Alaeddin Yavuz, keykubat, adilyargic, adilyargicc

Alaeddin Yavuz


1961’de Çanakkale Biga Yenimahalle köyünde doğdu.
İlk ve orta öğretimini Balıkesir/Bandırma Edincik ilk ve orta okullarında tamamladı.
1979 yılında Bandırma Endüstri Meslek Lisesi Metal İşleri Bölümünden mezun oldu.
Ailevi şartlardan Üniversiteye devam edemedi.
Mart 1981’de İzmir Hacılarkırı Ulaştırma alayı Çvş Tlmgh ve Kırklareli 33. Piyade Tümeni Ulaştırma Bölüğünde askerliğini yaptı.

Askerden gelince iş bulamadım ve Edincik Marmara Birlik Zeytin Kooperatifinde hamallık yaptım.

1982’de askerlik görevini tamamladı, bir süre hamallık, inşaat, çelik kontstürksiyon işleri ile Balıkesir Güvenal Batos fabrikasında kaynakçı olarak çalıştı.
1983’de Polisliğe girdi ve 2002’de emekli oldu.

Polisliği sırasında AÖF İş İdaresi (4.yıl) Bölümünden mezun oldu. Aynı dönemde Orta öğretimde Fransızca eğitim almasına rağmen İngilizce öğrenmeye merak etti. İki yıldan kısa sürede kendi kendisine İngilizce öğrenerek Emniyet Turizm Şube Müdürlüğünde mihmandarlık, Turist Müracaatlarının alınması, Asliye, Ağır ceza ve DGM’lerde tercümanlık görevlerinde bulundu.

Avustralya’lı karıkoca polis ziyaretçileri ile 1999 Turizm Şube Müdürlüğü

2004 yılında, ülkenin her tarafını kara çarşaflı Nurcuların, bilmem ne tarikat mensuplarının sarması, ulusal televizyon kanallarından sürekli “TÜRK DÜŞMANLIĞI VE ŞERİAT PROPAGANDASI” ile çarpıtılmış Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti tarihlerinin anlatılması, tarikat toplantıları yüzünden asansörün dizilen ayakkabilardan açılmaması yüzünden de sinirlenince mücadeleye karar verdi.
Tutanak, polis resmi, adli yazışmaları dışında, makale, kitap yazarlığı gibi tecrübesi olmadığından önce ulusal internet gazetelerindeki haberlere yorumlar yazdı.
Bir süre sonra çocukluğundan beri kendisine “keykubat” denilmesinden esinlenerek “keykubat.blogcu.com’u” açtı.
2006 yılına kadar haber yorum ve kısa makale denemeleri yaparak yazmaya kendisini alıştırdı.
Gazetecilerin haber yorum yazılarının,tv’lerden ve basın yoluyla silinmesini rica etmeleri üzerine yüzlerce yorum yazısını sildi.
Bazı gazeteciler kendisini kast etmediklerini, yaptığıma üzüldüklerini söylediyseler de olan olmuştu.
İlk ses getiren yazısı “YARATILIŞ AYETLERİ” adlı yazısıydı. Daha sonra düzenleyerek yazı başlığını “DEĞİŞİK İNANÇLARDAN YARATILIŞ” başlığıyla düzenledi. Samanyolu Tv, akşam haberleri canlı yayında zamanın Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e şikayet etti.
Ülke Tv ve Habertürk kanallarında programa katılan yandaşlarca yüzlerce ölüm tehditleri aldı.

