İSLAM ÖNCESİ VE MUHAMMET ÇAĞINDA EVLİLİKLER

İSLAMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI

Arap Mitolojisinden Muhammet’e Peygamberlik Tebliğine kadar;


İslamiyet öncesi (611-632 arası) Arap yarımadasında yaşayan Araplar, Sabilik,Yahudilik, Hristiyanlık ve Ay Tanrısı dinlerine tapınıyorlardı.,İslam tarihini inceledeğimizde, Yahudi ve Hristiyanların azınlık, İran Zerdüştlüğü’nün Arap Ay Tanrısı dinine uydurulmuş hali olan Mecusilik ise peygamberin halkı olan Kureyş kabilesinin de diniydi.

Peygamberlik tebliğ edilmeden önce Muhammet amcası Ebu Talip sonra da karısı Hz. Hatice’nin ticaret kervanlarında uzun yıllar görev almıştı. Kervanların yolcuları arasında araştırmacı, misyoner din adamları da eksik olmuyordu

İlk yaratılan insanlar olan Adem, Havva, çocukları Habil, Kabil, Şit ve onların döneminin sonu Nuh ve onun soyunun efsanesi Tevrat, İncil’de bulunuyordu. Ayrıca bu iki kitaptan çok daha eski olan Sabilerin din kitaplarında ise bunların yaşamları hakkında daha açıklamalı bilgilerin oluşu, bunu da muhtemelen rahiplerden dinlemiş olması Muhammet’i etkilemiş olmalı ki o da Sabilik dinine girmişti.

Bu yüzden Kureyş kabilesi Allah’ın Bekçileri olmaları sıfatıyla Muhammet’i bir leke, acınası bir yetim evlat olarak görüyorlar ve Mecusiliğie dönmesini sağlamak için “Sabiyye=Dönek, kaypak” diyerek ya da uzaktan gördüklerinde “Sebat et Nücum=Yıldız Göründü” diyerek alay ederek baskı yapıyorlardı. Bu durum 611’de peygamberliğin tebiliğine kadar sürdü. Ondan sonra da “deli” demeye başlamışlardı. (İbni İshak Siyer- Bakara 62.ayet tefsiri E.H Yazır)

Allah’ın Üç Kızı. Soldan; El Lat, El Uzza, Menat


İşte bu dinlerin temeli olan Sabilik dinindeki tanrı yaratılış masalına göre, Allah Ay dı ve Ay tanrısıydı, gökten su indirip, toprakta taneler bitirip tabiata can veren, nehirleri fışkırtan, yıldırımları , gök gürültülerini, şimşekleri, bulutların idarelerini hep o idare etmekteydi ve “Erkek” ti.


Kızı ve karısı olan Güneş tanrıçası El Uzza ile evliliklerinden ilk beş gezegen doğmuş ve hem göklerde görünen halleriyle hem de yeryüzünde insan şeklinde aramızda görünebiliyorlardı.


Bunların kendi aralarında evliliklerinden 360 yıldız türemiş, onlardan da bütün gök cisimleri ve onlarda yaşayan madde ve ruh canlıları türemişti.
Araplar da bu 360 tanrının her birisinin soyundan geldiklerine inanıyorlardı. Tanrıları gibi “soy üretmek, soylarını arı/saf kılmak” içinde aile içi evlilikler yapıyorlardı.


Sabiler, Yahudilerin Lev Tahor, Beytül Şems ve Yakubi Yahudiler geçen 150 yıl içinde Hristiyanlığa gemiş olsalar da, Müslüman olarak yaşayanları da vardır. Buna rağmen bu Yahudi kabileleri de günümüzde dahi ensest evliliklerini sürdürmektedirler.
İbrahim peygamberin karısı Sara ana babaları bir, anaları ayrı kız kardeşidir. Her ne kadar Tevrat’ta İbrahim peygamber’den Yakup’a kadar bütün peygamberler Yahudi soyunu üretirken, anne tarafından dayı, teyze kızlarıyla evlenmeye dikkat emişlerse de Sabi dinine dönenleri de vardı.

