ÖĞRETMENLERDEN TASFİYEYE TEPKİ VAR


Tasfiye Edilen Müdürden Sitemli Emeklilik.

AKP hükumetinin eğitimi piç eden, iptal eden siyasetinin parçası olan eğitimi bozmak ve orta öğretimi İmam Hatiplere çevirmek olarak yankılanan ve halkı özel okullara yönlendiren yeni Eğitimsizlik sisteminin gereği, mezara kadar memuriyet başında kalmayı ilke edindiklerinden yeni yetişen gençlere çalışma hakkı vermeyen bencil öğretmenlerin, hükumetin iğrenç uygulamalarının kendilerini mağdur etmesine verdikleri tepki güzel de, AKP’yi iktidara taşıyan zihniyeti oluşturanların da öğretmenler olduğunu hatırlayalım.

Emeklilikleri dolunca emekli olomadılar, gençlere kapı açmadılar, iktidarların, zenginlerin yalakaları oldular. Veda mektubunda bile hep onlara veda ettiler; ŞU İFADELERE DİKKAT;""Değerli Öğretmenlerimize; Okulumuz Personeline, Okul Aile Birliği üyelerimize, Velilerimize ve Sevgili öğrencilerimize, geleceğimiz olan evlatlarımızın yetişmesine yönelik olarak desteğini esirgemeyen tüm değerli eğitim gönüllüsü hayırseverlerimize, Rüştü AKIN ailesine arz-ı veda ederken; ""

Emeklilikleri dolunca emekli olomadılar, gençlere kapı açmadılar, iktidarların, zenginlerin yalakaları oldular. Veda mektubunda bile hep onlara veda ettiler; ŞU İFADELERE DİKKAT;””Değerli Öğretmenlerimize; Okulumuz Personeline, Okul Aile Birliği üyelerimize, Velilerimize ve Sevgili öğrencilerimize, geleceğimiz olan evlatlarımızın yetişmesine yönelik olarak desteğini esirgemeyen tüm değerli eğitim gönüllüsü hayırseverlerimize, Rüştü AKIN ailesine arz-ı veda ederken; “”

Aynen Ergenekoncuların Silivri’ye tıkılmasını sağlayan delilleri çuvalla Mehmet Baransu’ya yollayan, götüren derin NATO’cu generallerin, albayların olması gibi.

Ulusal kanalda “vatan elden gidiyor” diye bağıran generallere, aynı anda yandaş medyadan “terör örgütü” diye bağıran generallerin bu kadar aleni çatıştıkları halde “orduyu eleştirmeyin, ordu bölünür haa” ilkesine bağlı kalmaları da tam bir komediydi.

Oysa her iki meslek grubu da dışa karşı bütün, birlik görünmekte ustaydılar ama sonunda devlet bu hale geldi.

Sorumlusu da bu iki kurumdur. Eğitim ve Ordu.

Birinci sorumluluk ordunudur, solcuları, demokratları hatta Atatürkçüleri bile dışladı, devlet dairelerinden temizledi, hapislere attı, sürgünlere yolladı, onurlarını kırdı, karaladı, Komünist diye suçladı, meslekten atılanlara iş veren sivil işverenleri bile tehdit etti, devlet ihalelerine almadı, vergi cezalarıyla yıldırdı.

Öte yandan dincileri, Nurcu ve Gülencileri ve altı yüz kadar gerici tarikatı baş tacı etti, devlet dairelerini onlara teslim etti. Devletin siyasetini böyle belirledi.

Öğretmenler, cuntanın istediği şekle hemen girdiler, bukelamunlaştılar, çıkarcı, hırsız, rüşvetçi oldular, okul aile birliklerini kendilerine yan gelir sağlayan ticari kurumlara dönüştürdüler, siyasi iktidara yakın iş adamı, bürokrat ve hatırlı kişilere yalakalık ederek mevki kapma yarışına girdiler, mevkileri bu yollarla kaptılar, öğrenciler arasında maddi ve siyasi özelliklerine göre ayırım yaptılar, fakirleri, eğitimsiz aile çocuklarını, sorunlu öğrencileri aşağıladılar, onları görmediler, sosyal aktivitelere almadılar, halan şu anda komşumun beşinci sınıf öğrencisi kızına keraat cetvelini ezberle dedik anlamadı, çarpım tablosunu ezberle dedik, anlamadı, oturttuk birli ve ikili çarpım tablosunu öğrettik buna rağmen bize gelirken keraat cetveli olan defterini getir dedik diye 20. uzunluğunda tahta cetvelle bize geldi.

Bir arkadaşımın yakını liseyi bitirdi, uzunluk, ağırlık, hacim ölçülerini bilmiyordu.

Ben 1980 darbesinin eğitime vurduğu darbeyi, öğretmenlerin duyarsızlaşarak, bukelamunlaşarak, yalakalaşarak, ispiyonculaşarak katmerleştirdiklerine inanıyorum.

Cunta döneminden itibaren ispiyoncu öğretmenler hep idareci seçildiler. Gerçekten kendisini halkına adamış idealist öğretmenleri, Atatürkçüleri, demokratları solcu, komünist, dinsiz, ateist” diye siciline işleyen, ispiyon edip meslekten attıranlar eğitim kurumlarında yıllarca idareci olarak kaldılar.

