MİRASYEDİ DİNDARLIĞIN DİNSİZLİKLE ÇELİŞKİLERİ

“Mirasyedi Dindarlık” terimi bana aittir. Bireyin, doğumla kazandığı dini kimliğin, dini kültüründe kaybolmuş insanları tanımlamak için kullanırım.
Müslüman bir ülkede, Müslüman bir ailede doğan, ailesinin ve toplumun aynı dini yaşam düzenini, inançlarını, adetlerini, benimsemiş insanın kültürü “mirasyedi din kültürüdür”

Çünkü bu birey, ailesi ve toplumunun ona verdiği kültürden hiç başka kültürü araştırmamış, hatta o dinin tasavvufunu yazan din adamlarının kitaplarındaki başka dinlere ait eleştirilere zaman ayırarak başka dinlerin tanrı ve inanç kavramlarını bile   araştırıp öğrenme gereği duymamış, sadece “kusursuz bir sadakatle” doğumla kazandığı dine sarılmıştır.

Müslüman devletlerdeki dindar Müslümanlar, Hindistan’daki Budistler, Brahmanlar, Cancılar, İsrail’deki Yahudiler, Hıristiyan ülkelerdeki Hıristiyanların dindarları hep böyledir.

Aslında bu dinlerin hiçbirisi de dindarların yarattıkları “dini taassup” içinde boğulmaktan kurtulmayı hedeflememişlerdir.

Dinlere göre zaten , dinden çıkan “Allah’ın/Tanrının lanetine uğramış kâfirdir”, onunla her türlü ilişkinin kesilmesi emredilir. Şeriata göre, dinden çıkanların veya inançsızların, tırnaklarından parmaklarına, dişlerinden kulaklarına tüm uzuvları kerpetenle koparılmalıdır, ateşte yakılarak öldürülmelidir.

Yahudi, Hıristiyan, Müslüman toplumlarda bu ceza ortak kitap Tevrat’ta emredildiği şekilde yapıldığından pek farklılık göstermez.

Hallac-ı Mansur’un idamı da Cuma namazından çıkan toplum önünde uzuvları sökülürken, cemaate taşlatılarak gerçekleştirilmiştir.

Masonların dini önderi Jack de Molay'ın kazığa bağlanarak yakılması.Şeytana tapınan masonlar 15.yy. başlarında Fransa kralı ve Papalık kararıyla benzer şekilde uygulanmış, Masonlar kazığa bağlanarak yakılmışlardır.

Roma imparatoru Neron, dinsizleri hamam direklerine bağlar, domuz yağı sürdürüp ateşe verdirir, onların çığlıkları arasında eşcinsel ilişkilere girer, en güzel yemek ve meyveleri yer, içkisini yudumlarmış. Bu düzeni, casus sorgulamasında da kullandığından, polis okulunda derslerimizde de öğretilenler arasında yer almıştı.

Baskılar böyle olunca dini sorgulamaya, hakkında eleştirel fikir yürütmeye veya bir konuda eleştirici bir fikri olduğunu söylemeye kimse cesaret edemediğinden, herkes mecburen “mirasyedi dindarlığa” mahkum edilmiştir.

İstesen de istemesen de bu böyledir. Dine karşı bir şey dersen göreceğin cezayı şehir meydanında bütün toplum sana “şeriate göre” verir.

Sıkıysa bir şey de.

Dincilerin köleci, işkenceci baskıların sahipleri olmalarından dolayı, tarihin her devresinde, ezilen kalabalıklara sahip çıkanlar, aklı olan, dinleri dışlayan, toplumu, dini dogmalarla değil, zengin-fakir, güçlü-aciz, uzun-kısa, kadın-erkek, çocuk-yetişkin, sahip-köle ayırmaksızın akla, adalete dayalı, hukuk düzeni içinde yaşayabilecekleri demokratik (bireyler arasında eşitliği ilke edinen) devlet düzenlerinin mücadelesini verenler daima dinsizler olmuştur.