Ay Tanrısı Baal ve kızı/karısı Aşera/İştar/Astarte. Baal çöle sürülünce Kabe'^yi inşa eder ve kızıyla kalır.Baba-Kız ensest sapıklık örneği.

İslam öncesi Arapların taptıkları Bereket/Ay tanrısı Baal kızı ve karısı güneş tanrıçası Astarte. Ensest tanrılara tapıanan Araplar da tanrılarını taklit ederek ensest evlilikler yapıyorlardı. Soy üretmek dedikleri budur.Kuran bu sapıklığı Müslümanlara yasakladıysa da Araplar ve Hint, İran dinlerinden Müslüman olanlar bunu birinci derece yeğenlerle evlenerek sürdürmektedirler.


İbrahim’in, kısır olduğundan Sara ana ile alay etmeleryile Allah tarafından lanetlenip çöle sürülen köle karısı Hacer ve oğlu İsmail’e soyunu bağlayan Peygamber Muhammet’in Hayber kuşatmasından edindiği savaş esiri eşlerinden Safiye, Hahamların seçildiği Harun peygamber soyundan gelen Ben’i Nadir aşiretindendi ve aynı anda erkek kardeşi ile evliydi.

Hazinenin yerini söylemediği için peygamberin emriyle Zübeyr bin Avvam’a işkence ettirilen sonra da kafası kestirilerek öldürtülen Kinane Er Rabbi aynı sebepten dolayı öldürtülen babasını takip etmiştir. Başka bir Arap askerinden satın aldığı Safiye ile evlendiğinde Safiye 17, peygamber 59 yaşındaydı. Bu olay da, ensest yaşamın Nisa 23’de boşuna yasaklanmadığını bize anlatmaktadır.
Tevrata giren “baldızla ve kardeşle evlenme yasakları” aslında Hitit krallarının emirleriydi. Tevrat’ın bu emirlerinin Hitit yasaklarına göre düzenlendiği ortadadır.
Zira, İbrahim ile Muhammet arasında 2500 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, ensest evliliklerin Kur’an ile kaldırılmasına tanık olmamız dikkat çekicidir.


Bütün bunlara rağmen, Nisa Suresi 4:23.te “şu kadınlarla evlenmek haram kılınmıştır: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle birleştiğiniz hanımlarınızdan doğmuş olup evlerinizde oturan üvey kızlarınız...” ifadelerine baktığımızda, peygamber Muhammet çağında halkının Lut peygamberin kızlarıyla evlenmesi gibi kendi kızları, anaları, yeğenleri, evlatlıkları, köleleriyle evlendiklerine tanık oluyoruz.

Bu tanıklığı bize yaptıran aynı ayetin devam eden bir diğer ifadesidir; “…. Eskide kalanlar müstesna. Allah çok affedici, çok merhametlidir.” İfadesinden, İslam dinine girmeden önce evlenmişleri muaf tuttuğunu ve Allah’ın onları af ettiğini belirtmesidir. Bu gün bize iğrenç, utanç verici, aşağılayıcı gelen bu yaşam tarzı, İslamiyetin doğuşunda, o kutsanan peygamberin arkadaşları “sahabelerin”, savaşta kılıç sallayan “ensarların” neredeyse bütün kutsiyet atanmış mücadele arkadaşları ve dört halifenin hepsinin ensest evlilikler yaptıklarını ve bu ilişkilerin ürünü olduklarını bilmek şaşırtıcıdır.

Buna rağmen, bu yasaklamaların “anne, kız kardeş” hariç peygamber Muhammet’e serbest edildiğini yine Kuran Ahzab 33:50. ayet ile okuyoruz. Bu ayetin tefsirini okumayı özellikle peygamberi çok sevenlere önermiyorum. Saygıları kalmayabilir diye.

