CUMHURBAŞKANI VE HÜKUMET KENDİLERİNE ÖZELEŞTİRİ YAPMALIDIR.


Fiilen aralıksız, tek parti hükumeti olarak 14 yıldır devleti yöneten Cumhurbaşkanı ve partisi sayısız suçlar işlemiştir. Kürt sorunu benim sorunumdur, sen Türk’üm dersen o da Kürt’üm der’ sözleriyle açılım süreci başlatmıştır.

Arap adını köpeklere koyup Arapları aşağıladılar diyerek Arapları tahrik etmiştir. Güneysu’ya Potamya denilse ne olur? Deyip ilk, orta öğretim kitaplarına Pontus Rum devleti, Kürdistan haritaları koydurmuştur. Laz, Rum, Arap kimliğini kaşımıştır.

Ermenistan’dan soykırım özrü dilenmiş, futbol maçında Azerbaycan bayrakları toplatılıp yakılmış, devlet kurumlarından Türk adı çıkartılmıştır. Türklük aşağılanmış, 12 yıl görsel, yazılı basın yoluyla alenen küfür edilmiştir. İşçi ve memurların her türlü iş güvenceleri kaldırılmış, işsizlik cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeyine tırmandırılmıştır.

Akp’ye üye olmak şartıyla yardım alabilen işsiz, fakirlere sosyal yardıma muhtaç kitleler yaratılmıştır. Devlet bürokrasisi tümden AK Parti kadrolarından yapılan atamalarla değiştirilmiş, yasa dışı olarak gayri resmi Parti Devleti kurulmuştur.

Devletin kırmızı çizgisi olan Irak ve Suriye’de Kürt devletleri kurulmasına izin verilmesiyle, kırmızı çizgi yeşil olmuştur. Doğu ve güneydoğu Anadolu’da resmi ilanı dışında Kürt devlet oluşumu gerçekleştirilmiş, halktan vergi toplama, asker , polis, zabıta, yargı, belediye hizmetleri verir hale getirilmiştir. Asker kışlaya, polis karakola kapatılmış, silahlı terör örgütüne şehirler teslim edilmiştir.

Bunların hepsi “akan kan dinsin” sloganıyla çözüm süreci gibi süslü, içi boş ifadelerle savunulmuştur. Tamamen Kürt oylarıyla başkan olamayacağı düşüncesiyle, terör örgütü ile savaşıyormuş havası verilerek doğu illerinde şehir savaşları kurgulanmış, insanlar göçe zorlanmış, şehirler harabeye dönmüştür.

Bunlar olurken Tbmm kararı alınmadan, devlet cumhurbaşkanının şahsi emirleriyle Irak ve Suriye’de savaşa sokulmuştur. Esad rejimine karşı desteklenen 60 kadar terör örgütü, son siyaset değişikliği ile devletimizi hedef almıştır. Araçlı canlı bombalar ile yüzlerce insanımız hayvanlar gibi telef edilmiştir. Asker ve polis şehitleri olağanlaşmış ve artık sayıları hafızaların hacmini aşar hale gelmiştir, ülkenib her yerinden ağıtlar, feryatlar yükselmektedir.

Komşu ülkelerin işgalleri tamamlandıktan sonra batılı devletler ekonomik desteklerini çekmiş, bu da ekonomik kriz olarak halka yansımıştır. Ekonomi dehası olmakla övünen hükumetin kendinden önceki ekonomik krizlerle siyasetten çekilmiş hükumetlerden de kabiliyetsiz olduğu gerçeğiyle halk ve iş dünyası yüzleşmiştir.

Taşımalı eğitim sistemine geçilmesi sonucu, küçük yerleşim birimlerinden hükumet destekli cemaat, tarikatların açtıkları yurtlarda ailelerin onayları alınarak toplanan küçük yaştaki öğrencilerin bu yurtlarda hiç bir resmi sıfatı olmayan cemaat üyelerine teslim edilmişler ve burada çocukların cinsel sapıklıklar edinmelerine neden olunmuş, bu da yurt yetkilisi olan eğitimci sıfatı bulunmayan sapıkların da çocukların ırzlarına geçilmesi ile kamuoyu büyük şaşkınlıklar yaşamıştır.

Bu sapıklıkları yapanları yargılayacaklarına bizzat devletin bakanlarınca sapıklar korunmuştur ya da uyduruk yargılamalar ile serbest bırakılmışlardır.

Halkı hükumetin istediği Vehhabi şatanist çarşaf-peçe giymeye zorlamak için bazı sapıklar görevlendirilmiş, toplu taşım araçlarından kuytu sokak aralarında kadınlara tecavüzler gerçekleştirilmiştir.

Hükumetin bunları koruması yoksa bu sapıklar hangi cesaretle bunları yapabilmektedir? Hükumet sözcüsü gibi çalışan görsel medya imamlarınca bu sapıklar adeta korumaya alınmıştır.

