdettin sayesinde asker ve para sevkiyatı olmuş, vahdettinin hain ilan edilmesinin tek sebebinin zamanında vahdettin İngilizleri oyaladığından bu İngilizler çiçeği burnunda türkiyeye bu adamı hain ilan ettirtmiş VE HEPSİNDEN DAHA ÖNEMLİSİ OSMANLI PADİŞAHLARI ALİM ZATLARDIR BAZILARININ ÖNEMLİ KERAMETLERİ VARDIR ( ör. 2. Abdülhamit) BU İNSANLAR HAKKINDA İLERİ GERİ KONUŞMA. tayyip erdoğan hakkında söylediklerine katılıyorum ama biraz abartmışşın galiba. Ayrıca osmanlı 2. Viyana bozgununa kadar önemli bir güç olmaya devam etmiştir hatta bu bozgun ve karlofça antlaşmasından sonra pasarofça antlaşmasına kadar rusları iranı ve avusturyayı yaptığı savaşlarda yenilgiye uğratmıştır

    Beğen

    • alaeddinyavuz dedi ki:

      Bu konular yıllardır tartışıldı. Artık şöyle, böyle demiyorum. Kısaca, Osmanlı, 1299 ve 1420’lerde olmak üzere iki kez kuruldu, ikinci yıkılışında da bitmişken Atatürk iyi kötü yarı bağımsız bir devlet çıkartmıştır.
      Osmanlı, övünmek isteyene de dövünmek isteyene de yeteri kadar malzeme yaratmıştır. 300 yılda imparatorluk haline geldi, keşifler çağından nasiplenmediği için 200 yıl duraklama devri ve 100 yıl da çöküş dönemi yaşadı.
      Önemli olan, bu gün sahip olduğumuz devleti yaşatmak ve korumaktır. Bahsettiğin konuları tartışmak eğer bir çözüm getirebilecek bir işte kullanılırsa faydalıdır yoksa değildir.
      Atatürk’e sömürgeci devletlerin ağzına bakıp, Kürdistan, Ermenistan, Çerkezistan, Arabistan, Arnavutluk, Yunanistan kuracağız diye isyan edip darbesini alanlar ve onların sadık soyları çamur atmakta, adını silmeye çalışmaktadırlar.
      Beğenmediğimiz yönleri olabilir. O insandır. Bu gün de geçmişte de Allah da diğer milletlerin kutsalları da tartışılmış, kusurları ilan edilmiştir. Atatürk’ün ettiği hizmet yadırganamaz, şahsi kusurlarım olduysa, beşeridir, beşer şaşardır. Onları bir yana bırakıp, bize bırakılan mirası, vatanı kurtarmak için birleşmek, emperyalizmi topraklardan ve Asya’dan çıkartmak lazımdır.
      Kusur aramak kolaydır, bence yazım doğrudur sence kusurludur, bunlar botur, doğru olan, her şeyden işine yarayacak, vatan hizmetinde kullanacak bir şeyler bulabilmen ve onları almandır.
      İnsanlar kendileri, aileleriyle, eşleriyle, çocuklarıyla hem fikir olamazken bunu ellerden beklemek sadece ahmaklıktır.
      Hedef devleti ve Atatürk rejiminin kazandırdığı demokratik hakları korumak ise buyrun mücadeleye, Yok yıkıcıysanız, doğrudan söyleyin kimseyi de yormayın, bu herkes için geçerlidir.
      Saygılar.

      Beğen

Yorumlar kapatıldı.