Adem-Havva, çocukları hep aile içi üremişlerdir. Nesilleri de tufan öncesinden beri bunu takip etmektedirler. Bazı Müslüman ve Hristiyanlar hariç

Adem-Havva, çocukları hep aile içi üremişlerdir. Nesilleri de tufan öncesinden beri bunu takip etmektedirler. Bazı Müslüman ve Hristiyanlar hariç


Şimdi Ahzab 33:50 ayeti okuyalım;


Ahzab 33: 50- “Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”


Ve Nisa 4:23’ü;
Nisa 4:’ 23. Size,” şu kadınlarla evlenmek haram kılınmıştır: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle birleştiğiniz hanımlarınızdan doğmuş olup evlerinizde oturan üvey kızlarınız -eğer anneleriyle birleşmemişseniz o takdirde sizin için bir günah yoktur- ve sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları. İki kız kardeşi birlikte almanız da haram kılınmıştır”,


Şimdi, Hint, İran, Arap dinlerine girmelerinden önce kesinlikle bu tür sapkın ilişkilerden uzak yaşayan Türk mlletine, Arap peygamberi Muhammet’in eşleri hakkında siyer (peygamberin yaşamı), hadis yazarlarından alıntı derleme bir yazıyı sunuyorum.

Lut peygamber kızlarıyla ilişkide.

Lut peygamber kızlarıyla ilişkide. Bunların soyuna Tavrat’ta Muav/Muaviye=Babadan olanlar adı verilir. Musa’dan itibaren Yahudilerce soykırım uygulanır.


Adem’den İbrahim’e kadar peygamberler Sabilerin, Yakup’tan İ.sa’ya kadar Yahudilerin, Muhammet ise sadece Hicaz Araplarının peygamberidir. Hepsinin ahlaklarını belirleyen ise Muhammeti’nin en çok boğuştuğu Sabi ve Mecusi müşrikleridir.

Bundan aşağısı “alıntı” olduğundan beni bağlamaz. Ama ben araştırsaydım daha keskin çarpıcı çarpıklıkları bulurdum. Ama bu da aklı olana çok bile.

Alaeddin Yavuz/

Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

Peygamber Muhammet’in Karıları;

Muhammed’in toplam 11 kadınla evlendiği, bunlardan ise en çok dokuzu ile aynı anda evli bulunduğu, hadis ve siyer kaynaklarından anlaşılmaktadır.


Nikâhlı eşleri dışında Muhammed’in en az dört cariyesi ile cinsel yakınlık içinde olduğu ve bunların birinden çocuk sahibi olduğu, Sünni gelenekte muteber sayılan kaynaklarda kaydedilmiştir. Cariyelerin ikisi olan Mariye ve Reyhane ile Muhammed’in nikâhlandığı (dolayısıyla toplam eş sayısının 13 olduğu) bazı İslami kaynaklarda savunulmuş ise de, bu rivayetler inandırıcılıktan yoksundur.

1. Hadice
Muhammed, varlıklı bir tüccar olan ilk eşi Hadice ile kendisi 25 ve Hadice 40 yaşında iken evlendi. 25 yıl onunla evli kaldı. Bu süre zarfında tek eşli idi. Eşine sevgi ve sadakatle bağlı olduğu anlatılır.

Mekke’de güçlü bir konuma ve kişisel servete sahip olan Hadice örneği, İslam-öncesi Arap toplumunda kadının rolü ile ilgili olarak İslami gelenekte kabul gören bazı genellemeleri sorgulamak gerektiğini düşündürür.

2. Sevde
Sevde peygamberin ilk eşinin ölümünden kısa bir süre sonra (belki Aişe ile nikâh kıyıldıktan sonra, fakat Aişe ile evliliğin fiiliyata geçmesinden önce) Muhammed ile evlendi. Evlendiğinde dul idi. M 674’te (Muaviye’nin halifeliği devrinde) vefatı kaydedildiğine göre, Muhammed ile evlendiği M 620/ 621 tarihinde oldukça genç olması gerekir.

