SOSYAL DEMOKRAT HINÇAK PARTİSİ VE CUMHURİYETE YANSIMALARI


Sosyal Demokrat Hınçak Partisi

 

Sosyal Demokrat etiketli, Osmanlıyı, Türkleri ve Sünnileri emperyalist ilan eden sözde devrimci ilk Ermeni partisi 1887’de, onu takip eden Sosyalist Taşnak partisi 1890’da kuruldu. Bunların ardından Ramgavar Liberal Ermeni zenginleri partisi 1908’de kuruldu.
Cumhuriyetin ilanına kadar, başında sarığı, ayağında çarığı kalmamış Müslümanları ve Türkleri “Yaşasın devrim, kahrolsun faşist Müslümanlar ve Türkler” sloganlarıyla bu partilerin militanları olan Ermeni faşist çeteleri toplu kıyımlar yaparak yok edip yağmaladılar.


Maraş’ta Türk cesetlerini yollara dizip üzerinde yürüdüler. Ermeni asıllı Rus besteci Mihailoviç İppolitov İvanov, “Serdarın Yürüyüşü’ (Tıkla oku) operasını bu olayı anıtlaştırmak için yazdı. Kenan Evren, TV’lere bu opera ile çıktı.
Bunlara dur diyen ve Cumhuriyeti kuran İttihat ve Terakki partisi ve Atatürk, daima bunlarca faşist ve soykırımcı ilan edildi.
10 Kasım 1938 darbesi onların zaferi oldu.
Gregoryen Ermeni mezhebi devşirmesi Fethullah Gülen IŞIKÇILIK tarikatı ile İslamı Hristiyanlaştırma hareketinde yerini 1950’lerde onlu yaşlardayken aldı. CIA onu keşfetti destekledi ve 1961’de ölen Nurcu önderi Deliüzzaman’ın hareketini 1967’de F. GÜLEN’E teslim etti.
Fethullah Gülen, 1941 olan doğum gününü, bayram saydıkları 10 Kasım 1938 olarak tecil etti.(Buna itirazlar var ama yayınlayanların kanıtları da var. Araştırın)
Ramgavar liberal partisinin devamı olan DP’nin Nurculuğu yayması ile 1958’de orduyu ele geçiren Bitlis Ermeni Süryani, Nasturi mezhep hareketi olan Nurculuk, 1967’de MHP, AP, CHP partilerinde yerleşti.
Oyunu gören İsmet İnönü, partiden tasfiye edildi, Abd okullarında yetiştirilmiş B.Ecevit 1971 muhtıra cuntasınca yerine getirildi.
1967’de Ermeni soykırımı hortlatıldı, ASALA kuruldu.(ASALA hakkında Türkiye’de ilk olarak yazılan tespitlerim. Herkes bundan sonra kafayı değiştirdi. Tıkla oku)
1967-1980 sağ-sol olayları ile gençliğimiz harcandı. 1971 cuntasının ürünü olan, Dersim sürgünlerinden Kenan Evren ve aslen Dersimli Çemişkezekli Yezidi olan Turgut Özal onun hükumeti oldu. Hınçak, Taşnak çetelerinin devamı olan PKK bunlar tarafından kuruldu. Asala örgütü lideri, 1987’de Atina’da pavyon çıkışında Fransız istihbaratınca öldürüldü ve Asala PKK ile birleşti.
Siyasi kolu, HEP, 1991’de Tbmm’ye Sodep, Shp. Ermeni, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi ile aynı harflerden oluşan (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) tarafından sokuldu.Kurucuları Bitlis Ermeni’si Erdal İnönü ve Hemşin Ermenisi Murat Karayalçındır.Hem ANAP,AKP ile sağ hem de soldan devleti ele geçirdiler.
Şimdi, SON DARBE zamanı.
Uyanın….
Şimdi, Ermeni Hınçak Partisi sayfasından yaptığım çeviriye ve yorumlarıma geçelim

Not;Yazı farklı Ermeni kaynaklarından dilimize çeviri ve yorumlarımdan oluşur. Alaeddin Yavuz.

Ermenilerin , Ermeni nüfusunun yoğun olduğunu ve üzerine Ermenistan Kurulmasını istedikleri “6” Osmanlı vilayeti

1887’de Hasta Adam olarak bilinen, yıkılış dönemini yaşayan Osmanlı Devletinde Sosyalist Ermenistan devleti kurma amacıyla, İsviçre Cenevre’de kurulan ilk Ermeni devrimci siyasal partisidir. Osmanlı’da ve İran’da (aka İran), bağımsız sosyalist Ermeni devleti kurmak için, Osmanlıyı bölmek, parçalamak isteyen batılılarca desteklenerek kurulmuştur.

Hınçak, adının karşılığı, Kilise Çanıdır. “Uyanış, aydınlanma ve özgürlük” anlamında da kullanılmıştır. Ermenileri sözde Türklerin sömürdüğü konusunda u devlet ilan etmeye kışkırtmak için seçilmiş bir semboldür.

1827’de Osmanlı’dan ayrılarak kurulan ilk devlet olan Yunanistan’ı takiben, 19. yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen kopmalardan cesaretlenilerek girişilmiş Ermeni ayrılıkçı terör örgütüdür.

1876-1878 Osmanlı Rus harbini takiben yapılan Berlin, Ayestafanos anlaşmalarında açılan bir paragraf ile Batı Ermenistan dedikleri Doğu Anadolu’da reform yapılması önerilmişti.

Osmanlı bu şartları yerine getirmeyince, ganimeti fırsat bilen Ermeniler de can çekişen Osmanlı’ya 1890 Kumkapı Ermeni Kilisesi önünde ve 1895’de Bab-ı Ali baskını olayları ile isyanı basmışlardı.

Özünde, İmparatorluk olarak anılmasına rağmen, sömürgeci devlet olmayan (çünkü şirketleşme, sermaye işletimi nedir bilmeyen bir devlet) özellikle “en sadık teba/halk” ödülüne sahip Ermenilerin en büyük ihanetini gören ve sadece onlar tarafından “emperyalist” olarak tanımlanması büyük haksızlıktır.

Sosyalist, Komünist devrimciliğin özü olan “Sömürgecilik” yani Emperyalizm tanımları Marksist literatürde Avrupalı devletler ile Amerika Birleşik devletleri için kullanılır, Osmanlı bile Marks’ın gözünde, ezilen, parçalanan zavallı, sömürge bir devlettir. Karl Marks’a rağmen Osmanlı’ya emperyalist demek sola da ihanet etmektir. Ermenilerin solculuğu en büyük emperyal güçlerin askerliğini yapmak, ezilen, sömürülenleri soyup yağmalamak, öldürmektir. Devamı olan ve Derin NATO ile TSK içinde kripto Ermeni Nur, Işık, Gülen vb. cemaatler içinde örgütlenmiş Ermeni cunta generallerinin yardımlarıyla kurulan PKK da yakın zamanda Amerika Birleşik Devletlerinin Kara Ordusu ilan edilmiştir.

