ATATÜRKE HAKARETTEN KADİR MISIRLIOĞLUNA DAVA AÇILDI


KRİPTO KADİR MISIRLIOĞLU’NA SORUŞTURMA AÇILDI.

Halkımızı asırlardır din üzerinden bölüp kan akıtan Müslüman kılıklı Ermeni tarikat ve cemaat mensubudur.

Yıllardır AKP ve kadrolarının kadrolu iftiracı tarihçisi olarak çalışan, Atatürk ve cumhuriyet rejimi düşmanı, aslen 1680’lerde, II.Viyana Seferine hazırlık amaçlı Osmanlı’nın Polonya (Lehistan) ve Litvanya seferleri sırasında Kutsal ittifakın başları olan Prusya (Almanya) ile Vatikan Katolik kilisesinin destekleriyle Osmanlı’ya başkaldıran Rize Hemşin Ermenilerinin, Merzifonlu Kara Mustafa paşa tarafından Anadolu’ya dağıtılanlarından olan bir grubun Trabzon Akçaabat şehrini kurduğunu, Kadir Mısırlıoğlu’nun da soyunun bunlara dayandığını belgeleriyle “Kadir Mısırlıoğlu ve Kripto Rizeliler” başlıklı yazımda vermiştim.

Amacım, gizli yaşayan (kripto),  dini İslam’ı kullanarak halkı birbirine düşman etmeye yemin etmiş, kökenleri yüzyıllar önceki kinlere uzanan düşmanlıklar yapanları halkımıza gösterebilmekti. Bu yazılarımla bunu yaptım.

Daha önce yaptığım de Süryani Ermenilerin yaptığı Nurculuk, Gregoryenlerin yaptığı ve her ikisinin de 1967’den beri Fetullah Gülen tarafından temsil edildiği bu hareketleri deşifre etmiştim.

Aslı Bagratuni Ermeni Mason muydu dersiniz?

Ancak, son olarak “Alpaslan Türkeş ve Devlet Bahçeli mi Ermeni mi” yazımla da Adıyaman-Maraş çevresi Süryani Ermenilerin 19.yüzyılda Amerika ve Avrupa Protestan kiliselerinden gelen bağıoşları kapmak için protestan olduklarını işlememden kısa sonra da Amerika, Nurcuları ve Süryani İncili okuyan Gürcü, Pontus Rumları ve Ermenilerini, onların kurdukları İslami tarikatları tasfiyeye başladı.

Şimdi parlayan yıldız Protestan Ermeniler yani Menzil tarikatı.

Hem köken hem de dini mezhep bakımından teşhir edilmiş F.Gülen Nurcuları, Işıkçıları, Pontus Rum tarikatı Cübbeli Ahmet Hoca tarikatları artık tasfiye yoluna girmişlerdir. Yapacakları tek şey şimdi lehlerine olacak şekilde ortalığı karıştırmaktır.

Son olarak TBMM’de dağıtılan kitabının içeriklerinde ““Heykellerin köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceksiniz” ifadesi bu korkunun tezahüründen başka şey değildir.

Yıllardır Atatürk ve Cumhuriyet rejimine atmadığı iftira, anlatmadığı yalan-çarpıtılmış tarih kalmayan ve kendini tutamayıp “Keşke Yunanlılar kazansaydı” diyerek Kurtuluş savaşını da hiçe sayan bu Pontus, Büyük Ermenistan, Kürdistan hayalcisi, 1915-1923 Sevr travma mağduru tekrar bir travma yaşamak zorunda kalmıştır.

Çünkü, R.T.Erdoğan, Ergenekoncularla işbirliğine geçtiğinde zaten bu gerzek din ve yalan tarih uydurma manyakları ile bir yere varamadığını, bunlarla değil devlet bir ev bile yönetilemeyeceğini görmüştür. Cumhurbaşkanı ve partisi en azından 2019 seçimlerinde güçlü olabilmek adına bu tip kripto dinci-kinci işbirlikçilerin tasfiyelerinden de çekinmeyecektir.

Son Kadir Topbaş ve şu anda sürmekte olan Melih Gökçek ve diğer belediye başkanları, partililerin tasfiyeleri de yolun bu yol olduğunun kanıtıdır.

Halka rağmen hiç kimsenin, hiçbir iktidarın ayakta kalma şansı olmadığını tarih binlerce yıldır kanıtlamıştır.

Halkımızın haklı tepkileri, AKP’li de olsa, 1915-1923 travma mağdurlarından da olsa, “bastığı toprağa ve özgürlüklerine sahip, emperyalizme karşı çıkma” kararlılığında olan ülkemizin her dini, etnik gruplarına mensup insanların birleşmeleri sayesinde, Orta çağ zihniyetli, sapkın din manyaklarının tasfiye edilmeleri gündeme gelmiştir.

Hakkında suç duyurusunda bulunan duyarlı vatanseverlerden de davayı kabul edip tahkikat başlatan savcılarımıza da şimdiden teşekkürü borç bilirim.

Bu devlet kurtulacak ise, halkının da din ve devlet adamlarının da bürokratlarının ve siyasetçilerinin de, sermayedarlarının da her türlü ayrımcılığı terk edip bastıkları topraklara ve özgürlüklerine, kardeşliğe sahip, işgalci sömürgecilere ve işbirlikçilerine karşı çıkmaları gerekmektedir.

Yoksa beş-on yılda bir emperyalizme, mevcut olan iktidar sahiplerinden daha fazla tavizler vererek iktidarı ele geçirmeye çabalayan dini ve ırki grupların bu güne kadar olduğu gibi kavgalarına sahne olacak, sürekli satılan ve kan akıtan zavallı bir ülke olarak kalacağız.

Aklın yolu birdir ve her türlü işbirlikçiler devletin tüm kademelerinden temizlenmelidir. Kadir Mısırlıoğlu iftiracısı da bunlardan birisi olacaktır.

Güç, bölünerek değil, birleşerek kazanılır.

Takdir sizlerindir.

 İŞTE İHANET BELGELERİ

Bunlardan sonra Kadir Mısırlıoğlu onun yolundaki kripto dinci-kinciler,saçmalık, yalan ve iftiralardan başka şey olmayan sözleri ve kitaplarını terk edip torunlarını severek son zamanlarını değerlendirseler en azından belki onların sevgilerini kazanırlar. Çünkü bu millet artık onlardan nefret etmeye başladı.

Geçmiş dönemlerde, benzeri davalardan yırtmak için Hazan Mezarcılar, Şevki Yılmazlar ile birlikte düzmece “deli raporu” aldığını da kendisi itiraf etmişti zaten.

Bu açıklamasına istinaden o deli raporunu mahkemenin kaale almayacağını, hatta düzmece örgütlü olarak deli raporu almaktan da işlem yapılacağını umuyorum. Deliysen tımarhaneye git ne işin var tüm halka hitap edebileceğin televizyonlarda? Televizyona çıkıp, 7/24 video kitap yayınlıyorsan o zaman deli değilsin demektir.

Takdir yargı mercilerinindir.

Takdir insanlarındır.

Alaeddin Yavuz
keykubat /

adilyargic/

adilyargicc

Kadir Mısırlıoğlu’nun Akıl Hastanesi Macerası kendi ağzından;

“DELİ DEĞİLİM DİYOR”;

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Güncel Siyaset içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.