Buhari 268’e göre Rasulallah onbir eşinin her birini sırayla gündüz ve gece (tam gün) ziyaret etme itiyadındaydı. Ancak Buhari 5267’ye göre Sevde (bilemediğimiz bir nedenle) ziyaret hakkından vazgeçmiş ve sırasını Aişe’ye devretmiş idi. Bu nedenle Rasulallah, diğer eşlerini birer kez ziyaret ederken, Aişe’yi iki kez ziyaret etmekteydi. [Bazı İslami kaynaklarda Sevde’nin yaşlı bir dul olması nedeniyle böyle davrandığı anlatılır. Ancak birincil kaynaklarda bu yönde bir ibare mevcut değildir.]

Peygamber’in ölümünde Sevde’ye (miktarı belirtilmemiş) bir para bıraktığını ve Sevde’nin Medine’deki evini halife Muaviye’nin (h 661-680) 100.000 dirhem bedelle satın aldığını Taberi’den öğreniyoruz. Peygamber eşlerinin peygamberin ölümünden sonra yeniden evlenmesi Kuran tarafından yasaklandığına göre, eğer Sevde daha sonra başka bir gelir kaynağına kavuşmadı ise, bundan, peygamberin vefat ettiği tarihte bazı eşlerine kayda değer bir servet bırakacak durumda olduğu sonucu çıkarılabilir.

3. Aişe
Sahih-i Buhari 3944’e göre: “Rasulallah Aişe ile (Aişe) altı yaşındayken nikâh kıydı. (Aişe) dokuz yaşındayken gerdeğe girdi ve Aişe (onun ölümüne dek) dokuz yıl onunla beraber kaldı.” Buhari 3942 ve 5213’te aynı bilgi, başka aktarıcılara istinaden tekrarlanmıştır. Bundan Aişe’nin dokuz yıl evlilikten sonra 18 yaşında dul kaldığını öğreniyoruz.

Buhari 3864-3866, 3869 ve 6435’ten, Aişe’nin Muhammed’in ölmüş olan ilk eşi Hadice’yi kıskandığını, ondan “dişleri dökülmüş ihtiyar karı” diye söz ettiğini, ve “Allah sana onun yerine daha iyisini verdi” diyerek Muhammed’i tahrik ettiğini öğreniyoruz. Sahih-i Muslim 5891’e göre, yaşı küçük olan Aişe kukla bebeklerle oynamayı sevmekteydi, ancak kendisiyle oynamaya gelen yaşıtları, Rasulullah’tan utandıkları için evden kaçarlardı.

Muslim 2127’ye göre Aişe Muhammed’e nasıl vahiy geldiğini merak ettiği için bir seferinde onu gece vakti gizlice takip etmiş, sonra eve dönüp yatağa girmiş idi. Muhammed bunu öğrenince çok öfkelenerek onu göğsünden yumrukladı. Bundan, peygamberin, kendisinden 44 yaş küçük olan eşini en az bir kez dövdüğünü öğreniyoruz.

Bazı İslam savunucularının benimsediği bir görüşe göre Muhammed’in Aişe ile evlenmesinin sebebi, babası Ebubekir’i İslamiyete kazanmak idi. Ancak Ebubekir daha Aişe doğmadan önce (M 610 ile 613 arasında) İslamı kabul ettiği için, bu görüş doğru olamaz. Nitekim Buhari 5137’ye göre Ebubekir “ben senin kardeşinim” diyerek kızıyla evlenmesine itiraz etmiş ise de Muhammed “sen benim dinde ve Kitapta kardeşimsin, ama kızınla evlenmeme yasal engel yoktur” diyerek onu ikna etmişti.

Bir olasılıkla, Aişe’nin evliliği Muhammed’in altsoyunu ana tarafından Ebubekir soyu ile birleştirmek amacıyla yapılmış bir diplomatik akit olabilir. Ancak Aişe Muhammed’den çocuk sahibi olamadığı için, bu tasarı, eğer yapılmışsa, akim kalmıştır.

4. Hafsa
Ömer kızı Hafsa 18 yaşında iken dul kaldıktan iki yıl sonra Muhammed ile evlendi. Bu tarihte Rasulallah 56 yaşında idi. Buhari 5273’e göre Aişe ile Hafsa arasında kıskançlıktan doğan gerginlikler mevcuttu. Buhari 7389’a göre Aişe ile Hafsa arasındaki rekabet Muhammed’in sabrını taşırmıştı.