Karl Marks’ın emperyalizm tanımının içine eden ve mezarında kemiklerini sızlatan Ermeni SDHP ve Taşnaksütyun hareketi özünde “Nasyonal Sosyalizm” olarak bilinen Faşizmin ta kendisidir. Beslendikleri yerler de İngiltere ve kolonileri, ABD, Fransa, Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri ve Rusya’dır.

Bu devletlerin hiç biri Marksist değildir, olmadıkları gibi Osmanlı’dan bölünme topraklarda kurulan Müslüman ülkelere “Hristiyanlaştırılmış İslam ideolojilerini” Şeriat Devleti, Ilımlı İslam, Vehhabilik, Taliban, El Kaide, Işid, Boko Haram gibi örgütlerle de kan dökerek dayatmaktadırlar.

 

Sosyal Demokrat Hınçak Partisi Avustralya şubesi

Önderi; Harry Hampartzoum Sarafyan

Kurucuları; Avetis Nazarbekyan, Meryem Vardanyan, Gevorg Garacyan, Ruben Han Azat, Kristofer Ohanyan, Gabriyel Kafyan, Manuel Manuelyan

Kuruluş: 1887

Merkezi: Erivan, Ermenistan

Gazetesi; Parti yayınları ve organları

Gençlik Kanadı: Gaidz Gençlik Örgütü

Yarı Askeri Kanadı: Ermeni Devrim Ordusu (ASALA-ARA-PKK-1983-1985) ARA/Armenian Rervolutionary Army (Ermeni Devrim Ordusu) Lizbon elçimiz Dursun Aksoy’a silahlı saldırı (1983), Kanada Ottava Türk Büyükelçiliği saldırısı (1985) 1987’de hepsi PKK’ya katıldılar.

Üyelik Durumu; 4.300 Sadece Ermenistan’da

İdeolojisi; Sosyal demokrasi, demokratik Sosyalizm

Siyasi Konumu; Merkezi sol ve sol kanat

Milli Birliği; 14 Mart İttifakı

Uluslararası Birleşikleri; Lübnan parlamentosunda 128/2 üyesi vardır.

Safevi Kaçar Hanedanından İstedikleri;

Beş Meliklik adını verdikleri, 1993’de Ermenistan işgaline uğramış Karabağ topraklarındaki beş şehir. 1828 Türkmençay  anlaşmasıyla Rusya idaresine bırakılan güney Kafkasya bölgesi.

Osmanlı’dan İstedikleri;

Altı Vilayet;

Osmanlı toprakları olan ve en çok Ermenilerin yaşadığı iddia ettikleri Van, Erzurum, Elazığ (Mamuret-ül Aziz), Diyarbakır, Bitlis, Sivas illeridir.

1914 tarihli Osmanlı Belgeleri denilen belgelerde geçen bu illerin Nüfus oranları;

Demografi;       Müslüman                  Rum-           Ermeni

Van;                   179.000                       1-                  67.792

Erzurum;           673.297                      4.864-           134.377

Bitlis;              589.000                        —–                117.492

Elaziğ;            446.579                        971-                  79.821

Diyarbakır;    492.101                     1.935-                 65.850

Milli Özgürlük Hareketleri;

SDHP-Sosyal Demokrat Hınçak Partisi

Armenakan 1885

Sosyal Demokrat Hınçak Partisi 1887

ARF (Taşnaksütyun) 1890

Kafkasya Savaşları;

Serdarabat Savaşı 1918

Karakilise Savaşı ; 1918

Ermenistan’In Resmi Devlet olarak tanınması; 1918-1920

Osmanlı-Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan 1918 Batum anlaşmasında ilk kez taraf oldukları 1918 Batum Anlaşmasıdır. Bundan sonra genişlemek için yaptıkları savaşlar;

Azerbaycan Savaşları 1918-1920

Gürcistan ile savaşları 1918

1920’de Sevr Anlaşması üzerine Wlison Ermenistan’ (ABD Başkanı Wilson’un çizdiği Trabzon’a uzanan bir Ermenistan haritası.)

Türkiye Savaşı; 1920 Bu anlaşma Ermenistan’ın yenilgisi ile sonuçlanmıştır. 12 Eylül 1920’de imzalanan Gümrü Anlaşması ile Ermenistan Türkiye’de toprak istemekten vaz geçtiğini imzalamıştır.

12 Eylül 1980 Askeri darbesi de tam olarak Türklerden intikam almak için zamanlanmış bir Kripto darbesiydi. Ermeni dönmesi Fethullah Gülen 1980 darbesi sonrası SSCB’den ayrılan bütün Müslüman, Türk devletleri ile yeryüzünde 193 devlette örgütlenmesi ABD tarafından sağlandı.

Partinin Tarihi

Sosyal Demokrat Hınçak Partisi Avustralya şubesi

Kurucuların yedisi Rusya Ermeni Marksistlerindendiler ve daha iyi eğitim almak için Rusya Ermenistan’ını terk ederek Batı Avrupa’ya gittiler. Zengin, burjuva ailelerinden destekler alarak yaşayan yirmili yaşlarda gençlerdiler.

Frederic Engels, Georgi Plekhanov ve sonraları Vladimir Lenin ile tanıdıkları devrimci Sosyal Demokratik Devrim ideolojisinden etkilendiler.

Mariam Vardanian (Meryem Vardanyan), Rusya Saint Petersburg şehrinde devrimcilerle çalışmıştı. Buradan aldığı etkileşim ile Osmanlı/Türk Ermenistan’ında bu şekilde bir yapılanmayı hayal etmişti, bu azimle Ağustos 1887’de Hınçak Devrimci partisini şekillendirdiler.

Durmadan Rus emperyalist yayılmacılığı tarafından toprakları işgal edilen, 16. yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar bütün dünyayı işgal etmiş, altı kıtada en vahşi soykırımlar yapmış Kutsal İttifak Devletleri (19.yy. Avrupası) ile 1815’de Kutsal ittifak’ı “dünyanın yeni hakimi benim” diyerek yıkmış İngiliz imparatorluğu elinde kukla olmuş, Ermenileri de kurulduğu 1299’lardan itibaren devletin en yüksek mevkilerine getirmiş, devletin ticaretini teslim etmiş, 1453’e kadar il sınırlarına sokulmadıkları İstanbul’a, İzmir’e yerleştirmiş Osmanlı Devletini “Emperyalist” ilan etmek, Osmanlı ülkesindeki binlerce etnik, dini grup içinde sadece Ermenilerin düşünebileceği bir şeydi.

Bir millet bu kadar nankör, bu kadar kalleş olabilirdi. Ermenilerden başka buna ikinci bir örnek yeryüzünde yoktur. 1989-2002 yılları arasında aralıklı olarak görev yaptığım İstanbul Turizm Polis Müdürlüğünde öğrencisinden akademisyenine, emekçi halkından devlet başkanlarına kadar her düzeyden Avrupalıyla ve aralarında Ermenilerin de zaman zaman yer aldığı siyasi, tarihi tartışmalarımda ortak aldığım tepki şudur;

-“Çok mu acizdiniz, bizde böyle bir etnik azınlık yaşatılmaz kökünü kuruturduk.” Sorusuyla defalarca karşılaştım.