Dini inançlarından geçemediği halde, dinsizlerin bu çabalarını “olması gerekenler” olarak düşünen dindarların destekleri sayesinde de sonunda demokrasi denen bir düzen, yarı feodalite içinde, 2500 yıl öncesi Grek toplumunda ortaya çıkmıştır.

Sokrates öğrencileriyleBu toplum anlayışından esinlenen Grek filozofu Sokrates, 360 kadar olan Grek tanrılarına ibadetin gereği olan, insan, hayvan kurbanı, içki, tahıl, yiyecek adaklarının halka külfet getirdiğinden, hepsini tek tanrıda baş tanrı Zeus’un kişiliğinde toplayıp, ötekilerini “melek” ilan etmeyi önermiş ve kabul edilmiştir.

Zamanın dindarları Sokrates’e karşı çıkmışlar ve onu, en büyük olanı seçip, diğer tanrıları inkar ettiğinden dolayı “Ateist” olmakla yani “Tanrıları İnkar Etmekle” suçlamışlardır.

Başlangıçta sorun olmayan bu konu, kısa sürede Anadolu Grekleri Ispartalılarla yaptıkları savaşta Grekler yenilince, “Sen bizi bu hataya sevk ettin, öbür tanrıları kızdırdık, akıl ve savaş tanrılarımız bize yardım etmediler, bizi ateist yaptın” denilerek günah keçisi Sokrates ilan edilmiştir.

İdama mahkum edilmiştir. Ama onu çok seven, devletin en seçkin aile çocukları ve bürokratlarından olan öğrencileri onu kaçırıp kurtarmışlarsa da “Demokrasi için idam cezası her zaman verilen bir onur değildir, Ben bu fırsatı kaçırmam” diyerek, öğrencilerine hazırlattırdığı baldıran zehrini içerek, “eşcinsel* olduğundan” ihmal edildiklerinden şikayetle kendisine küfür eden karılarını” kovalayan öğrencilerinin yanında intihar etmiştir. (Josef Campbell Tanrıların Maskeleri-Batı Mitolojisi)Grek baştanrısı Zeus da gılman ganimedes ile eşcinsel ilişkideyken Promoteus ateşi çalarak insanlara ulşatırır.

(*Grekler, kadını üremek için kullanırlar, tanrıları eşcinsel olduğu için eşcinsel yaşamı tercih ederlerdi.O zamanlar yaşanan Hint, İran, Arap dinleri de bunu emretmektedir. Bu dinlere giren herkes böyle yaşardı.)

Dinler tarihinde Sokrates’in bu “tek tanrı ve demokrasi” mücadelesini, İsa kısmen, peygamber Muhammet tamamen başarmışsa da “kanla ibadet” geleneğini, köleci dini taassubu kaldırmayı başaramamışlardır.

Daha sonra bu “ateist” terimini Vatikan önce “dine inanmayanlar ve 18. yy. da da Masonlar için kullanmıştır. Bu yüzden dinsizler ile şeytana tapınan Masonların adı “ateist” kalmıştır. Masonların içinde dinsizler de vardır. Moskova ve Paris localarında çoğunluktadırlar.

Oysa, dinsizlerin veya “tek tanrı” da dahil tanrı varlığını ret edenlerin “Ateistlikle” itham edilmeleri ancak Vatikan ve “onlar dediyse bir şey biliyorlardır” diye aynen kabul eden İslam dünyasının örümcek kafalı din ulemalarının yapabileceği iştir. Çünkü ateist olanlar kendileridir. Küçük tanrıları melek, en büyüklerini tek tanrı yapan Hıristiyanlık ve İslam’dır.