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları heyeti olan bayan yargıçlar Kadıköy feribotunda 1990.
Türkiye hakkında olumsuz rapor vermek için görevli geldiğini söyleyen bu heyeti, bu vapurda ben Üsküdara Gider İken Aldı da Bir Yağmur” şarkısını söylerken onlarda bu şarkıyı kendi dillerinden söylemeye başladılar. Yolcular, resmi polis memuru ile turist bayanların bizim şarkımızı söylediklerini görünce herkes güverteye hücum etmiş, vapurun arkası çökmüştü. Halkımız büyük bir ikram yarışına girdi ve masamız bir anda doldu. Tabi kimse bir şey yemedi, sonra adliyeye ve başka adliyelere gittik, ülkelerine yolladım. Türkiye’nin insan hakları raporunu, halkımızın bu yüce gönüllülüğü yüzünden vereceklerini, böyle medeni bir toplumun A.B dışında kalamayacağını söylemişler ve bunu yaptıklarını gösteren AB gazetesini bu resimler ile bana posta ile göndermişlerdi.

Bu tehditler, “DELİÜZZAMAN MI BEDİÜZZAMAN MI?” yazısı ile zirve yaptı. Çünkü, tarikat toplantısı yapan komşusuna bu yazısını vermiş o da Üsküdar F.Gülen cemaat merkez binasına götürmüş. Bir gecede 147 ölüm tehdidi buradan geldi.
Kısa sürede blogcu.com’u Habertürk gazetesi satın aldı ve blog yazıları hacklenmeye başlandı.
Her gün blogunu açtığında sayfaların yarısı kaybolmuş, resimler silinmiş, 100 sayfalık yazıdan iki sayfa kalmış halde yazılarını bulmaya başladı.
Sonunda bloguna girişi engellendi ardından tamamen kapandı. İade edildi, tekrar kapatıldı.
Sonunda “TACI HAİNE GİYDİREN MİLLETİN KANI DİNMEZ” başlıklı keykubat.blogcu.com” u terk edip “Türkiye Türklerindir” başlıklı, “keykubat.blogspot.com”u açtı. Engellemeler yüzünden aynı blogu “alaeddinkeykubat.blogspot.com” KEYKUBAT rumuzu adıyla yazılarını yayınladı.

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Heyeti, Fin, Norveç, İsveç, Danimarka uyruklu 4 hakimdi. Bir de İstanbul İnsan Hakları Derneği Başkanı yerli ve ben vardık. 1990 baharı Kadıköy adliye çıkışı iskelede bir kafedeyiz

Burada da engellenip bloguna giremez hale gelince “TACI HAİNE GİYDİREN MİLLETİN KANI DİNMEZ” başlıklı “alaeddinyavuz.blogspot.com” blogunu açtı ve “adilyargic” rumuzuyla yazmaya başladı.
2010 Referandumuna bir ay kala “2003 Gürcistan Azınlık Raporunda Süryaniler, Yezidi Kürtler” başlıklı, Gürcistan resmi internet sitesinden alıp dilimize çevirdiği yazı yüzünden Google şirketinin sahibi ülkemize davet edildikten sonra 600 kadar blogla birlikte blogu silindi.
Hemen “adilyargicc.blogspot.com” blogunu açtıysa da okurlarının çoğunu kaybetti.
Silinen “adilyargic” blogu, Google şirketinin basın ve fikir özgürlüğüne saygı açısından fikir değiştirmesiyle referandumdan 15 gün sonra iade edildi.

Adilyargıç, mitolojide terazi mizanı kontrol eden, kalbi, sevapları, günahları adil tartan tanrıdır. Ger.ek yaşamda eğitilmiş insanın vicdanıdır. Devletler,bağımsız, yarı sömürge karakterlerine göre siyasal ve ekonomik düzenlerle yönetilildiklerinden , yargıçların kanaat yetkileri, devletin düzenine uygun kanunlarla sınırlıdır. Bu farkı bilmem yüzünden ömrümde asla yargıçlık özentim olmamıştır.