I. Balkan Savaşı (1912-1913)ndan dönen “Emperyalist (!)” Türk askeri

Türk milletini de ilk önce devlet içinden kovan “Batı tipi soya dayalı feodalite hastalığına tutulmuş Osmanlı padişahları olduğu, kendilerini Türk geleneklerine göre tahttan indirirler korkusuyla 1453’den itibaren devlet içinde tek Türk devlet adamı bırakmadıklarını, bu yüzden Ermenilere de başkasına da hesap soracak devlet adamı bulunmadığını açıklardım.

Bu defa daha da aptal konumuna düştüğümüzü söylüyorlardı. Sonunda, devletin sahibi olduğu sanılan Türk milleti, kendisini devletten 600 yıl önce dışlamış, Rum, Ermeni hayranı Osmanlı feodal ailesinin, sarayına köle olarak aldığı Rum ve Ermenilerce devletinin yıkılması ihanetlerinin hesabını vermeye mahkûm ediliyordu.

Bu gün de 600 yıldır da Osmanlı coğrafyasında yaşayan Türkler sadece savaşlarda ölmek için orduya en önde piyade olarak katılır, zafer olursa böreğini Rum, Ermeni, Yahudi Arap yer, olmazsa saldıran düşman ordusuna karşı 12-15 yaşlarında çocuklarına kadar kendine kör bakan Osmanlı devletine evlatlarını kurban eder.

Ermenilerin Ermeni nüfusunun yoğun olduğunu iddia ettikleri altı Osmanlı vilayeti. Bu vilayetlerde nüfusları en fazla %25’i bulmaz.

1768 Küçük Kaynarca Anlaşmasından sonra “askerlikten muafiyet” kazanan azınlıklar zaten su gibi Türk çocuklarının harcandığı savaşlarda kıyılmaktan başka işe yaramadı. Çünkü devletin savaş planlarını düşman ordusuna satan Osmanlı padişahlarının Türklerin başına zulüm aracı yaptığı Ermeni, Rum, Arnavut, Yahudi, Arap paşalarıydı.

Altı kıtayı, uyuşturucu, haraç, işgal, soykırımlarla köleleştirmiş, en vahşi şekilde soyan Avrupalı Kutsal Haçlı İttifakı ülkeleri, 1815’de kendini dünya hakimi ilan etmiş, tüm dünya devletleri ile oyun oynayan bir İngiltere, 1776’da meşhur Kızılderili soykırımları üstüne doğmuş, Osmanlı topraklarında 1815’lerden beri ABCFM Protestanlaştırma misyoner faaliyetleri ile Ermenilere de Protestan mezhebini dayatan bebek İmparatorluk Amerika Birleşik Devletleri gibi küresel emperyalistleri görmeyip, bunların elinde parçalanmakta olan, can çekişen, sefillik, açlık, hastalığa boğulmuş, Yunan generali Trikopis’in dediği gibi “çarıkları bile kalmamış” Müslüman Türk milletini EMPERYALİST ilan edebilmek, Alberty Einstein’in atomu parçalamasından daha büyük keşif olsa gerekir.

1913 I.Balkan Harbi sonucunda “Emperyalist (!) Osmanlı padişahı II.Abdülhamit gösterilmiş.
Emperyalist böyle mi olur?

Buna keşif değil bütün dünya dillerinde “ihanet, kahpelik, sırtından vurma” denilir.

Peki, 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti, bu mucit Ermeni ihanetlerini bitirebildi mi?

Kısmen evet ama onlar da Mustafa KEMAL’i bitirdiler.

Geçmiş düşmanlıkları örtmek için en yakınına aldığı Bitlis Ermeni’si İsmet İnönü, yetimhanesinden Ermeni çocuklar alıp, evlatlık edindiği, mal mülk sahibi ettiği, 1919’da Samsun’a çıktığında kendisini “Emrinizdeyim Paşam” diyerek selamlayan, cumhuriyet kurulunca da kendisine suikastler düzenleyen örgütlerle işbirliği yapan Kazım Karabekirler, en yakın istihbaratçı mücadele arkadaşları, en güvenilir basın olan Cumhuriyet Gazetesinin kurdurduğu Yunus Nadiler daha kim varsa hep birlikte onu zehirleyerek öldürdüler.

Yıllarca Malatyalı olduğu öğretilen İsmet İnönü’nün Bitlis’li olduğunu öğrenmek beni çok şaşırtmıştı. İlk sorum “Buna ne gerek vardı?” olmuştu sonra da “Sola Açılan Haçlı Seferi ve Cumhuriyet Tarihi ” yazımı “keykubat.blogspot.com da yazmıştım.

Yetmedi 10 Kasım 1938 günü İzmir fatihi dediği Fahrettin Altay paşa (Arnavut) ile kıymetsiz bir kâtip ve İngiliz elçiliğinin ispiyon memuru iken yanına alıp mevki, makam ve devlet teslim ettiği İsmet İnönü (Bitlis Ermeni’si), darbe tamamlanınca Dolmabahçe sarayında gelir. Doktorları, “yeni ilaç verip uyuttuk, lütfen rahatsız etmeyin” şeklinde uyarmalarına rağmen, teklifsiz odasına girer ve bir el silah sesi gelir. Yakın arkadaşı Salih Bozok kendisinin de öldürüleceği korkusu ile sarayın Kömürlüğüne saklanarak canını kurtarır. Hedefte olsaydı kurtulamazdı ya demek hedef değilmiş.

Bu saat itibarıyla, devlet, “çeyrek demokratik oligarşi düzeni” olma farkıyla, gene azınlık işgalindeki Osmanlı idare şeklinde dönmüştü.

O tarihten sonra devlet örgütlenmesinde en başı Ermeniler, Rumlar, Arnavutlar başta olmak üzere Çerkezler ve diğer azınlıklar yer almışlar, Türkler etkisiz hizmet memuriyetleri, kamu işçiliği gibi hizmetlerden öteye yükselememişlerdir

Sosyal Demokrat Hınçak Partisi zihniyetindeki devşirme Ermeni kriptolar İsmet paşa ile devletin her yerine doldurulmuşlardı. Kendini Grek sayan, Yezidi Kürtler, Süryani, Protestan Ermeniler ve Nasturi devşirmelerin kurdukları Işıkçılık, Nurculuk vb. köktendinci, gerici devşirme örgütlerini İsmet paşa sevmiyordu.

Onlar da başsız kalmış Hanefi Türk ve diğer Sünni Müslümanları, Nurculuk tarikatı, batıdan gelen paralar, iş güç sağlama ile kendilerine çekmişler ve güç oluşturmuşlardı.

1943’de Almanlar bozguna uğrayıp, geri çekilmeye başladıklarında İsmet paşa, Kahire toplantısına çağırılmış, Çörçil, Stalin, Truman gibi dünya önderleri ile konuşmuş, savaş sonrası Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin yeri anlatılmıştı.