Masonalrın tanrısı keçi başlı şeytan BAPHOMET_by_SimonaMooon

Bafomet, Anadolu’da çok yaygın tapınılan bir tanrıydı. Samsun’un Bafra, Muğla Bafa gölü, Güney Kıbrıs Baf şehirleri adını ondan alır. Bereket tanrısı sayıldığından “bereket sembolü “olan cinsel organı öne çıkartılmıştır. İslam öncesi Muhammet adının da kaynağı olduğunu iddia edenler vardır. Zaten Araplar, şeytana tapınmaktan İslam ile kurtuldularsa da günümüz Mason dinleriyle bu ibadet geri dönmektedir. Çarşaf-peçe- Sarık-Cübbe Bafomet inancından da önceki Nannar Sin-kızı İnanna dinlerine dayanır. Irak, Filistin, Urfa Sabilerinin dini kitaplarında Allah’ın kızı şeytan Er Ruha/İnanna/İştar/El Uzza’nın başına geçirdiği Hale’nin sonra “yeşil sarığa dönüşmesine” dayanır. Tamamıyla putperestlik kalıntısıdır.

Vatikan, Tevrat kökenli olmayan bütün dinlere inananları da “ateist” saymaktadır. Bu yüzden, yeryüzünde “dinsiz toplum” yokken, ateist toplumların sayısı dünya nüfusunun yarısı kadardır. Malum istatistikleri yapanlar da dünyayı yöneten Hıristiyan toplumlardır.

Batıda, Hıristiyan, doğuda İslam toplumlarının baskıları altında olan Masonlar, sonunda Amerika’nın keşfi ile oralara göçmüşler, orada güçlenmişler, önce Avrupa, sonra Rusya’da ve 20. yy. içinde bütün dünyada “Demokrasi” denilen hukuk devletini “Komünizm, Sosyalizm” adı altında kitlelere tanıtmışlardır. Bu nedenle son iki yüzyıl, feodal devletlerin yıkılıp demokratik hukuk devletleri ya da demokratik diktatörlüklerin çağı olmuştur.

Bu gün ise bu şeytana tapınan küresel Mason sermaye, her ülkede “kendi dinini” o ilkenin en baskın dini mezhebi üzerinden, kendi tayin ettiği, ama o insanlardan olan imamlarla bütün yeryüzü toplumlarına dayatmaktadır.

İçinde yaşadığımız “kökten dinci” devlet özlemi çeken siyasilerin iktidarlar çağının da iç yüzü budur.

Dinsizler, gene vardırlar. Temelde iki grupturlar;

İlki, “Bir tanrı olsa iyi olur, ama bu dinlerin hepsi uydurma, sapkın, köleci, zalim, soyguncu din ve devlet adamlarının uydurma, dayatmalarıdır, biz ezel ve ebed ama bu dinlerde tanımlanmayan, mutlak adil bir tanrı inancına sahibiz diyenlerdir.

İkincisi de, ne din ne de tanrı tanımayanlardır.Bunlar sadece bilimsel akıl ve ahlaka inanan kıymetli, adaletli, bilgili insanlardır. Kimseye bir zararları olmaz. Çevreciler, demokratlar, hukukun üstünlüğünü savunanlar bunlardır. Yaşamlarında en küçük istismara yer vermemeye çalışırlar. Çocuklarla evlenmez, ilişkiye girmezler, paylaşımcıdırlar, karşılıksız yardımseverlerdir.

Her ülkede cezaevlerinde dinsiz ya da tanrısızları bulamazsınız. Ceza evlerini dolduranlar, kader mahkumlarının hepsi, din ile uyutulmuş, cahil bırakılmış, halkın en alt köle sayılan tabakasından garibanlardır. Bazen, büyük başların da girdiği olur ama onlar oralarda fazla tutulmazlar. Ya mezara ya pazara misali serbest kalırlar.

