ÇARŞIYA, POLİSE DAVA, YARGIYA ZAM

ÇARŞIYA, POLİSE DAVA, YARGIYA ZAM

Geçen yıl, Taksim Gezi Parkında başbakanın yandaşı sermaye gruplarından birinin tarihi askeri kışlayı yıkarak yerine A.V.M.(Alışveriş merkezi) yapmak için ağaçları katletmelerine karşı, mahalle halkından insanların başlattıkları direnişe polisin sert müdahale ettirilmesini kınamak, onlara destek olmak üzere, örgütsüz, kendiliğinden geniş halk kesimlerinin başlattığı pasif direniş eyleminin büyüyerek günlerce sürmesi üzerine, olaya sebep olan parkın adı bu direnişe verilmişti.Gezi Olaylarının yıldönümü2014-05-01 11.19.02

Gezi Parkı Direnişi, adı verilen bu olay ile hükümetin istifaya davet edilmesinin yarattığı korku, AKP sivil cuntasının ve onların başı Ermeni/Süryani Recep Tayyip Erdoğan’ın korkulu rüyası olmuştur.

Hatta AKP ile gizli-açık işbirliği içinde olan PKK terör örgütünün yan uzantıları olan sözde solcu Kürt yapılanmaları polisle gereksiz kapışmalara girerek halkın haklı direnişini terör olayı olarak göstermek için çok uğraşmışlarsa da başarılı olamamışlardı.

Halk kendinin bu işbirlikçi örgütlerden ayrı tutmasını bilmişti. Ancak gereksiz yere uzatılmasıyla sonunda direnişin kontrolü de bu örgütlere geçmiş ve polise sert müdahale hakkı vermişti.

O zaman bu zamandır, AKP hükümeti durmadan Gezi direnişçilerini her türlü şekilde suçladı, davalar açtırdı, karakollara çektirdi, türbanlı kızlara Kabataş iskelesi çevresinde saldırıldığını, üzerlerine işendiğini, Dolmabahçe Camiinde bira içildiğini başta başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın ağzından ve Vanlı Ermeni Ciner grubunun haber yayın organlarından iftiraları sıralamıştı.

ACILI HALKINI TEKMELETEN BAŞÇALANSonunda atılan iftiraların, iftira oldukları, hepsi kamera kayıtları ile kanıtlanmıştı ama başbakan sıfatıyla Tayyip Erdoğan’ın bu iftiraları, “çamur at, yapışmazsa da izi kalsın” mantığıyla halen sürdürmesi, hatta camide içki içilmediğini söyleyen cami imamını bile İstanbul dışına sürdürmekten çekinmemişti.

Emrindeki basın-yayın organları kanalıyla, resmi başbakan sıfatıyla utanmadan halkına iftira atan belki de dünya tarihinin ilk devlet adamı Recep Tayyip Erdoğandır.

O günden beri AKPKK koalisyon hükümetine yılmadan direnişini sürdüren Çarşı Grubu sonunda hükümetin birinci hedefi haline geldi ve hakkında “Seçilmiş hükümete darbe yapmak” sununda   haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı.

Demokratik rejimlerin uygulanmaya başladığı 18. yüzyıl sonundan bu güne, ilk kez bir Futbol Kulübü Taraftar örgütü hükümete darbe girişimiyle suçlanmış oldu.

ÇARŞIYA DARBE SUÇLAMASI Böyle bir hukuk garabeti de bizim ülkemizde oldu.

03 Kasım 2002 tarihinden bu yana, halkın en eğitimsiz, en yoksul, okuryazar olmayanların, hükumetin zihniyeti olan Mason Amerikan İslamı adını almış Nurculuk zırvalamasını savunan, Kürtçü, ırkçı, aslen Süryani ve Gregoryen Hristiyan mezheplerinin İslam harmanı olan bu tarikatın şakirtlerinin (Müslüman Mürit der) yoğun olduğu halk kesiminden olan bu kitleden yaklaşık yedi milyon kişinin sosyal yardım, maaş, sigorta, hali vakti olana devlet ihalelerinde öncelik vermekle oy değiştirmeyen, 20. milyon oyluk bir seçmen kitlesi yaratmıştır.

Yargı,hükumet işbirliği son zamla hızlandıDemokratik düzene bu şekilde hile yaparak, nüfuz ticaretinden uyuşturucu, silah, altın kaçakçılıklarına, devlet malının kılıfına uydurularak yabancılara satılmasına, bunlardan komisyon alınmasına, bütün belediyelerinden tüm bürokratik kurum ve kuruluşlara yapılan her türlü alım satımdan, arazi yağmasına komisyon alarak evlatlarına kurdurduğu şirketlere gönüllü- gönülsüz rüşvet-bağış yaptıran bir hükümet halktan tepki görmeye dayanamamaktadır.

Oysa bu kadar ağır suçlamaların çeyreği karşısında ve asılsız dahi olsalar, bu güne kadar onlarca hükümetin istifa ettiğine tanığız.

