AMERİKALILARA GÖRE KÜRTÇE VE KÜRTLER ve ARKASI

Aşağıdaki çeviri yazının Kürt dili hakkında bilimsel “etimolojik ve Linguistik açıdan “ bir çalışma olmadığını sadece, Kürtçe denilen dilin, bu güne kadar yapılan tespitlere göre, İran diller grubundan olması Farsça, Türkçe ve Arapça kelimelerden ibaret olmasını doğrulaması açısından önemlidir.

Milletleri millet yapan özellik dilleridir. Oysa “Kürt” adı, İran Sasani hanedanını kuran (M.S.226-651) Papagan Ardeşir Karnamak’ın “Papak Oğlu Ardeşir’in İşleri Kitabı(Tıkla)” adlı tarihi kitapta geçtiğine göre “Kürt/Kwrt” adı, çadırlarda yaşayan, göçer, millet özelliği göstermeyen kabilelere verilen ortak bir addır. Kürt adı ayrıca “ablaşılmazlık, bilinmezlik, loşluk, gizlilik, karanlık gibi anlamlara da gelmekteyse de, Kürtlerin “tek bir millet olmadıkları”, çadırlarda yaşayan göçer, karışık kavimler oldukları gerçeğini bize göstermektedir.

Karnamak Ardashir Papakan and the Matadakan i Hazar Dastan. G. Asatrian, Prolegomena to the Study of the Kurds, Iran and the Caucasus, Vol.13, pp. 1–58, 2009. Excerpt 1:

İslam Emevi işgali döneminde Arapçaya geçen bu terim, bütün “İranlı ve İranlılaştırılmış kavimleri” içeren halkları ifade eden “Akrad” kelimesinin çoğulu olarak “Kürd” haline dönüşmüştür.
Kynk;
Bois, Th.; Minorsky, V.; Bois, Th.; Bois, Th.; MacKenzie, D.N.; Bois, Th. “Kurds, Kurdistan.” Encyclopaedia of Islam. Edited by: P. Bearman , Th. Bianquis , C.E. Bosworth , E. van Donzel and W.P. Heinrichs. Brill, 2009. Brill Online

Kürt dili hakkında da yapılan bütün çalışmalarda, aşağıdaki çalışmada da olduğu gibi, Kürtçe’nin kendine has özelliği olmadığı, İran dili Farsça temelli, Arap, Türk, Fars dillerinden oluştuğu tartışma götürmez bir gerçektir.

Şimdi, ABD’nin Coğrafi Adlar Kurulu’nun çalışmasına dönelim, bakalım neler yazmışlar;

“”Birleşik devletler Coğrafi Adlar Kurulu (United States Board on Geographic Names), Yabancı Adlar komitesi (Foreign Names Committee) adlı kurulun “Approved FNC 374 12 Mart 2013 tarihli, “Irak’ta Coğrafi adların Standartlaştırılması Politikası (Geographic Names Standardization Policy For Irak) adlı raporundan haberiniz var mı bilmem.

Kurumun sembolü

Kurumun sembolü

Benim de İnternette araştırma yaparken karşıma çıkan bu kurulun raporunu okuduğum zaman yer imlerine eklemiştim.

Bu rapordan Irak’ta Kürtlerin nüfus ve dil konuları hakkında bazı tespitleri dilimize çevirip sizlere sunmak amacıyla, daha önce Kürtler hakkında gerçeğe daha uygun yabancı kaynaklardan derleyip dilimize çevirdiğim tespitlere ek delil olarak vereceğim ki herkes gerçekleri görsün.

 

Rapor ilk olarak “tanıtım ve amaçlarını belirtmektedir;

 1-Tanıtım (İntroduction)

Aşağıdaki Standartlaştırma Politikası, ABD hükumetinin Amme Hukuku 242-80. maddesi gereğince Coğrafi Yerlerin Adlarının Yayınlanması Kurulunca yasal olarak yapılan yayınları, haritaları, çizelgeleri mevcut veri tabanına göre düzenlemektedir.