Bu proje gereğince, İsmet paşa, Libya’dan bulduğu, Nasrani Yahudilere ait Ticani tarikatını ülkeye getirmiş, Atatürk heykellerini kırdırtmış, yeni devlet ideolojisini yazarı Konyalı Cemal Kutay’a ilan ettirmiştir.

Cemal Kutay, “Türkiye Sünni, şeri devlet rejimi olacaktır” diyor ve bu konuda kitaplar yazıyordu. Devşirme gericiler de Sünni Türkler de bunu sevmemişlerdi ve 1946’da, İngiltere ve ABD dayatmalarıyla gericilerin ebedi iktidarını İsmet paşa onaylamak zorunda kalmıştı.

Çakma bir Toprak Reformu yasasına, Vehhabi Kırım Tatarı göçmeni, askerlik kaçağı Adnan Menderes, üş arkadaşıyla karşı çıkmış ve CHP’den atılmışlar DP’yi kurmuşlardı. Aynı yıl İsmet paşanın ikamet ettiği Pembe Köşk’te toplanan bu “Mahşerin Dört Atlısı” kripto Vehhabi tayfası, ismet paşa ile “iktidara CHP’nin bir daha gelmeyeceğini güvenceye alan bir şike anlaşması(Tıkla)” imzalamışlardı. Bunun diğer adı da “Pembe Köşk Muvazası’ydı. Hüsamettin Cindoruk bunu kurduğu kendi partisinin internet sayfasının başına yazdırmıştı.

Ve, anlaşmaya sadık kalındı bir daha CHP iktidara asılmadı, daima halkın biriken gazını aldı, rahatlattı ama asla iktidara asılmadı.

1956’da DP iktidarı döneminde, “Türkiye imparatorluk kalıntısı bir ülke, Marşal, Truman yardımlarını nakdi değil, ayni, mal olarak yapalım” önerisini getiren ABD’li para babası Rockefellerin talimatı ile Adnan Menderes’in beklediği paralar, Vita yağı, Kore savaşı kalıntısı hurda Amerikan askeri araçlarına dönüşmüştü. Büyük ısrarlar sonucu, Almanya’ya yapılan NATO yardımı Türkiye’ye yönlendirilmişse de “95. Milyon ABD doları başlanılan projeler için hap bile değildi. O da SSCB’ye yanaştı, aldığı randevu tarihi gelmeden darağacına çekiliverdi. O çok sevdiği demokrat, adil, insan hakları beyannamesi sahibi Amerika canını alıvermişti.

Menderes kendisinin yerini dolduracak adam bırakmadığı için üç yıllığına (1962-65) İsmet paşa tekrar hükumet edilmişti.

O da, 1961-62 NATO Savunma Konsepti’nden Türkiye’nin “birinci derece savunulacak NATO Ülkesi (Tıkla )” konumundan çıkarıtlmasıyla, Rus-SSCB korkusu olan İsmet paşanın yüreğini ağzına getirmesiyle soğukluğa dönüştü.

Cemal Gürsel’in Erbakan’ın Devrim otomobili sevdası sonucu zehirlenip hasta edilerek ABD’ye tedaviye gönderilmesi, takip eden ölümü, Amerikan donanması ile geri getirilmesini takip eden Kıbrıs kavgaları derken başlayan restleşmeleri Johnson mektubu krizi derken, 1965’de yerine Adalet Partisi ve başında Morrison Süleyman getirilmişti.

Aslı Bagratuni Ermeni Mason muydu dersiniz?
Resim yalan söylemiyor

ABD İsmet paşadan yine kurtulamamış, üniversitelerde gelişen sağ sol olayları, Altıncı filonun kovulması, kendisinden önceki hükumette, Amerikan askerlerinin sivil halka tecavüzleri siyasal Amerikan karşıtlığına eklenince sol güçlenmiş, Amerikan Nato karşıtlığı artmıştı. ABD-İsmet paşa ilişkileri iyice gerilmişti. Sonucunda, 1961’de ölen Saidi Kürdi Deliüzzaman’ın Nurculuk hareketini CİA, “1967’de Gregoryen Ermeni devşirmesi, Işık Cemaati imamı Fethullah Gülen’e teslim ettiğinde”, sekiz yıl Amerikan Harp Akademisi okumuş, CIA ajanı, 1960 darbesinin önderi Alpaslan Türkeş * anında soydaşı Fetullah Gülen’in Nur cemaatine zaten çoğu kripto Ermeni olan Ülkücü Gençliği hibe etmişti.

*(Hüseyin Feyzullah- Abdülaziz’in 1864’de Kıbrıs’a sürdüğü Pınarbaşı Ermeni isyancılarından olup Harp akademisinde de Fevzi Çakmak torpiliyle girmişti. Osmanlı’ya savaş açan Volkan Gazetesi sahibi İngiliz ajanı, 1864’te Kıbrıs’a sürülen Diyarbakır’lı Derviş Vahdeti’den sonra en büyük kültürel ajandır)

1958’de TSK’ya kendisini kabul ettiren Deliüzzaman Nurcuları, Fetullah ile, sosyalist ve Ülkücü kripto Ermenilerin TSK içindeki örgütlenmelerini kullanarak 1971 muhtırasını vermiş ve İsmet İnönü’yü CHP’deki tüm görevlerinden almış, yerine Merzifon Ermeni’si Bülent Ecevit’i getirmişti.

İngiltere’yi kızdırmaktan korkan İsmet paşa ve Adnan Menderes’in cesaret edemedikleri Kıbrıs (Tıkla) işgaline, İngilizlerin çok sevdiği kripto Müslümanlar olan MSP ile Bülent Ecevit CHP’si, çok sayıda Türk, Müslüman ve 1864 sürgünleri olan Ermenilerin de öldürüldükleri soykırımlarla yaratılan mecburi ortam şartları yüzünden 1974 Kıbrıs harekatını yapmışlardı.

Onun getirdiği ambargo ile artan ekonomik kıskaç, hükumeti düşürmüş, ülke yabancı istihbarat örgütlerinin tatbikat alanına dönmüş, insanlarımız birbirini doğrar hale getirilmişlerdi.

Bunda da başta bütün siyasi partilerin, dini, siyasi örgütlerin, ordu başta tüm bürokrasinin alet olduğu bir gerçektir.

Yazılanları dikkatle okuduysanız, Sosyal Demokrat Hınçak/Taşnak Partileri aslında devletin tüm damarlarına girmiş zehirli kan olarak dolaşıyordu, ortada sadece adı TÜRKİYE CUMHURİYETİ” olan, idaresinde bir tek Türk yer almayan bir devlet vardı.

Devlet, kendi çıkarlarına göre değil, büyük devletlerin başa getirdiği generaller, siyasiler, iş adamlarının bağlantılı oldukları devletlerden aldıkları emirlere göre yönetiliyordu.

Örneğin, ABD’yi fazla sevmeyen İngiliz, çok Amerikancı olunca engelliyordu, İngilizciyi Amerikancı, onları Almancı, hepsini Rusya/SSCB’ci engelliyordu.