Muvatta 43.19.14’te aktarılan hadise göre Hafsa, kendisine büyü yaptığı gerekçesiyle kölesi olan bir kızı öldürtmüştü. Bundan Muhammed’den ayrı olarak, eşlerinin de köle ve cariye sahibi olduğunu öğreniyoruz.

5. Zeyneb bint Huzeyme
Kocasının Bedr savaşında ölümü üzerine Muhammed ile evlendi. Evlendiğinde 29 veya 30 yaşlında idi. Evlendikten sekiz ay sonra vefat etti. Cenaze namazını Muhammed kıldı. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=55

6. Hind (Ümmü Seleme)
Hind, Rasulallah’ın en yakın takipçilerinden birinin eşi iken Uhud Savaşında dul kaldı. Bu olaydan yaklaşık dört ay sonra Muhammed ile evlendi. M 680’de öldüğünde 84 yaşında olduğu kaydedilmiş olduğuna göre, Muhammed ile evliliğinde takriben 29 yaşında idi.

Muslim 2456’da Ümm Seleme’ye istinaden aktarılan hadise göre Rasulallah Ramazan ayında sabahleyin cünub halinde olsa dahi oruç tutardı. Hadiste cünub halinin gece rüyadan ileri gelmediği açıkça belirtilmiştir.
Buhari 5157, 5162, 5163 ve 5178 ile Muslim 3659’da beş ayrı versiyonu aktarılan hadise göre Muhammed Ümmü Seleme’nin yanı sıra, onun kızı Dürre ile de evlenmeyi istemişti. Ancak Dürre hukuken Rasulallah’ın üvey kızı olduğu, ve ilaveten Dürre’nin babası Muhammed’in süt kardeşi olduğu için bu evlilik gerçekleşmedi.

7. Zeyneb bint Cahş
Zeyneb Muhammed’in evlatlığı olan Zeyd’in eşi idi. Taberi Tarihi cild 8, sf. 4’e göre, “Bir gün Rasulallah Zeyd’i aramaya gitti. Zeyd’in kapısında (kapı görevi gören) yün bir kilim asılıydı. Ancak kilim rüzgârdan aralandı. Rasulallah odasında örtüsüz (çıplak?) olan Zeyneb’i gördü ve kalbi ona karşı arzu ile doldu.”
Bu olay üzerine Zeyd, babalığı olan Muhammed lehine eşinden boşanmayı teklif etti. Ancak o dönemde cari olan Arap hukukuna göre, hukuken evlat statüsünde olan evlatlığın eşiyle evlenmek yasaktı. Bunun üzerine, sonradan Ahzab suresi 50 no. olarak Kuran’a dahil edilen ayet vahyedildi:

“Ücretini ödediğin (nikâhlı) eşlerini ve Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, seninle hicret eden teyze kızlarını ve Peygamber dilediği takdirde kendini Peygambere hibe eden o mümineyi almanı (diğer müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere) helal kılmışızdır. Biz (müminlere) zevceleri ve cariyeleri konusunda neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bu, sana zorluk olmasın diyedir. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”

Dikkat edilirse Zeyneb, bu aşamada, Muhammed’in eşzamanlı olarak nikâhladığı beşinci eşidir. Dolayısıyla daha önceden va’zedilmiş olan dört eş limiti aşılmıştır. Ayetin son kısmının anlamı muğlak olmakla birlikte, “dört eş kuralını biliyoruz ancak senin için istisna yaptık” şeklinde yorumlanmaya müsaittir.

“Kendini Peygamber’e hibe eden” ifadesi, “mihr talep etmeksizin nikâhı kabul eden” anlamında olup, Zeyneb’i ifade eder.

Muslim 3453’e göre Aişe, “kendini Peygamber’e hibe eden kadın” konusunda da kıskançlık göstermiş idi. Allah’tan ilgili vahiy gelince “Rabbin senin arzularını tatmin etmekte vakit kaybetmiyor” diyerek Muhammed’e sitem etti.