Kurul, coğrafi yerlerin terminolojisini, adlarını, imlalarını, coğrafi yerlerin adlarının standartlaştırılması ilkelerine gösterdiği saygı ölçüsünde geliştirerek yayınlamaktadır.

Burada tanımlanan politikalar, coğrafi adlar Irak ile sınırlı olup, ABD hükumetine bağlı Milli Uzaycoğrafyası İstihbarat Ajansı (National Geospatial-İntelligence Agency “NGA”) nın belirlediği amaçlara uygun olan veri tabanına kaydedilmek, bütün Irak’ta uygulanmak üzere hazırlanmıştır.

 

Raporun ikinci kısmında Dil ve Dil politikası bölümü yer almaktadır.

 

2-Language and Language Policy

  1. a) Nüfus yapısı (Demography )

Irak nüfusu 29.milyonun üzerinde olup, etnik olarak %75-80 oranında Arap, %15-20 oranında Kürt, Irak Türkmenleri, Asuriler (Süryani Hristiyanları), Kaldeliler ve Ermenilrden oluşur.

 

b)Diller (Languages)

Arap ırkı Arapça konuşur. Kürtler, Irak Türkmenleri ve Asuriler Kürtçe, Güney Azerbaycan lehçesi, (600.000 kişi), Asuriler Neo Aramaic-Yeni Aramice/Sabi dili (140.000 kişi) ve çoğunlukla Arapça konuşurlar.

Arapçanın değişşik lehçeleri ile birlikte resmi yazışmalarda Çağdaş Standart Arapça kullanılır. Bunların yanında Mezopotamya Arapçası (11.milyon kişi), Kuzey Mezopotamya Arapçası (5.milyon kişi), Necd Arapçası (Yemen çöllerinin dili-900bin kişi) lehçeleri de konuşlmaktadır. Arapça,Afrika-Asya dil grubuna aittir.

 

Kürtçe,İran diller grubuna aittir ve Peştu (Afgan azınlık dili),ve Farsça’nın kendisinden sonra bölgede konuşulan üçüncü büyük yaygın coğrafi dildir. Kürtçe, Farsça ile bağlantılı olduğu kadar Hint-Avrupa dil grubuna da dahildir. Arapçadan alınma, Arapçayla bağlantılı pek çok kelimeye sahiptir. Irakta konuşulan çoklu Kürt lehçeleri arasında “2.2” milyon kişinin konuştuğu Kırmanç (Irak nüfusunun &8,4’ü) ve Merkezi Kürtçe olarak kabul edilen, “2,8” milyon kişinin konuştuğu (Irak nüfusunun %10,6’sı) Sorani lehçeleridir. İki lehçe de Arap metinlerince değiştirilerek kullanılmaktadır.

İki Kürtçe lehçesi, Türkiye, Irak, İran sınırlarınca uzanan büyük Zap suyu, Dicle nehirleri arasındaki sınırlar içinde Kuzeydoğudan başlayarak ayrılmaktadır. Bu hattın güney batısından

Başlayarak Zap suyu boyunca uzanan Irak’ta Kırmanç lehçesi bulunmaktadır. Sorani ise, güneyidir.

Irak Anayasasına göre Arapça ve Kürtçe resmi dillerdir. Anayasa, Türkmence (Güney Azerbaycan lehçesi), Suriyece (Yeni Aramice) dillerini de resmi diller olarak tanımlamaktadır. Anayasa, Yeni Aramice dilinin de sokak adlarından günlük resmi dilde kullanılması hakkını da vermektedir.

Resmi haritalar, coğrafi yer adlarının başka dillerden alınmasına rağmen Arapça ve Kürtçe dillerinde hazırlanır.””