Devletin vücut olarak yapabildiği tek hareket yoktu. Bir ayağı öne öteki sağa, kolları da öyle zıt hareketler gösteren, beyni de bunların yarattığı sıkıntıdan iflas etmiş insana benzetebildiğim bir devletti. Devletten çok, organlarına ipler bağlanmış, uçları birbirine düşman insanların ellerine verilmiş bir kukla gibi yırtılırcasına çekiştiriliyordu.

Halk da bunu çözecek beyin, bilgi sahibi olabilecek eğitim ve bilgiden yoksun olduğundan, camilerde evde /24 zikir çekip namaz kılıyor, zayıf birini görürse çıkıp dövüyor, veya silahı varsa sokakta adam avlıyordu.

Fetullah Gülen, İsmet İnönü Süryani diyor

Böyle sisli, böyle kan döken bir ülkeye son darbeyi vuracak eylem de planlanmış, “şartların olgunlaşmasını bekledik” diyen ve “bizim çocuklar başardı” diye ABD tarafından övülen Kripto Dersim Çemişkezek Ermeni’si (Namaz kılan Yezidilerden) Kenan Evren, Genel Kurmay Başkanlığı için sırası olan ABD sevmeyen paşalar istifa ettirilerek, önü açılıp başa getirilmiş, bürokraside, sokakta, şehirde köyde Amerikan sevmeyen solcular tek tek temizlenmiş, sindirilmişti.

Köy kahvelerinde bile okuryazar doğu-güneydoğudan gelmiş askerlere Atatürkçülük dersleri verdirerek milleti Atatürk’ten de illallah ettirmiş, dinci-kinci kripto Hristiyan cemaati olan Gülen Nur cemaatine kapıları ağzına kadar açmıştı. Çünkü okuryazar olan ve Türkçeyi bile konuşamayan askeri hangi Türk köylüsü dinlerdi ki? Böyle bir hizmet yapacak adam, o işin adamlarını görevlendirir, bu kişiler en azından öğretmen olur, filimler, slaytlar, belgeler gösterilir, ülke şartları aklın kabul edeceği şekilde öğretilirdi. Bu asla yapılmadı. En büyük Atatürk düşmanı da bunlardı.

Çünkü, 12 Eylül 1980 darbesinin yapıldığı gün, aynı zamanda 12 Eylül 1920 Kazım Karabekir’in Ermenistan’a girdiği tarihtir ve iki ay 21 gün sonra 03 Aralıkta da imzalanmış olan Gümrü Anlaşmasının da “60’ıncı” yılıydı.

Atatürk sonrası devletin tasfiyesi sanki adım adım planlanmıştı.

Bir başka 12 Eylül’de M.Ö. 12 Eylül 450’dir, eski Yunanlıların Persleri çıkarmak için yüreklendikleri, başarılı ilk isyanlarının tarihidir.

Acaba bu “12 Eylül” tarihi bir tesadüf müydü?

Az kaldı kararı kendiniz vereceksiniz.

Kökeni Dersim sürgünlerinden Manisa’ya yerleştirilmişlerden olan Kenan Evren, Sünni zannedilen Çemişkezek Gregoryen Ermeni devşirmesi aileden gelen Turgut ÖZAL önderliğinde kurulan Amerikancı, dinci-kinci devşirme, İslam’ı dönüştürme örgütü CIA ajanı Fethullah Gülen’i dünya peygamberi yapmış devlet devlet gezdirilmeye başlamışlardı.

Devletin tüm kurum kuruluşlarına, cemaat üyeleri yerleştirilmiş, devlet taşınmazları peşkeş çekilmiş, SSCB’deki dini baskıdan çıkmış, Türkiye’de Türk devlet adamı var sanan bütün Türk devletleri Gülen Nur cemaatinin işgaline uğratılmıştı.

Bunun en mağduru Azerbaycan devlet başkanı Elçibey olmuş, Çemişkezek Ermenileri Kenan Evren, Turgut Özal ile Erzurum Ermeni’si, sonradan Bitlis Ermeni’si olduğunu söyleyen Fethullah Gülen’in aklına uyup, SSCB’den çıkan Rusya’ya savaş açmış, Ermenilerin “Altı vilayet” dedikleri tarihi vatanları ilan ettikleri Karabağ’ı işgal ettirmiş, binlerce Azeri’yi soykırıma tabi tutan Ermeni ordusuna da çaresiz kalmıştı.

Aynı oyun, 2008 Gürcü-Rus savaşında Gürcistan’ın başına geldi ve o da Türkiye’deki dindaşlarına ve soydaşlarına güvenerek Rusya’dan bir güzel işgal yedi. Neyse ki, Hristiyan olduğundan onlara soykırım yapılmadı.

1887-1920 yılları arasında Ermeni isyanlarını başlatan bölücü, nasyonal Sosyalist/faşist terörist olan bu partinin ilk çıkardığı isyanları, Trabzon(Rize kazası), Erzurum, Erzincan, Sivas, Dersim, Diyarbakır, Bitlis, Van’dı. Sonraları, Hakkâri, Mardin, Batman, Muş, Adıyaman, Şanlıurfa ve Mardin gibi Güneydoğu illerinde ve Osmanlı’nın Balkanlar dahil her bölgesinde etkili oldu.

Bu gün Pkk ile aynı amacı güden sözde solcu ve dinci partilerin de ülkemizden koparmak istedikleri topraklar buralarla kalmayıp daha kuzeye ve batıya taşınmıştır.

HINÇAK- TAŞNAK DHP (SDHP)

1887 Ağustos’unda kurulan SDHP, yani Sosyal demokrat Hınçak partisinin, yüz yıl sonra bizdeki adaşını görelim;
Sodep=1983-1985 Sosyal Demokrasi Partisi
Halkçı Parti ile birleştikten sonra;
Shp=1985 Sosyal Demokrat Halkçı Parti(SDHP).

Kurucuları, aslen Bitlis Ermeni’si İsmet İnönü oğlu Erdal İnönü ve Pontus isyancılarından Samsun’ a sürülmüş Hemşin Ermeni’si Murat Karayalçın.

1991 Genel seçimlerinde Hep, şimdiki Bdp olan Ermeni PKK partisi ile ittifak yaptılar ve Ermeni, Süryani, Rum terörü Tbmm’ye bunların elleriyle sokuldu. Bu anlaşma gereğince Hep, SDHP Hınçak partisinin isyan çıkarttığı, 1915’de Ruslara, sonra İngilizlere işgal ettirip Kürdistan kurdurduğu illerde yani ;

Hakkâri, Bitlis, Van, Mardin, Batman, Muş, Diyarbakır, Adıyaman, Şanlıurfa ve Mardin gibi Güneydoğu illerinde SHP’nin milletvekili adayları HEP tarafından belirlenecekti.