8. Cüveyriye
Buhari 2541 ve Muslim 4292’da İbn Awn’a istinaden aktarılan hadise göre Beni Müstalik aşireti her şeyden habersiz bir su kenarında davarlarını sularken Rasulallah onlara sürpriz bir saldırı düzenlemiş, muharip olan erkekleri öldürüp kadınları ve çocukları esir almıştı. Esir alınanlar arasında olan Cüveyriye’yi, aynı gün kendine eş olarak aldı.

Her iki kaynak da bu hadisi, “kâfirlerle savaşmadan önce onları İslama davet etmek şart mıdır” sorusu bağlamında aktarır. Hadise göre, İslamın ilk yıllarında bu şart gözetilmiş ise de, örnekten anlaşıldığı üzere Rasulullah daha sonraları bu şarta riayet etmemişti.

Diğer kaynaklara göre Beni Müstalik baskını Hicretin 6’cı yılında, Muhammed 58 yaşında iken gerçekleşmiş idi. Baskında babası ve ilk kocası öldürülen Cuveyriye bu esnada 15 yaşında idi. (H 56 yılında 65 yaşında iken vefat etti.) Sabit bin Kays tarafından esir alınmıştı. Ancak Muhammed, Sabit’in belirlediği fiyatı ödeyerek kendisini satın aldı ve azat ederek onunla evlendi.http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=58

9. Ümmü Habibe
Ümmü Habibe Muhammed’in baş düşmanı olan Ebu Sufyan’ın kızı idi. İlk eşiyle birlikte Habeşistan’a hicret etti. Eşinin ölümünden sonra Muhammed Habeşistan kralına haber göndererek, 400 dirhem mihr karşılığında kendisine talip oldu. Evlenme tarihinde Ümm Habibe’ye bazı kaynaklara göre 30, diğer kaynaklara göre ise yaklaşık 40 yaşında idi. Ancak Muslim 334’ten anlaşıldığı üzere Ümm Habibe Muhammed ile evliiken halen adet görmekte ve kanama ile ilgili sorunlarını kocasıyla paylaşmaktaydı.

Ebu Sufyan bu evlilikle aynı tarihlerde veya ondan kısa bir süre sonra Müslümanlığı kabul etmiştir. Bu nedenle bu evliliğin diplomatik gerekçelere dayanıyor olması mümkündür. Ümmü Habibe peygamberin, kendi yanı sıra, Ebu Sufyan’ın diğer kızı olan kızkardeşi ile de evlenmesini teklif etmiş ancak Muhammed bu teklife yanaşmamıştır. http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=59

10. Safiyye
Safiye, Yahudi olan Beni Nadir aşiretinden ve Harun Peygamber soyundan idi, yani Levi idi. Babası Hüyeyy b. Ahtab Hendek Savaşında Muhammed’in emriyle öldürüldü. Erkek kardeşi ve eşi Hayber kuşatmasında Müslümanlarca öldürülürken kendisi de esir alındı. Eşi olan Kinane er-Rabi’nin ölümü Taberi Tarih’inde şu şekilde anlatılır:

“Beni Nadir’in hazinesini korumakla görevli olan Kinane Rasulallah’ın huzuruna getirildi. Rasulallah ona hazinenin yerini sordu, ancak o bilmediğini söyledi. Huzura getirilen bir başka Yahudi, Kinane’yi sabah erken saatte belli bir harabe civarında gördüğünü söyledi. Rasulallah Kinane’ye “hazineyi orada bulursak seni öldüreceğimi biliyor musun?” diye sordu. Kinane “evet” dedi. Söz konusu harabenin etrafı kazıldığında belli bir miktar altın bulundu. Bunun üzerine Rasulallah Kinane’ye hazinenin geri kalan kısmını sordu. Kinane yine bilmediğini söyleyince, Rasulallah onu Zübeyr bin Avvam’a teslim ederek “sakladığını ortaya çıkarana kadar eziyet et” dedi. Zübeyr, onun göğsünde çakmak taşı ile ateş yakarak, ölmesine ramak kalıncaya dek (ateşin yanmasını sağladı). Sonra Rasulallah Kinane’yi Muhammed bin Mesleme’ye teslim etti. Bu da, kardeşi Mahmud’un intikamı için Kinane’nin kafasını kesti.”