Altı çizili metinlerde de görüldüğü gibi, Kürtçe, Afganistan’da yaşayan Peştun adı verilen halk diliyle akrabadır yani, kökeni Afganistan Pamir yaylalarıdır. Bu da Kürtlerin Yavuz Sultan Selim tarafından 16.yy. da Güney Doğu Anadolu’ya Afganistan’dan getirildiklerini iddia eden Osmanlı kaynaklarını doğrulamaktadır. Farsça-Hintçe karışımı olan bu dillere, VIII.yüzyıldaki Emevi işgali ve İslam aşılamasıyla Arap dilinin de eklendiğini de eklersek, Kürtçenin Fars kökenli bir dil olduğu, Yörük Türklerden de çok sayıda kelime aldıklarını kimse inkar edemez. Her ne kadar yukarıdaki Amerikan çalışmasında Kürtçede “Türkçe” kelimeler bulunduğu gerçeği dile getirilmemiş olsa da. Ki, Kürt dilinde “Türkçe” kelime bulunup bulunmadığını dile getirmeyen bu Amerikan çalışması “Türkçe’yi” görmezden gelen okuduğum ilk çalışmadır.

Bir milletin oluşabilmesi için kendisine ait dili ve dini olması gerekir. Oysa Kürt adı, Kürt dini olan Kürt Yezidiliği ise M.S 1120’lerde, Emevi halifelerinden Mervan’ın soyundan gelen Şeyh Adi’nin, Kürtleri Bizanslılara yaklaştırmak için kurduğunu biliyoruz.

Yahudiler de, kökenlerinei İbrahim’e, sonra Allah’ı güreşte yendi diye torunu Yakup’a bağlamaktadırlar. M.Ö. IV. Yüzyılda yaşayan Mısırlı tarihçi Maneto’ya göre ise             Musa, cüzzam hastalığına yakalanmış, kekeme Mısır prensidir. Hastalığı yüzünden Avaris taş ocaklarına sürülmüş, isyan edip iktidarı 15 yılllığına ele geçirmiş, II.Ramses tarafından Sina yarımadasına sürülmüş, Kızıldeniz bataklığından geçtiği için de adını “Sudan Gelen” anlamında “Mosis/Musa” koymuş, Osarsif adlı bir Mısırlı rahip, prens, büyücüdür. Gerçek Yahudiler de Arap değil Zencilerdir.

Musa, cüzzamlı kavmini “ensest üremeyen, sağlıklı, eski kavimlerin arasında yaşamaya” mecbur tutmuştur. Bu yüzden Yahudiler her yöne dağılmışlardır.

Şimdi, bu saçma sapan köksüz Yahudi Milliyetçiliği, son yıllarda gündeme sokulan Pakraduni Yahuidler kavramıyla da Ermenileri de Yahudi milletine dahil etmeye çalışmaktadırlar. Kürtler de Peygamber İbrahim’in ikinci karısı Katura’nın İran şahı I.Yezdigirt’in kızı olduğundan bahisle İran’da yaşadıklarını “Kürt” adı verilen göçerlerle birlikte aynı coğrafyayı paylaştıkları iddiasıyla, bütün İrani göçerleri Yahudi yaparak asimilasyon peşine düşmüşlerdir.

İnsanlar bu tezgahı görmezlerse, daha çok kanlar dökülecektir.

Türkçeye Çeviren Yayınlayan ve Yorumlayan;

Alaeddin Yavuz.

18.Şubat 2015

 

Bu yazıdan sonra Kürtçe ve Kürtler hakkında yaptığım geçmiş çalışmalarımı içeren bu yazımı öneririm;

https://alaeddinyavuz.wordpress.com/2014/12/30/cingenelerden-kurtlere-iranli-azinliklarimiz/

Yazıya konu olan Amerikan Coğrafi Yer Adları Kurulunun Raporu;

http://earth-info.nga.mil/gns/html/Policies/Iraq_Country_Policy_webversion_Mar2013.pdf

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Tarih içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.