SDHP=Sosyal Demokrat Hınçak Partisi

SHP=Sosyal Demokrat Halkçı Parti

İkisinin de demokratlığı İngiliz-Amerikan, ikisi de en büyük sömürgeci devletlerin kara orduları, kuklaları, hedefleri aynı ülke, aynı bölge, aynı millete soy kırım, yağma, talan…

Hepsi, 1887-1920 Arası Osmanlıyı YIKAN İŞBİRLİKÇİ dinci, kinci Müslüman görünen hainlerin, Sosyal Demokrat, Amerikan solcusu ve İngiliz İslamcısı Nurcu, Menzilci, Vehhabi tayfalarıdır.

Bu son senaryoya izin verecek misiniz?

Takdir insanlarındır.

AlaeddinYavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

 

Bu yazı facebook’da böyle başladı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKPKK ile kolkola siyasetleri çok düşündürücüdür

Sosyal Demokrat Hınçak Parti’den Sosyal Demokrat Halkçı Parti’ye

Mor, Bizans’ın ve Süryani Hıristiyanlarının rengidir.

Kırım Tatarı Ahmet Davutoğlu

Alıntı yazı;
Ismet ArslanReutlingen City‘da.

14 saat ·

KAZIM KARABEKİR’İN GÜRBÜZLER ORDUSU VE UŞAK TÜRK OCAĞI…
.
KAZIM KARABEKİR’İN BESLEDİĞİ ERMENİ YETİMLERİ,
HATTA KULELİ ASKERİ LİSESİNE SOKARAK PAŞA YAPTIKLARI,
TAHSİN ŞAHİNKAYA GİBİ,
ERMENİ SOYKIRIMI OLDU DİYENLERE HİÇ SES ÇIKARTMADI,
TAM TERSİNE ETNİK BAKİYE SENDROMU YAŞAYARAK,
HER DARBE DÖNEMİNDE TÜRK GENÇLİĞİNİ İŞKENCELERDEN GEÇİRDİLER !
KAZIM KARBEKİR PAŞA,
ERMENİLERİN TÜRK VARLIĞI İÇİNDE RAHAT EDECEĞİNİ HESAP EDEREK ÖYLE KARAR ALDI,
SOYUNUN GEREĞİNİ YAPTI…
HÜMANİSTLİĞİNDEN DEĞİL…
.
KARABEKİR PAŞA,
ERMENİ YETİMLERİNE SAHİP ÇIKARKEN,
EN ÇOK TÜRK YETİMİ BULUNAN KASTAMONU YETİMLERİNDEN BİR TEKİNE SAHİP ÇIKMADI !
TURGUT ÖZAL’IN BABASINI ERMENİ YETİMİ OLARAK YETİMHANEDE OKUTARAK DEVLET MEMURU YAPAN DA OYDU…
ATATÜRK’E KAÇ DEFA SUİKAST GİRİŞİMİNDE BULUNDUĞUNU HİÇ ANLATMADILAR !
DEVLETTEN BESLENEN KRİPTO ERMENİ YETİMLERİ YEDİKLERİ ÇANAĞA PİSLEDİLER !

KAZIM KARABEKİR PAŞA,
ERMENİ YETİMLERİNİ ASKERİ LİSELERE YERLEŞTİRDİ,
O ÇOCUKLAR ÇOĞUNLUKLA PAŞA OLDULAR,
ASKERİ DARBELER YAPARAK,
HER DARBE DÖNEMİNDE TÜRKLÜĞÜNDEN ŞÜPHE ETTİKLERİ SUBAYLARI TÜRK ORDUSUNDAN ATTILAR,
27 MAYIS 1960,
12 MART 1971,
12 EYLÜL 1980,
28 ŞUBAT DARBELERİNDE HEP TÜRK ÇOCUKLARINI ORDUDAN ATTILAR,
BUNA KARŞILIK ALBAY TALAT AYDEMİR DARBESİ DIŞINDA HİÇ BİR DARBECİ İDAM EDİLMEDİ,
ÇÜNKÜ TALAT AYDEMİR VE FETHİ GÜRCAN TÜRKÇÜ DARBE YAPMIŞTI,
OLUR MU ULAN DEDİLER,
TÜRKİYE’DE TÜRKÇÜ DARBE OLUR MU ?
ERMENİ KÖKENLİ SİYASETÇİLER YALNIZ ONLARI İDAM ETTİRDİ !..
.
BURADA GÖRDÜĞÜNÜZ TÜRK OCAĞINA KAYDEDİLMİŞ ERMENİ YETİMLERİ…
ATATÜRK OLAYIN FARKINA VARINCA TÜRK OCAKLARINI NEDEN KAPATTI DİYE HİÇ SORMADINIZ !.
TÜRK OCAKLARINDAN ÇIKAN ERMENİ YETİMLERİ SONRAKİ YILLARDA TÜRKÇÜ PARTİ BİLE KURDULAR,
KRİPTO ERMENİLER BAŞKAN OLDU,
NE HABER ?
DÜNYADAN HABERİNİZ VAR MI SİZİN ?.
BUGÜN BİLE TÜRK OCAKLARI NEDEN TÜRK DEĞİLDİR,
BİR SORSANIZA !
Savaşta yetim kalan 6 bin çocuğu toplayarak onlardan “Gürbüzler Ordusu” kuran ve bir kısmını da sanayi mekteplerinde yetiştiren Karabekir Paşa, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bu nedenle eleştiri almıştı.
Erzurum ve çevresinde tüm yetimleri toplar, onları yurtlara yerleştirir. Bu yetimlerin büyük çoğunluğu Ermeni çocuklarıdır. 6 bin civarında olan bu Ermeni yetimlerin 4 bini erkek 2 bini kızdır.
Bu yetimlerin bir kısmı zenaata verilirken büyük çoğunluğu Kuleli ve Bursa’da açılan Işıklar Askeri Lisesi’ne kaydedilir. Bu çocuklar daha sonra “Gürbüzler Ordusu” olarak anılır.
27 Mayıs ihtilalini yapan albayların bir kısmının bu yetimler arasından çıktığı söylenir.
Malum olduğu üzere anasız babasız aile ortamından uzak yetişen çocuklar aile sevgisinden ve şefkatinden uzak yetiştiği için ilerde bunlar biraz gaddar olabiliyor. 27 Mayıs darbesinden sonra yaşanan gaddarlıkların bir nedeni de bu olmalı.
Şimdi bu makalenin başından buraya kadar gelen kareleri birleştirdiğimizde, ortaya birçok bilinmez ve endişe dağları çıkıyor…
Bu bilinmezlerin en büyüğü olarak karşımıza çıkan sorular :
1- O dönemde bizzat Kazım Karabekir Paşa tarafından askeri liselere yerleştirilen Ermeni çocukları kimler ?
2- Onların çocukları hatta torunları şu an TSK’da görev alıyor mu?
3- İçlerinden TSK’da görev yaptıktan sonra emekli olanlar var mı? Varsa kimler? Kamuoyuna açıklanacak mı?
4- PKK’lılara bizim çocuklar diyen subayların soy ağacında böyle bir ilişki var mı?
5- Ülkemizi zaman zaman kargaşaya sürükleyen darbe girişimlerinde bulunan isimlerin, Karabekir Paşa’nın çocukları olarak bilinen Ermeni çocukları ile bir ilişkisi var mı?
6- Son dönemde ortaya çıkan Ergenekon yapılanmasında yer alan kişilerin Karabekir Paşa’nın Gürbüz Çocukları ile bağları var mı ?
7- İlker Başbuğ’un Kazım Karabekir aşkının arkasında Gürbüzler Ordusu’yla bir bağ var mı?
8- İnternet Andıcı davasında ifade veren subayların açıklamaları dönemin Genelkurmay Başkanı sıfatıyla İlker Başbuğ’u gösterdiği düşünülürse; Türkiye İlker Başbuğ ile Kazım Karabekir arasındaki sıcak ilişkiyi nasıl anlamalı?
http://www.usakyereltarih.com/…/turk-silahli-kuvve…/125.html
9- İlker Başbuğ’un ağlama duvarındaki fotoğrafları ile oğlu Murat Başbuğ’un yapılan bir PKK operasyonunda gözaltına alınarak tutuklanan Hasan Lala, çekilmiş fotoğrafı ne anlama geliyor.
Hasan Lala Murat arkadaşım derken Genelkurmay Başkanlığı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un oğlunu, PKK sanığı bir kişiyle gösteren fotoğrafın üç yıl önce bir arkadaş grubunda çekildiğini bildirdi.
Bu konunun ve soruların cevaplarının ortaya çıkması için Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başta olmak üzere, tarihçilere büyük görev düşüyor. Eğer ülkemizin yıllardır yaşadığı terör olaylarında Karabekir Paşa’nın çocuklarının parmağı var ise, ülke büyük tehlike altında demektir.
İşte o zaman Ermenistan’da yayınlanan Sobesednik Armenii gazetesi Ermeni ajanın TBMM’de milletvekilliği yaptığı iddiasının doğruluğu tartışma götürmüyor. Somut bilgi ve açıklama gerekiyor.
Hatta bu gazete çıkar da Türk Ordusu’nda da 3 bin tane Ermeni Ajanı subay yirmi yıldır görev yapıyor derse, şaşırmayalım.
Türkiye Cumhuriyeti’ni bu duruma düşürmemek için, devletin resmi kurumları harekete geçmelidir.Bu konuda bir zaafiyet var ise, tek tek ortaya çıkarılmalı ve ülkenin rahat nefes alması sağlanmalıdır.
ERMENİ YETİMLERİ,
ERMENİ PKK’YI BİTİRECEK DİYE KIRK YIL KENDİNİZİ KANDIRDINIZ,
BU KADAR GAFLET OLABİLİR Mİ ?!!
PKK’YI KASTEN BİTİRMEYEN ERMENİ YETİMLERİ,
11 BİN GARİBAN ASKERİMİZİ ÖLDÜRTEREK İNTİKAM ALDILAR,
HALEN ÖLDÜRTÜYORLAR…
YILLARDAN BERİ,
PKK’LI GURUPLARI İMHA ETMEK ÜZERE İKEN GERİ ÇAĞIRAN OMUZU KALABALIK İTLERİN KİM OLDUĞUNU HİÇ SORGULAMADILAR ‘
UYAN EY SÜRÜ,
UYAN ARTIK !!