AKP hükümetine düşen görev de istifa etmektir.

Ama o ne yapıyor?

Kim eleştirdi, kim miting yaptı, kim yazdı, kim yürüdü, kim telefonda kötüledi muhalif kişi, kurum, sivil toplum örgütüne ne varsa herkesi polise toplatıp sorgusuz aylarca içeride tutuyor, yıldırıyor, her türlü baskıyı uyguluyor.

Bu baskıları kiminle gerçekleştiriyor?

Polis ve yargı teşkilatıyla.

Ergenekon komplosunda “konu Ergenekon olunca, savcıyı, hakimi s..rim” diyen dünün “destan yazan polislerinin” bu gün “cemaat operasyonu” adı altında görevlerinden alıp, sürgün etmiş, bu gün de 2.500 polisin ihraç kararlarının iç işleri bakanı Efgan Ala’nın önünde olduğu sabah haberlerinde işlenmiştir.

Aynı şekilde 17 ve 25 Aralık 2013 tarihlerindeki soruşturmaları yapan savcı, hakimlerin de durumları ortadadır.

Her gün sosyal paylaşım sitelerinden C.B’nin ve AKP’nin desteği ile “sorumsuzluğa alıştırılmış polislerin” vatandaşı hakir gören, yerlerde sürükleyen, darp eden…” görüntüleri eksik olmamaktadır.

Gezi, uzadıkça PKK yandaşları polisle çatışma çıkartıp, halkın eylemini baltaladılar.

Gezi, uzadıkça PKK yandaşları polisle çatışma çıkartıp, halkın eylemini baltaladılar.

Bu görüntüler hoş değildir. Ama polislikte bazen istemeden de bu görüntüleri bir çok polis sergilemek zorunda kalır. Bu da vatandaşın polise karşı güvensizliğinin yarattığı “hakkının korunmayacağı” endişesinin verdiği direniş, tepki, saldırıları sonucu ortaya çıkar.

Ama AKPKK koalisyonu toplumun 1980 darbesi sonrası geçen 22 yılda yarattığı “sevilen polis imajını” 13 yıl içinde yerle bir ettiğinden artık polisi halkın lehinde düşünmek dahi zorlaşmıştır.

Ne zaman sokağa çıksam, çarşı pazar dolaşsam, oradan bir polis ekibi geçse arkasından veya yüzüne küfür edilmediği bir an olmuşsa o da benden başkasının bana yakın olmadığı bir ortam olmuştur.

Polisin 22 yıllık çabasını 13 yılda yok eden, halk düşmanı eden AKPKK koalisyonu bu gün de yargı mensuplarına yaptığı astronomik zamla, onları satın alma teşebbüsüyle bir daha “halk düşmanı kendi devletini kurma” teşebbüsünde bulunmuştur.

Bu gün sabah haberlerinde ülkemizde olmayan adaletin bakanı Bekir Bozdağ’ın savcı, hakim gibi yargı mensuplarına “1.115TL” zam yaptığı, bu zamla yeni göreve başlayan bir adalet çalışanının en az “5.500TL” kadar maaş alacağı ifade edilmiştir.

Bu zammın, 17-25 Aralık operasyonlarından bu yana devam eden polis, savcı, hakim kıyımının sürdüğü, baskının Beşiktaş Futbol Kulübünün taraftar örgütüne kaymasının hemen ardından yapılması, hükümetin yargıya rüşveti olarak düşünülmektedir.

Bu görüş, zam açıklamasının hemen ardından yapılan bir basın toplantısıyla bizzat ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından da dile getirilmiştir.

 

AKP, YARGI MENSUPLARINI ZAM İLE SATIN ALDI

AKP, YARGI MENSUPLARINI ZAM İLE SATIN ALDI

Yargı mensuplarının, dünün destan yazan işbirlikçi, komplocu polislerinin, savcılarının, yargıçlarının bu gün düştükleri duruma bakarak, hala da sürmekte olan yargıda Gülen Cemaati operasyonlarını da hesaba katabilecek kadar akıllı olduklarını sanıyorum.

EN BÜYÜK HIRSIZLAR

Ama belli olmaz. Paranın yüzü, makamın koltuğu sıcaktır.

Hükümete de söyleyebileceğim tek söz şudur; “Güç sahibi olmak için, her türlü hukuksuzluğa, komplolara, cinayetlere, tehditlere alıştırdığınız bürokrasiden sizi koruyacak tek kuvvet adalettir.”

Yoksa, saraya köle olarak pazardan, evlerinden satın alınmış, Enderun’da eğitilmiş Osmanlı devlet adamlarının padişahları kafes maymununa çevirdikleri gibi, yarattığınız o fütursuz, dizginlenemeyen güçler sizin de sonunuzu getirecektir.

Ne ekerseniz onu biçersiniz. Kanaatkâr olunuz, insan olunuz.

Takdir sizindir.

Alaeddin Yavuz

 

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Güncel Siyaset içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.