Bundan görüldüğü üzere Peygamber, hazinenin yerini söyletmek amacıyla savaş esirine işkence ettirmiş ve onu öldürtmüştür.

Kinane’nin eşi olan Safiyye bu savaşta başka biri tarafından esir alınmıştı. Muhammed yedi kölesini bedel ödeyerek Safiyye’yi ondan satın aldı ve mihri mukabilinde onu azat ederek kendisiyle evlendi. Safiyye bu tarihte bazı kaynaklara göre 17 ve diğer kaynaklara göre ise 20 yaşında, Muhammed ise 59 yaşında idi.

11. Meymune
Hicretin 7.ci yılında Rasulallah ile evlendiğinde Meymune 27 yaşında idi. (http://muslimscholars.info/m/manage.php?submit=scholar&ID=61)

Buhari 259, 260, 266, 274 ve 281 numaralı hadislere göre Meymune, Peygamberin cünub abdestini ne şekilde aldığına dair ayrıntılı bilgi verir. Buhari 303, 379 ve Muslim 294, yine Meymune’ye istinaden, Peygamberin adet dönemindeki eşini okşarken onun bir tür bel sargısı kullanmasını talep ettiğini bildirir. Muslim 322’de Meymune, Rasulallah ile aynı kapta (birlikte?) yıkandıklarını anlatır.

Buhari 2592’ye göre Meymune Muhammed’e danışmadan kendi köle kızlarından birini azat etmişti. Muhammed bundan hoşnut olmayarak, “azat edeceğine onu teyzene verseydin daha hayırlı olurdu,” dedi.

12. Mariya el-Kıbtî
Hıristiyan olan Mariya ve kızkardeşi Şirin veya Sîrin Hudeybiye Barışından sonra Mısır valisi tarafından Muhammed’e hediye olarak gönderilmişti. Taberi Muhammed’in Maryam ile nikâh kıymadığını, ancak “kendi malı (cariyesi) olduğu için onunla cinsel münasebette bulunduğunu” bildirir. (Tarih sf. 131)

Rasulallah’ın, ilk eşi Hadice haricinde, sadece bu kadından çocuğu olmuş, ancak İbrahim adı verilen çocuk 16 aylıkken vefat etmiştir.

İbn Saad’ın siyerine göre Mariya Hıristiyan iken daha sonra Müslümanlığı kabul etmiş ve Hicretin 16. Yılında vefat ettiğinde cenaze namazı Halife Ömer tarafından kılınmıştı. Ancak güvenilir kaynakların tümü, Muhammed’in Mariya’ya nikâhsız cariye olarak sahip olduğunda birleşir. Bu durum, Mariya’nın ihtida etmeyip Hıristiyan kalmış olabileceğini düşündürür. Esir olarak elde ettiği bazı kadınları Müslüman olmaları mukabilinde azat edip nikâhına alan Muhammed’in, tek oğlunun annesi olan Mariya’ya bu imkânı tanımamasını başka türlü açıklamak güçtür.

13. Reyhane
Reyhane, tıpkı Safiyye gibi Beni Nadir aşiretinden bir Yahudi idi. Beni Kureyza katliamında esir alındı ve Muhammed’in cariyesi oldu. İbn Sa’ad’in Tabakat’ına göre Muhammed daha sonra kendisini azad ederek nikâhına aldı. Ancak xx’e göre, Mariya ve adı verilmeyen diğer iki kadınla birlikte Reyhane, Muhammed’in cinsel ilgi gösterdiği ve Medine dışında birer ev verdiği dört cariyesinden biri idi.http://muslimscholars.info/m/manage.php…

14. Esma bint Nu’man
Buhari 5309’a göre el-Cawn’ın kızı Muhammed ile evlendikten sonra Muhammed onun yanına gittiğinde “senden Allah’a sığınırım” (euzu billahi minke) diyerek ona direnmiş, bunun üzerine Muhammed kendisini boşayarak ailesinin yanına göndermişti. Burada bahis konusu olan kızın, başka kaynaklarda adı geçen Esma bint Numan olduğu kabul edilir.