O günlerin mağduru olup halen sosyal güvenceye kavuşamamış, gündelik işlerle sürünerek geçinmeye çalışan onlarca öğretmen tanıyorum. Günün adamı olan, her kılığa giren, çıkarcı, tüketim toplumu ilkelerine uyan, sübyancılar devletin vazgeçilmez öğretmenleri, idarecileri oldular.

Ek iş olarak dershane öğretmenlikleri yaptılar, çalıştıkları dershaneye kayıt olmayan öğrencilere geçer not vermediler, başkaları da emlak araba komisyonculuk işleri v.b gibi tokatçılık işlerine girdiler. Öğretmenliği itibarsızlaştırdılar.

Hepsi değilse de hepsinde bu saydığım sıfatlardan bir kaçı muhakkak vardır. Zira, siyasi iktidarın tayin ettiği bürokrasiye, iktidara yakın olanlara yalakalık etmeden yıllarca idareci kalmak olanaksızdır. Bu bütün bürokrasi için geçerli bir kuraldır.

Öğretmen arkadaşlar kızabilirler.

Kızmak gerçekleri değiştirmiyor.

Bu gün AKP zihniyeti şimdi o bukelamunlaşanları da yutmaya başlayınca bukelamunlar ağlıyorlar.

28 yıl sonra bu mektubu yazacağına, 28 yıl önce en azından Atatürk ilkelerine sahip çıksaydı, öğrencilerine öğretseydi, demokrasi ve gerçek adalet ilkelerine göre öğrenci yetiştirseydi bu gün bu devlet bu rezil hale düşmezdi, bu mektubu da yazmazdı.

Hiç sitem etmeyin öğretmen hanım. Artık ne yapsanız boşuna. Gerici darbe iktidara el koymuş ve devleti tasfiyeyi hızlandırmıştır.

Dün size bal kaymak gelen şeyler bu günün tasfiye işlemleriyle acı gelmektedir. Oysa geçmişte, on binlerce kadrosuzluk yüzünden atanamadıkları için sıra bekleyen, intihar eden gençlerden yerinizi alacak birisine kapı açmak için emekliliğinizi istemediğiniz, bırakamadığınız, kıymetli müdürlük koltuğunuzdan kıçınızı kaldıramadığınız için, size sahip çıkacak genç, diri, hırslı kadrolar da oluşmamıştır. Bu gün sizi tasfiye etmeseydiler, o okuldan tabutunuzla çıkacağınızdan emindim.

Yalnız siz değil Üniversite öğretim üyeleri de aynı. Her sabah evinden torunlarına kendini taşıtarak “danışman sıfatıyla üniversitelere gelen, “danışmanlık maaşı” kovalayan, aymaz, doymaz 85-90 yaşında fosiller az değildir.

Ne diyelim dinsizin hakkından imansız gelir.

O imansız da sizin son 30 yılda yarattığınız beyinlerin iktidar ettiği AKPKK koalsiyonu oldu.

Takdir okuyanlarındır.

Alaeddin Yavuz
keykubat /
adilyargic/
adilyargicc

Haber’den kısa alıntılar;

Etiler Rüştü akın Kız Teknik ve Meslek Lisesi müdiresi Emine Erfındık, en son yapılan okul müdürlerinin tasfiye edilmesini sağlayan yönetmelik doğrultusunda yetersiz görüldü.

Emine Erfındık facebook sayfasında “Buraya Kadar” diyerek emekliliğini istedi.

Emine Erfındık’ın istifa mektubu şöyle:

“10 Haziran 2014 Tarih 29026 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin görevlendirilmelerine ilişkin yönetmelik gereği değerlendirildim. Değerlendirici olanlardan, ilçe şube müdürü ile iki buçuk-üç ay birlikte çalıştım. Bu kişinin, bu süreler içerisinde şahsımı, Ek 1 de belirtilen değerlendirme ölçütleri ile değerlendirmeleri mümkün değildir. Değerlendiriciler amir konumları ile Ek1 formunda yer alan değerlendirme ölçütleri ile ilgili görev yaptığım kurumda hiç bir denetim ve değerlendirme yapmamışlar ve bu görevler ile ilgili hakkımda hiç bir soruşturma işlemi yürütmemişlerdir. Hakkımda yapılan değerlendirmelerin somut bilgi ve belgeye dayanmadığı gibi değerlendiricilerin, değerlendirme sürecinde sübjektif davranmadıklarını düşünmekteyim. (Allah’a havale ediyorum. En sağlam adalet O’nun adaletidir.)””

Devlete kazık çaktınız,  atanamadığından, işsizlikten intihar etmelerine rağmen gençlere kapı açmadınız, o kazık şimdi sizlere döndü. Batsın bu eğitim diyen bir hükumeti getirdiniz. Yakında devlet de kalmayacak, yeni şehir devletçikleri kurulacak. Emekli maaşım dediğinizde onu Türkiye Cumhuriyetinden alacaksınız” dediklerinde öyle bir devlet te olmayacak.

Bunu sizler yaptınız. Kimse değil.

Saygılar.

Alaeddin Yavuz

O öğretmenin mektubunun linki;

http://www.odatv.com/n.php?n=tarihi-lisenin-mudurunden-cok-konusulacak-istifa-mektubu-0709141200,

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.