Yüz yıl arayla kurulan iki SDHP, ikisi de Ermeni, son darbeyi vurmak için, Müslüman görünümlü AKP’yi ayakta tutabilmek için, Tbmm içi ve dışı muhalefet partilerinin tümü ve görsel-yazılı basınları da iktidar partisini ayakta tutmak, gelişen halk tepkilerine karşı gaz almak için birlikte hareket etmektedirler.

Büyük ümitlerle desteklenen CHP’nin başına getirilen, Dersim isyanlarının önderi, kripto Gregoryen Ermeni Seyit Rıza’nın çetelerinden olan aşirete mensup Tunceli’li Kemal Kılıçdaroğlu, geçen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağ F.Gülenci partilerin adayı Yozgat Ermeni’si Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyerek, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesini sağlamıştır. Daha dün Cumhuriyet gazetesinin yazdığı, “CHP, Abdullah Gül’ü aday gösterecek” haberi bu gün, CHP’nın yarı resmi organı Halk Tv’de Ayşe Aslan’ın programında onaylanmış ve savunulmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu, partisinden seçim ittifakı ve aday gösterme konusunda tam yetki almıştır ve bölücü Ermeni, Süryani, Nasturi, Yahudi/Yezidi- Rum hareketi olan PKK’nın siyasal kolu BDP ile ittifak kuracağı da bilinmektedir.

Benzer şekilde, AKP ve önderi R.T.Erdoğan’a her türlü küfür eden MHP Genel başkanı, 1915’de Suriye’ye sürülmüş, 1917’de geri dönen, Urfa Siverek- Adana Bahçeli hattında yaşayan bir Ermeni aileye mensuptur. Bunun ilk araştırmasını da Ecep Tayyip Erdoğan yaptırmış, Cezmi Yurtsever adlı bir tarihçiye yayınlatmıştır. AKP’ye iltica olayıncan sonra aynı tarihçi, D.Bahçeli’nin Ermeni olmadığını iddia etse de kendisi de inanmamıştır. Çünkü aynı belge benim bloglarımda (Alpaslan Türkeş Devlet Bahçeli Ermeni mi- keykubatblogspotcom) kendi sitesine linkli olarak vardır. Devlet Bahçeli de adeta AKP’ye iltica ederek kendi partililerinin istifasına dahi neden olmuştur.

Erzincan Eğin Ermeni devşirmelerinden olan ve 1967’lerde Almanya’da aldığı istihbari eğitim sonrası gelip Türk Solunu bölen, TİP’i parçalayan Doğu Perinçek, 2008’in sonunda başlayan Ergenekon tiyatrosuyla Silivri koloni mahkemesince mahkum edilmiş, beş yıl sonra dışarı çıktığında o ve ordu mensubu, sivil arkadaşları AKP’li olmuşlardır. Bu gün, Cumhurbaşkanı adayı olmak için 100.000 imza kampanyaları düzenleyen D.Perinçek de böylece yerini belli etmiştir.

Diğer muhalif Temel Karamollaoğlu, merhum Necmettin Erbakan’ın partisine sadık kalmış, AKP ‘ile gömlek değiştirmemiş birisidir ve aslen, Sıvas Gürün’lü olup, Sivas’tan yakın komşu ili Kahramanmaraş doğumludur. Nu iki şehrinde Ermeni ve Rum isyanlarının çıktığı, Türk ve Müslüman soykırımlarının yoğun yaşandığı bölgeler olması dikkat çekicidir.

“Olmayasın şu üç beldenin birinden;

Divriği’den, Darende’den,

Güründen…

İlle de Gürün’den…” özdeyişi de bu siyasinin kökeninin pek hayırlı olmadığını anlatmaktadır. İlçenin sağlık ocağının arkasında hala Ermeni Kilise kalıntısı olduğu anlatılır. Kumkapı Ermeni Kilisesince okutulan, “Bu topraklar pis Türk kanının temiz Ermen kanıyla yıkanarak temizlenecek….” diyen ve Ergenekon kumpasında orduya iftira atmak için harcanılan Hirant Dink de Gürün’lüymüş. Yani, Sünni Müslüman gibi beş vakit namaz kılan Gregoryen Ermeniler ülkesi. Gerisini siz araştırın artık.