15. Gaziyye (Ümmü Şerik)
Taberi’ye göre Ümm Şerîk Muhammed ile nikâhlanmış, ancak cinsel ilişki gerçekleşmeden boşanmış idi. Ancak bu kadına dair toplam beş hadis aktaran Buhari ve Muslim, Muhammed ile evliliğinden söz etmezler. Taberi’nin aktardığı olayın, bir önceki maddede anılan Esma vakası ile karıştırılmış olması muhtemeldir.

16. Leyla bint el-Huteym
Leyla kendini (eş olarak) Muhammed’e hibe etmiş idi. Ancak ailesinin (aşiretinin) talebi üzerine Muhammed kendisini geri gönderdi.http://muslimscholars.info/m/manage.php…

KAYNAKLAR
Hadis: Sünni gelenekte sahih sayılan hadisler, Kütüb-i Sitte adı verilen altı hadis koleksiyonunda aktarılmıştır. Buhari ve Muslim, bu altı eser arasında en güvenilirleri kabul edilir. M 9. yüzyıla ait olan bu derlemelere ek olarak, M 8. yüzyılda Melik bin Enes’in derlediği Muvatta da güvenilir bir kaynak kabul edilir.

Bu eserlerden hiç birinin Türkçesi (Buhari’den birtakım seçmeler dışında) internette mevcut değildir. Piyasada Sahih-i Buhari Muhtasarı adıyla satılan ondört ciltlik eser, Buhari’nin Sahih’inde yer alan 7275 hadisten sadece 2145 adedine yer verir. Örneğin Hz. Aişe’nin evlilik yaşına ilişkin olan üç hadisten hiç biri muhtasara alınmamıştır. Yanılıyor olmam muhtemel, ancak kısa bir araştırma sonucunda vardığım sonuç, Nesai’nin Sünen’i hariç altı kitaptan hiç birinin eksiksiz bir Türkçe basımının mevcut bulunmadığı yönündedir.

Buhari ve Muslim derlemelerinin İngilizce tam çevirisi aşağıdaki iki sitede mevcuttur:http://msawest.net/islam/76-sunnah-and-hadith ve http://qaalarasulallah.com/. İkinci adreste Arapça metin de vardır. Muvatta’nın İngilizcesi şu adresten pdf olarak indirilebilir: http://www.sultan.org/books/Muatta.pdf .

Siyer: Peygamberin yaşam öyküsüne ilişkin anlatımlar, siyer adı altında toplanır. En eski kaynak sayılan İbn İshak’ın Sîret’i günümüze gelmemiştir; ancak Taberi’nin M 9. yy sonlarında kaleme aldığı Tarihu-r-Rusûl vel-Mülûk’un peygambere ilişkin olan bölümü büyük ölçüde İbn İshak’tan alıntı olup, peygamberin yaşamı hakkındaki en güvenilir eser sayılır. İngilizcesi 40 cilt olarak basılmıştır. İnternette Arapça, Farsça ve Urduca downloadları mevcuttur; ancak İngilizcesini bulamadım.

Tabakat: Peygamber’in yakınlarının hayat hikâyelerine ilişkin bilgiler, yine 9. yy’da İbn Sa’ad’ın Tabakat, İbn Hibban’ın Sikat (ثقات) ve daha sonra İbn Hacer’in İsabe adlı eserlerinde derlenmiştir. Her üç eserin Arapça aslı http://muslimscholars.infoadresinde bulunabilir. Aynı sitedeki İngilizce (ve diğer dillerdeki) biyografik veritabanı, yukarıda anılan klasik devir eserlerinden derleme olup, kapsamlı sayfa referansları içerir.

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Arkeoloji-Dinler Tarihi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.