Böylece biri kapalı (4) dört blogu oldu.
İlerleyen zaman içinde “worldpress.com” tarafından tanınan “ücretsiz blog hakkını davet üzerine kullanarak “alaeddinyavuz.worldpress.com” blogunu açtı.
Sadece yazıları “7,5” GB üzerinde tarihi, dini kitaplardan derlemeler ve yüzlerce çevirilerden oluşan araştırma yazılarından esinlenen Diyanet dahil bir kaç din araştırmacısı hoca, ilk kez benim yaptığım “Hud Suresi 7.” ayet gereğince Kur’an’ın Tevrata atıf yaptığı tespitim ve Müslüman din adamlarına “Değişik İnanışlardan Yaratılış” yazımda yaptığım çağrım üzerine, Tevrat’tan Sümer’e İslam’ın kökenleri üzerine yazılar, kitaplar yazdılar. Çünkü bu yazım öyleydi.

“Dini din ile vuruyorlar” diyerek beni CHP’nin Gizli Kalemi” ilan eden Cemil Çiçek’ten güç alarak bana ölüm tehditleri gönderenler, sonunda benden ibret alıp, beni taklide başlamışlardı. Bu konu dincilere verdiğim ilk eğitim olmuştu.
Sonunda NAMAZ’ın İslam dini ile alakası olmadığını, tüm dinlerde olduğunu, “besmele, lailaheillallah, Allahüekber, Allah” gibi tevhid ifade eden dini sözlerin İslam’dan 3500 yıl öncesine uzandığını belgeleri ve videoları ile vermemden sonra dincilerimizin büyük değişimlerine tanık olduk.
Türkiye’de ilk kez adam gibi “antiemperyalist sosyalizm” anlayışını halk diliyle ifade eden kişi oldum. Yazılarımdaki tespitlerin çoğu, insanlık tarihi boyunca benden önce yapılmamış tespitlerdir.
Kısaca aklıma gelmeyen daha bir çok başarımı yazılarımda okuyarak bulabilirsiniz.
Artık, yorulduğuma karar verip bir süre dinleneceğimden iki facebook sayfamı kapatıp, inzivaya çekiliyorum.
Çünkü, geçen 15 yılı bulan mücadele zamanım içinde yazmak istediklerimden çok daha fazla konuda yazdım ve kendimi de bu arada eğitmiş oldum. Yazacak pek bir şey kalmadığını da düşünüyorum.
Turizm polisi iken, yabancıların “Türkler, yobaz, barbar, peygamberiniz pedofilik, padişahlarınız homoseksüel sapıklar suçlamalarının kaynağının da Tevrat, İncil olduğunu belgeleyen yazılarım 2013’lerde Vatikan tarafından 20 bilgisayar ile 20 gün incelendi. İstifa eden Ratzinger sonunda “PEDOFİLİ,HOMOSEKSÜELLİĞİNHRİSTİYANLIKTA OLDUĞUNU” resmen kabul ettiğini açıkladı.
1096’lardan beri süregelen HAÇLI SEFERLERİNİN TÜRKLERİ HOMOSEKSÜEL LUTİ KAVİM” diye suçlamaları ve ele geçirdikleri Türk askerleri ile köylülerini evlerine, camilere doldurup diri diri yakmalarının sebebi de “LUTİ TÜRKLERİN RUHLARININ ATEŞTEN GEÇİRİLEREK TEMİZLENMESİ”ni emreden İncil ve Tevrat ayetleri gereğince yapılıyordu.
Bu kabulden sonra zaferimi bu haberi koyduğum yazıma da coşkudan “DİNLER, CİNSEL SAPIKLIKLARIN TEMELİDİR” başlığını koymuştum.
Bu yıl bu başlık nedeniyle de yargılanıp berat ettim.
Artık hiç bir haçlı PAPA’sı, Türk ve Müslümanların “LUTİLİK SUÇLAMASIYLA TOPLU YAKILMASINI EMREDEMEYECEKTİR”. Bunlara güven olmaz ama, en azından ilkelerine uymaları beklenirse böyle olacaktır.
İslam alemine bu hizmetimi de sayfalarım, yazılarım gibi bir miras olarak bırakıyorum.
Şimdilik hoşça kalınız.
Alaeddin Yavuz

Reklamlar