 

 

Recep Tayyip Erdoğan, kendisini aslen Batum’lu Gürcü olduğunu ve Rize Potomya ilçesi Pilihoz/Dumankaya köyüne dedelerinin gelip yerleştiklerini söylemesiyle hepimiz onu Gürcü bildiysek de, eski baş danışmanlarından Akif Beki, “Recep Tayyip Erdoğan’ın harfleri” kitabında cumhurbaşkanının dedelerinin Siirt’li imamlara dayandığını yazmıştır. Siirt, Nasturi ve Yezidi Hristiyanların bol olduğu, Ermeni-Kürt isyanlarının en çok çıktığı bölgedir. Gürcistan Avrupa Parlamentosuna 2003’de verdiği azınlık raporunda, Süryani ve Yezidi Kürt isyancıların, Osmanlıdan kaçarak Gürcistan’a sığındıklarını, Süryanilerin dini yakınlık yüzünden olsa gerek Batum’a Yezidilerin ise Tiflis tarafına yerleştirildiklerini yazmaktadır. Cumhurbaşkanı da Siirt’ten evlidir ve Tbmm’ye Siirt milletvekili olarak girmiştir.

Önceki başbakan Mesut Yılmaz o da Rize Hemşin Ermenilerindendir.  Bunların hepsinin Atatürk düşmanlıklarının arkasında, Rizeliler ve doğu Karadenizliler ile onların sürgünleri 1917-1922 arasındaki boşluktan dolayı bağımsız kalabilmiş Pontus Rum Cumhuriyeti’ni tanımadığı, Kürdistan kurmak amaçlı 1925 Şeyh Sait isyanından yararlanarak Şapka Kanunu isyanı çıkarmışlar ve bastırılmışlardır.

İsmet İnönü, Bitlis’li (Malatyalı diye yazılır)

Bülent Ecevit, Merzifon

Kenan Evren, Manisa aslen Tunceli

Turgut Özal, Tunceli Çemişkezek

Süleyman Demirel, Isparta aslen Ermeni sürgünlerinden

A.Necdet Sezer, Afyon Karahisar’lı olmasına rağmen, Doğu-Güney doğu sürgün Ermenilerinden olduğu iddia edilir. Karısı Semra Kürümoğlu’nun, İsmet İnönü’nün de ait olduğu aslen Bitlis’ten yayılma Kürümoğulları ailesinden olduğu da dillerde dolaşmaktadır.

Bitlis Ahlat Gazetesi internet sayfasında;

“Başta Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü olmak üzere, Türk dünyasına pek çok alanda üstün hizmetler sunan başarılı insanlar çıkaran Kürümoğlu Ailesi, Türkiye genelinde ailelerine mensup kişilere ulaşmak ve tüm aile mensuplarını bir araya getirmek amacıyla 07 Şubat 2009 tarihinde Bursa’da, 8 Mart 2009 tarihinde İzmir’de, 5 Nisan 2009 tarihinde İstanbul’da ve son olarak 12 Nisan 2009 tarihinde Ankara’da toplantılar düzenlediler “ ifadesi durumu anlatmaya yeterlidir. (http://archive.is/qfnvK)

Abdullah Gül, Siirt’li Yezidi Kürt’ü (Yezidiler Kripto Yahudilerdir)

Recep Tayyip Erdoğan, Rize-Batum-Siirt Ermeni-Kürt isyan üçgeni

Hepsi, Ermenilerin Pontus Ermenistan’ı, Batı Ermenistan olarak tabir edilen doğu Anadolu vey Süryani, Ermeni bölgeleri olarak bilinen Güney doğu Anadolu çıkışlı.

Bunlara sorsan hepsi Türk’üm diyor. İyi de Türk iseniz, “Avrupa Amerika bizi istiyor” diyen Hemşin Ermeni’si Mesut Yılmaz gibi hep batılılar sizi seçiyor, bu seçilenler hep Pontus ve Ermenistan coğrafyasından seçilmiş siyasiler, cunta generalleri, bürokratlar olarak çıkıyor ve niye bizi bunlar yönetiyor?

Bunlar Osmanlı ve Atatürk’e niye İsyan ettiler ve niye Atatürk ve Türk düşmanlığı yapıyorlar?

Niye bir tane Rum, Ermeni, Yahudi-Musevi olmayan devlet adamı yok?

Alaeddin YAVUZ

 

 

 

Reklamlar

About Alaeddin Yavuz

55 years old man,Turk, blogger, anti war, antiemperialist, socialist, since 1978's leftist, religionless, peacemaker, antiracest, retired constable, married, have two children, live in Istanbul- Turkiye Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Selçuklu ile Osmanlı'nın çöküşünde, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, Şapka yasası bahanesiyle çıkartılan çok sayıda iç isyanın, yine Atatürk'e 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ve onların ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Tarih boyunca devletler dinleri, dinler devlet siyasetlerini belirlemiştir. Bilinenlere göre, Sümer ile başlayan din ile devlet siyaseti belirleme, Babil, Asur, İran ve Roma ile sürmüştür. Bu günde, devletler ve dinler günümüzün Roma'sı A.B.D. tarafından yeniden düzenlenmektedir. Yeni tanrılar ve Mehdiler çoktan piyasalara sürülmüştür. Siz, dinlerinizi değişmemiş zannedin durun. Bunları seçtiğimizi zannettiğimiz, onlara çalışan siyasiler, askeri, sivil bürokratlar, eğitimciler, yazar-çizerler ve din adamları yardımıyla yapmaktadır. Din adamları tarih boyunca, daima halka çobanlık eden hakim sınıfın ortağı olmuşlardır. Temel ilkeleri, "Korkut, Kandır, Köleleştir. Ölüm sonrası sonsuz yaşamada, "ebedi mutluluk" vaadini kaçırmakla korkuturlar; Cennet, ve ebedi yaşam mükafatlarıyla kandırırlar; Siyasi ve dini otoriteye itaate razı ederek köleleştirirler. Halka hizmet eden, devlet ve egemen sınıfa karşı koruyan tek bir din yoktur. Tüm yasalar, halkın aleyhine yapılır. Egemen sınıflar yargı tanımazlar. Çobanların sürülerini koruyup, otlatıp,sulayarak beslemeleri ve satmaları gibi, din adamlarının ortağı egemen sınıflar da halkı, küçük refah artışları, dini bağnazlığı körükleyerek kendilerine bağlar, güç ve şöhret kazandıracak savaş iç savaş, terör, işgal olaylarında da kurban ederler. Aynı çobanın sürüsüne yaptığı gibi. Günümüzde Kombine Tesisleri çağdaş hayvancılık ile cağdaş devlet anlayışını daha açıklanabilir hale getirmişlerdir Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez. Takdir sizindir.
Bu yazı Tarih içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.