Ezilen toplumun asıl çelişkisi, kendisine egemen olan, dini, şeriatı dayatan kitlenin, dindar, tehditkar, zalim, baskıcı, soyguncu din ve devlet adamlarına saldırarak kendi ekmeklerini, özgürlüklerini kurtaracaklarına, bu dinci egemen azınlıkça, kendilerine asla zarar vermeyen, hatta onlara haklarını, özgürlüklerini kazanmaları için yol gösteren, dinsiz ve tanrı inancı olmayan cesur, adaletli azınlığa saldırtılmasıdır.

Görsel ve yazılı basın ve bütün eğitim ve dini kurumlarca, yoğun kültürel dini saçmalıkların topluma şırınga edilmesiyle, azgınlaştırılan bu köleleştirilmiş, beyni dumura uğratılmış, ezilen çoğunluğun, ezilmişliğin verdiği kin temelli ama açıklayamadıkları duygu yoğunluğunu, kendi çıkarlarını savunan dinsizlere, tanrısızlara yönelten de bu soysuz, din ve devlet adamlarıdır. (Kendini bilenlerine, dini adalet ve herkese saygıya dayandıran, herkesin inancından dolayı sadece yaratıcıya karşı sorumlu olduğunu savunanlara lafım yoktur)

AKP hükumeti, Ermeni tehcirinden kurtulmak için Sünni Müslümanlığa geçmiş Süryani, Yezidi, Gregoryen Ermeni dinleri gibi Tevrat okuyan Hristiyan mezheplerinin mensupları olan kripto azınlıklar hükumetidir. İslam'ı da devleti de yeni dünya düzenine göre değiştirip, dönüştürmektedriler

AKP hükumeti, Ermeni tehcirinden kurtulmak için Sünni Müslümanlığa geçmiş Süryani, Yezidi, Gregoryen Ermeni dinleri gibi Tevrat okuyan Hristiyan mezheplerinin mensupları olan kripto azınlıklar hükumetidir. İslam’ı da devleti de yeni dünya düzenine göre değiştirip, dönüştürmektedriler

Bu güne kadar son iki yüz elli yıl içinde Vehhabilikle (1740) başlayan, Hindistan Müslümanları içinde Moğol Ahmedi Kadıyani, İran’da Bahaullah Mazenderani (Kendini Allah ilan etti), Mısır’da Muhammed Abduh ve Cemalettin Efgani, Kürtlerde Said-i Kürdi ile başlatılan “İslam’ın masonlaştırılması” akımı dini dönüştürürken bunlara tek laf etmeyen dindarların dindarlıklarına da inanmak ahmaklık, aptallıktır.

Dinin değiştirilip dönüştürülmesine ses etmeyen, değiştirilmiş, bozulmuş, içi boşlatılmış olarak kabul edip, “Bereket Tanrısı Dinlerinin, Tapınak Fahişeliği İbadeti” dönemlerine ait 7000 yıllık dini kıyafet, ibadet, yaşam şekillerini, din diye benimseyen halkın, bunları bildiği halde ses etmeyen din adamlarının da dini inançlarını olduğuna inanmıyorum.

Gerçekten “dinsiz ve ateist” olanlar da bunlardır. İmanlarının davasını yapmaktan kaçmakta, dayatılan ilkelliğe, putperestlik dayatmalarına duyarsız kalmaktadırlar. En büyük hain de dini değiştirip, dönüştüren ve buna göz yumanlardır.

Dindarlar dinlerine sahip çıkmamakta, ama zayıf olan, ezilenleri daha iyi yaşam şartlarına karşı koruyacak hukuk devleti isteyenlere saldırmayı tercih ederek, boyunlarına, ayaklarına, en önemlisi beyinlerine vurulan prangalara sahip çıkmakta onları tanrılaştırmaktadırlar.

O zaman kendileri bilirler.

Dinleri de prangaları da onların olsun

Ne diyelim?

Bizden bu kadar.

Alaeddin Yavuz
keykubat /
adilyargic/
adilyargicc

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Güncel Siyaset içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.