2011’de Libya’da kullanılan El Kaide terör örgütü üyeleri Lübnan üzerinden Suriye’ye sokulmuş, akabinde geçen beş yıl içinde Suriye paramparça edilmiştir.

El Kaide’nin devamı olan IŞİD terör örgütünün de geçtiğimiz hafta içinde benzeri bir şekilde ülkemize giriş yaptığı Irak hükumetince bildirilmiştir. Herkes bilmektedir ki, bu örgütün AKP hükumetince alenen desteklendiğine dair çok sayıda deliller vardır.

Halk, yakın bir gelecekte devletin Suriye gibi iç savaş ortamına sürükleneceğinden ve bunu takiben dışarıdan işgale açık hale getirileceğinden endişe etmektedir.

Geleceği için hiç bir umudu kalmayan gençler ve aileleri mecburen hükumeti hedef almaktadırlar.

Halk kendiliğinden hükumete karşı İnternet sosyal paylaşım gruplarında muhalefete geçmiştir.

Cumhurbaşkanı ve hükumet, emniyet teşkilatının yarısını ve maaşlı olarak sanal ortamda kendine muhalifleri sindirmekle görevli trol hesaplarının sahipleri ile birlikte muhalif avı başlatmıştır.

AKP hükumetinin maddi destekleriyle muhaliflere sürekli sataşan trol denilen bu şahısların tahrikleri sonucu insanlar hakaret ve küfre mecbur edilmektedirler. Sonra bu trol hesaplarınca yapılan şikayetler ile insanlar mahkemelere çağrılmakta ve yıldırılmaktadır.

Bu bilinçsiz, maaşlı saldırganların mağdurlarının artması hükumete kazandırmak yerine kaybettirmektedir düşüncesindeyim.

Bir çok muhalif yazarın yazıları bunlarca çalınıp, sanal ortamda benzer adlarla açılan hesaplarda her şekilde kullanılmaktadır. Bu yazı sahiplerinin de bunları denetleme olanağı da yoktur.

Cumhurbaşkanı ve hükumet, kendilerine hakaret eden, eleştiren, ülkenin ve kendi geleceklerinden umutları tükenmiş milyonlarca insanı yıldırmak için cadı avı başlatacağına buna neden olan sorunları ortadan kaldırmalıdır.

Siyasi kişi ve kurumların halkı bu şekilde yıldırma, aşağılama, rencide etme hakları yoktur. Kimse onları o göreve yalvararak getirmemiştir. Kendileri yurt içi ve dışından yabancı devlet adamlarının destekleriyle bu göreve sayısız entrikalarla gelmişlerdir ve halka hizmet yerine hezimet yaşattıkları halde halkla mahkemelik olma hakları yoktur.

Gururu olan siyasete girmesin. Yada halkın sevgisini kazanacak işler yapsın. İnsanlar bulundukları sosyal ortamlarda hükumeti eleştirseler hemen onlara saldıran bir AKP’li maganda grubu ortaya çıkmaktadır.

Halkı bu şekilde korku ve dehşete sürüklemeye, tehdit, sopa, yargı yollu yıldırmaya hiç bir hükumetin hakkı olamaz.

Gerçek yargılanması gereken de hükumettir.

Bu şekilde yapılan hükumet etmek değil, devleti bir siyasi parti etrafında örgütlenmiş, dinci-kinci bir takım kripto azınlıkların işgali olarak göstermektir. Yapılan da bu işgalci yapının halka zulüm etmesidir.

Başka türlü yorumlanması mümkün değildir. Böyle değilse, hükumet halka karşı tedhiş, yıldırma eylemlerinden, şeriat rejimi dayatmalarından vazgeçtiğini göstermelidir.

Emekli olmuş, torun torba sevmesi gereken insanların sanal sosyal paylaşım ortamlarında cumhurbaşkanı veya hükumetini eleştiriyorsa, kusur kabahati hükumet kendisinde aramalıdır.

Halkı hedef ilan edip ona saldırarak, yıldırarak, devletin yargı ve emniyet organlarının enerjisini boşa harcayarak hükumet edilemez.

Kimse bu vatanı yolda yürürken bulmadı bu yüzden de geleceğinden endişelenip hükumete muhalif olanların muhalefet gerekçelerini ortadan kaldırdığında hükumet istese de kendisine saldıran kimse olmayacaktır.

Herkesin işi gücü var, ona bakarlar. Kimse gerzek değil.

Endişeleri yok etmek hükumetin görevidir. Endişeye gark etmek değil.

Cumhurbaşkanı ve hükumet sanal ortamda kendilerine kim hakaret etti, kim eleştirip yerden yere vurdu diye cadı avını bırakıp öz eleştiri yapmalıdırlar.

Takdir sizindir.

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Güncel Siyaset, Tarih içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.