İNSAN OLMAK, DÜŞÜNCE ÜRETMEYE YETERLİ MİDİR?

 

Bu konuda, toplumun büyük çoğunluğu dini inançlara sahip olduğundan ve ülkemizdeki, bütün dinlerin de kökenlerinin Sabilerin kutsal kitabı, ondan kaynaklanan Tevrat’tan doğan dinler olması itibarıyla bu beş kitabın ortak efsanesine göre verelim ki herkes anlasın.
Tanrı/Allah Adem’i yaratır ve ona bazı kitaplara göre 70, bazılarına göre 100 kelime, bazılarına göre de bilmesi gerekenleri öğretir.

Her insan düşünemez. Çoğumuzun beyni "fotoğrafik hafızadır" ve sadece başkasından gördüğünü kopyalamaya yarar. Onu geliştirebilir ama düşünülmedik bir fikir üretmek her beynin işi değildir.

Her insan düşünemez. Çoğumuzun beyni “fotoğrafik hafızadır” ve sadece başkasından gördüğünü kopyalamaya yarar. Onu geliştirebilir ama düşünülmedik bir fikir üretmek her beynin işi değildir.

Kur’an Alak suresine göre de okumayı, kalemle yazmayı da öğretendir.

Yani, Adem, tecrübe etmeden hazır format atılmış bir prototip biyolojik robottur.

Buradan devam edersek, Adem’in ilk iki oğlu Habil ve Kabil koca yeryüzünde ebeveynleri Adem ve Havva ile birlikte dört kişidirler.

Habil çoban, Kabil çiftçi olur. Bir gün ikisi de tanrıya hediyelerini sunarlar.
Tanrı çobanın hediyesini kabul eder, diğerine de bozuk atar.

Fesatlığa kabılan Kabil, Habil’i öldürür. Cesedi ne yapacağını bilemez.

O sırada bir ağacın dalinda bir çift kargadan birisi ölür, yere düşer.

Karganın eşi, düşenin yanına gelir ve evirir, çevirir, bakar ki tepki yok. Öldüğüne karar verip, ayaklarıyla bir çukur kazar ve eşini gömer.

Kabil'in Habil'i öldürme sahnesi. Hristiyan medyasından alınmıştır.

Kabil’in Habil’i öldürme sahnesi. Hristiyan medyasından alınmıştır.

Bunu gören Kabil de kargayı taklit ederek kardeşini gömer.
Bu efsane bile, her insanın fikir üretemediğini, “kopyacı beyne” sahip olduğunu gösterir.

Bu efsanenin gerçeklik payı olmalı ki, düşünen insanların az olması yüzünden, insanların akıllıları büyük filozoflara, aptalları da din tüccarlarına hürmet ederler.

Sonuç olarak ,bilim insanlarının ortak görüşlerine göre, çoğumuzun beyni “fotoğrafik hafıza” olarak tanımlanır. Başkalarının yaptıklarını, doğada olanları kopyalamaya ve en iyi haliyle kopyaladığını biraz geliştirmeye yarar.

O çağa kadar düşünülmedik bir şeyi düşünüp, toplumun yararına, hizmetine ya da kendi emellerinin hizmetine sunan beyinler çok azdır.

İçinde yaşadığımız siyasi ve kültürel durumumuzun da en kesin izahı da bu ifade olmaktadır.

Takdir sizindir.
Alaeddin Yavuz

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.